Göç Şiiri - Elbeyi Eyyuboğlu

Elbeyi Eyyuboğlu
23

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Göç

Eski bir gölgenin peşinde yoruluyor dizlerim..
Adımlarım, kendi izini silen bir rüzgârın peşine takılı.
Ben artık, haritası çizilmemiş, tanımadığım bir menzilin susuzuyum;
Dudaklarımda bir serap tadı, bağrımda kavuran bir kum fırtınası.
Hangi kapıyı çalsam, ardında bir veda uykusu serili,
eşikler yorgun, kilitler ise suskunluğun pasıyla mühürlü.
Hangi sokağa girsem, ucu çıkmaz bir sonsuzluk kuyusu;
Duvarlar üstüme devrilen birer dilsiz şahit, gökyüzü ise dar bir tünel ucu.

Ölüm; Hiç görmediğim bir dostun, hiç giyilmemiş gömleği gibi duruyor üzerimde.
Kumaşı sabırla dokunmuş, düğmeleri sükûnetten iliklenmiş...
Ne yakası dar geliyor ruhuma, ne kolları uzun geliyor heveslerime.
Sadece, bu dünya sofrasındaki tuzun tadı kaçtı, dili yakan o lezzet bitti;
Ekmek bayatladı, kokusu çekildi fırınlardan,
suyun rengi griye çaldı, içindeki o berrak hayat nehri çekildi.

Bir gurbetçinin vatan özlemi değil bu..
Bir toprağın, bir bayrağın, bir sınırın sancısı hiç değil.
Kuşun gökyüzünü, balığın derinliği arzulaması da yetmez bu hali anlatmaya;
Bu, tohumun toprağın karanlığına, o zifiri rahme duyduğu mukaddes hasret.
Çünkü bilir tohum, toprağın bağrına düşmeden büyümez sancı;
Çürümeden başak olunmaz, dağılmadan toplanmaz rızık.
Yıkılmadan saray kurulmaz, viran olmadan bulunmaz o gizli hazine,
Ve ölmeden, hakiki hayatın o kamaştıran ışığına göz açılmaz.

Heybemde biriktirdiğim şu "ben"lik kırıntıları..
Gururun paslı çivileri, kibrin ağır taşları...
Fırtınada savrulan kuru yapraklar gibi ne kadar da değersiz şimdi.
Biriktirdiğim ne varsa, avuçlarımda eriyen birer buz parçası.
Ben, aynada gördüğüm şu çizgili, şu yorgun yabancıyı değil;
Aynanın arkasındaki o berrak sırrı, o sırsız hakikati özlüyorum.

Zaman;
İnce bir kum saati gibi akarken parmaklarımın arasından,
her zerre, bir öncekinin boşluğunu doldurmak için acele ediyor.
Anladım ki; her nefes, alınana borçlu kalmamak için verilirmiş,
meğer hayat, emaneti sahibine iade etme telaşıymış.
Ve asıl hürriyet,
kafesin kapısı açıldığında, göğün boşluğuna uçup gitmek değil;
Kafesin kendinden, o demir parmaklıklı "can"dan vazgeçebilmekmiş..

Artık hazır heybem, yollar inceldi, ufuk silindi;
Vakit, kendi karanlığımdan doğacak olan o büyük aydınlığın vakti..

Elbeyi Eyyuboğlu
Kayıt Tarihi : 31.1.2026 16:27:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!