Eskiden göğsümde kuşlar uyurdu,
Gülüşüm baharın müjdesiydi yar.
Şimdi ruhumun içini kara kış vurdu,
Ömrümün üstünde buzdan izler var.
Yolumu yitirdim, izi kalmadı,
Güneşten payıma sızı damladı.
Kimse bu yangını duyup sarmadı,
Savruldu gençliğim toz duman gibi.
Ne çiçek açacak bir dalım kaldı,
Ne de tutunacak umut uyandı.
Zaman benden bütün varımı aldı,
Dönüyor başımda bir devran gibi.
Güllerim devrildi, feryat içimde,
Karanlık bir gece her bir biçimde.
Ölmek de gülmek de ayrı seçimde,
Duruyor karşımda bir zindan gibi.
Mevsimler değişti, ben değişmedim,
Kaderle bir türlü barışamadım.
Kendimi kaybettim, birleşemedim,
Sustu fırtınam bir konuk gibi.
Vurgun yedi düşler, hüsranla doldu,
İpekten hayaller sarardı soldu.
Şu geniş dünyada yerim mi kaldı?
Sığmadım göklere bir kartal gibi.
Şehrin en sağır, en kör yerinde,
Yaram sızlar ruhun en derininde.
Mazlumun ahı var belki ellerimde,
Diz çöktüm hayata bir kurban gibi.
Dağlara taşlara vursam başımı,
Gören yok gözümün kanlı yaşını.
Kendi ellerimle diktim mezar taşımı,
Gömüldüm maziye bir destan gibi.
Kül oldu umutlar, bitti dilekler,
Sırtımda yük oldu zalim seneler.
İçimde kor ateş, dilde tövbeler,
Yanıyor yüreğim bir volkan gibi.
Canım çok yanıyor, tarif edilmez,
Bu ahvâlden gayrı geri dönülmez.
Bilinmez bir yol bu, sorsan denilmez,
Gidiyorum işte bir üryan gibi.
Dünya bir han imiş, biz ise yolcu,
Böyle yazmış kalem, budur sonucu.
Garip Murat der ki; bitti bu sancı,
Sıyrıldım nefsimden bir nâdan gibi.
Kayıt Tarihi : 28.04.2026 03:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!