Merhaba!
İnsanın sevdiğine olan özlemini gidermek istemesi adına içtenlikli bir “merhaba” diyebilmesi için söz konusu kişinin fiziki olarak ille de yanında olması gerekmiyor, biliyorsun değil mi?
Eğer özleyen özleneni her an, her saniye yüreğinde hissediyorsa; alınan her nefes onsuz zehir zıkkım gibi batıyorsa yüreğine; o, artık damarlarda akan kanın her zerresine bulaşmış ve kutsal bir tapınak gibi bir daha yıkılmamacasına yüreğinin orta yerine nakışlanmış demektir.
O yüzden, o yüzden şimdi sana yüreğimin en çılgın, en delişmen berraklığıyla kocaman bir “merhaba” diyorum.
Her an, her saniye bir yediveren gibi yüreğimde dal budak salmışken, uzak oluşundan nasıl söz edebilirim ki?
Ama yine de keşke şimdi yanımda olsaydın be! Yanımda olsaydın da, yokluğunun bu şehirde yarattığı çekilmez donduruculuğa inat, gözlerindeki tükenmez parıltının yakıcı sıcaklığıyla üşüyen şu bê xwedî yüreğimi ısıtabilseydin!
Aaah! Şimdi yanımda olsaydın da yüreğini yüreğimde kafesleyip, dünyayı dört mevsimin dördünde de hercai menekşe bahçesine dönüştürseydim.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




kutlarım:)
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta