Artık anlamı yok durmanın burda,
Bir koca nesil yok olup gittiler!
Hani eskiyenler olurya hurda,
Onlarda misli hurda olup gittiler!
Tek hayalleri bir çift öküz, bir kara saban parası,
Canlarını aldı maden ocaklarının kazması,
Hey canına yandığımın Alamanyası,
Seni bir kere şööyle görüp gittiler!
Nice Koçyiğitler ömrünü tüketti,
Niceleri kendini sana feda etti,
Gözün aydın Alamanya, ilk neslin nesli biti
Baha biçilmez yılları sana verip gittiler!
Bir çoklarına mezar oldu, maden ocakları,
Kobay diye çoklarını doğradı, Alman doktorun bıçakları,
Kim yeşertecek bilmem sönen ocakları? !
Alev alev yanarak kül olup gittiler!
Gayrı sevin artk bizi tuş ettin,
Mark verdin amma, gönülleri boş ettin,
Düzdeydi yollarımız, yönümüzü yokuş ettin,
Yolunu şaşıranlar bir yol sorup gittiler!
Aklımızı başımızdan aldı, sarışın mavi gözlü avratlar,
İffetimize el uzattı, bed yüzlü hoyratlar,
Türediler çevremizde, boynuzlu gavatlar,
Öz değerler namına ne varsa satıp gittiler!
Köreldi vicdanalar, iyi-kötü seçemez olduk,
Mark sevdasından bir türlü geçemez olduk,
Kırıldı kolumuz kanadımız, uçamaz olduk,
Örf-adet, ahlak ve törelerimiz uçup gittiler!
İşte böyle, bir nesil, bir millet kaybolup gitti,
Masallardaki bir varmış, bir yokmuş misali,
Ne olacak İlahi, geride kalanların hali? !
Has tohumları çorak arazilere ekip gittiler!
YILLAR ÖNCE BU GARDA BİR TREN DURDU,
BİR YANIK SİREN SESİ YÜREKLERİ KAVURDU,
BU İSTASYONA BİR GARİP YOLCULAR GELİYORDU,
BURDA SADECE BİR YOL MOLASI VERİP GİTTİLER !
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...



