"Acelesi yok" deriz.
İçinde bulunduğumuz andan daha iyi, daha uygun bir an bekleriz. Habire başka günlere erteleriz, sonra daha başka günlere, aylara, yıllara öteleriz.
Oysa mutluluk; gidip kapısında çay içeceğimiz bir arkadaş, bir dost değil ki bizi her zaman oturmaya beklesin, özlediğinde arasın sorsun, ya da gelip bizi ziyaret etsin.
Mutluluk hayatın kendisi. Hayatı ihmal etme gibi bir lüksümüz olmamalı.
Hayatı ihmal etmek, kendimizi yok saydığımız anlamına gelir.
Kime sorsak, her üç kişiden ikisinden, 'güzel bir hayat yaşayamadım, mutlu olamadım, mutluluğa giden yolların önünde hep bir engel vardı' diye cevap alırız. Oysa mutluluk hep yanı başımızdadır, hep bir nefes kadar yakındır bize. Mutluluk dünyaya gelişimizin sebebi.
Ellerin neden soğuk,üşümüş müsün?
Gerçek misin,düş müsün?
Kar mı yağdı sokaklara,rüzgar mı esti?
Üşümüş müsün?
Odaları bir büyük sessizlik almış
Devamını Oku
Gerçek misin,düş müsün?
Kar mı yağdı sokaklara,rüzgar mı esti?
Üşümüş müsün?
Odaları bir büyük sessizlik almış



