var git başımın belası
takvimler sensiz de
akar gider nasılsa...
arsız kasım yeli
kırdın bütün dallarımı
baharına duran tomurcuk
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




ödünc verdigin cocuksu sevinlerin,
iltica ettiler icimdeki memlekete,,
kesildi arsiz arsiz esen kasim yellerin,
kapandi simdi düslemek icin beni gözlerin...
Ayşe hanım yine harikalar yaratmışsınız..
Gelen her Eylül ayı ile birlikte öylesine ardına kadar ve içerden açıyoruz ki hüzün kapılarımızı ..., göz açıp kapayıncaya kadar kısa süre de ardından gelen Kasm sanki hazır sofraya oturuveriyor...
Neredeyse belki sevinçlerinden daha çok acıları ile öne çıkıyor bu ay, karanlık gibi ...
Kutluyorum şiirinizi, yüreğinizi, saygı ile ...
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta