Git! Hiçbir kırıntın kalmasın içimde. Yarım kalmış sarhoş-
luklarınla,edinemediğin alışkanlıklarınla,yaşanmamışlıkla
rınla…
Git!
Git! Dokunuşların kalmasın etimde. Olmayan sabahlarınla,
yitip giden aşklarınla,kaybolmuşluklarınla
Git!
Mevsimler düşledim seninle,her biri gök mavi. Sana binler-
ce yanan tenim,kaç okyanus geçti unutabilmek için seni,sen
bilmedin. Sabaha karşı azan bu hıçkırık nöbetlerim,nicedir suskun
Nicedir özlemiyor tenini ellerim.Yüzünü gözlerimden çıkaralıberi,
daha az yanıyor gözlerim… Ki onlar seni görmeden,bir an bile
kurumazdı.
Şimdi gidişinin seremonisi saçıldı dört bir yanıma. Ama
ben nedense yanmıyorum gidişine,yüreğimden göçüşüne.
Git! Git diyebiliyorum artık utanmadan,korkmadan. Tek bir
damla akıtmadan gözlerimden,etimden…Git diyebiliyorum.
Meğer ne kolaymış senden geçmek.Bilmedim asla bunu,
bilemedim…
Şimdi anlıyorum ki; SENİ SEVDİKÇE
BENDEN GİDİYORSAN
GELMEN İÇİN
SENDEN GEÇMELİYİM.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta