Öyle hatırlıyorum ki o günleri
Şimdi aklımdan geçenler senli
Senli hatıralar şimdi hüzünlü
Gidişin belki de yaprak dökümü…
Çocuk yüreğimle
Durma bir yanına koşardım
Tahtalardan sökülen çivileri doğrultmak için
Çatal ağızlı küçük bir çekiç vardı
Dökülmüş boyası
Ya mavi ya da kırmızı renkti…
Her neyse
Mavi ya da kırmızı
Gülüşün cana yakın renkti…
Gittin yüreğime doldu sızı...
Çivileri sökmek ve doğrultmak çok hoşuma giderdi
Çiviler yeni ve eskiydi
Hem de olabildiğine eğri büğrüydüler
Ama ben neşeyle işimi yapardım hep
Senden bir aferin alayım diye
Dahası senden bir usta lafı duyayım…
–Usta usta getir çivileri
Diye seslenirdin.
Çabucak koşar
-Buyur Hafis’im der uzatırdım çivileri.
-Aferin sana usta
Der ve saçımı okşar yüzüme gülerdin.
Gözlerinde
Sıcak ve şefkatli bir bakış vardı…
Bazen çekici elime vurur gizlemeye çalışırdım.
Tabi sen duyardın ve anlardın
Her çekiç darbesinde ah çekişlerimi
-Acele etme,
Dikkat et usta,
Eline vurma,
Çok acıyor mu
Diyerek halimi sorar sızımı paylaşırdın.
-Hayır acımıyor der ve parmağımı emerdim…
Aslında öyle acıyordu ki,
Geri döner gözyaşlarımı silerdim.
Belki de bu acının bin kat fazlasını sen yaşadın
Ömrünün son günlerinde…
Ama bugün gözyaşlarımı silmiyorum
Çünkü bugün bir temmuz…
Faytonuna binerdik
-İnin aşağı eşşeoğlular
Demez ve kızmazdın.
Çünkü biliyordun
Çocukların her zaman oyun içinde olduklarını
Gözlerimizdeki sevinci anlar
Gemleri elimize verirdin
Hep beraber deh, deh diye bağırırdık
Arkamızda toz dumana karışırdı
Çocuklara bağırıp sövenlere inat.
Yumuşak kalpli ve sabırlı idin
İşte bunun için çok severdik biz seni…
Elinden çok iş gelen bir adamdın Hafis’im.
Usta ve örnek bir insandın benim için.
Bir de berberliğin vardı
Saçlarım uzadığında
-Akşama gel de şunları kırpayım derdin.
Ah şimdi çok zaman oldu bu saçları kesmediğin…
Evinize gelmek hoş geldin lafını duymak,
Sofranıza oturup ekmeğini yemeğini yemek,
Daha sonra çay içerken seni dinlemek,
Bazen okuduğun kitapları karıştırmak
Sorular sormak cevaplar almak
Çok hoşuma gidiyordu.
Bir de seninle beraber
Koyunları tuzlamak çok güzel oluyordu
Sizin tuz taşında…
Bunlar bir yana
Senin yanında mutlu ve rahattım.
Bu mutluluk senin yüzündeydi…
Sonra biz Pulur’dan ayrıldık.
Şehir denilen betonlarla tanıştım
Ve belki de yeni bir hayatın dönencesinde
Beton yürekli insanlardan biri olup
Unutuvermiştim seni.
Arayıp sormadım bir gün olsun.
Özür dilerim.
Birkaç ay önce Bursa’da idin.
Ameliyat sonrası yani.
Doktorlar çok yaşamaz demiş.
Senden gizli konuşulanları duyuyordum
Belki bilmiyordun ama
Artık ömrün vadesinin dolduğunu
Herkesten daha iyi anlıyordun
Elini öptüğümde.
-Usta hakkını helal et dedin.
Gözlerim doldu,
Ama ağlayamadım.
-Helal olsun Hafis’im,
Asıl sen helal et,
Benim ne hakkım var ki;
-Helal olsun dedin.
Gözlerim yaş dolu,
Ama yine ağlayamadım.
Ve sonra Bayburt’a gittin.
Doğduğun ve öldüğün köye…
Bu gece yemek molasında
Uzandım bir ağacın altına
Gözlerim gökyüzünde
Yıldızları seyre daldım.
Aklımdan geçen hayallerden
İçimi acıtarak kayan bir yıldız aldı beni.
Yüreğimin en derinlerinde
Bir anda oluştu adı konulmamış acı bir his.
Hayırdır dedim ve sıkıntı içinde sabah oldu.
Aklım hep o kayan yıldızın
Bedenime vurduğu acı hissin tarifinde idi.
Vardiya bitti eve geldim
Kapıyı annem açtı.
Üzgündü ve dedi
-Hafis’im ölmüş bu gece.
Donakaldım gözlerim doldu
Ve dedim
-O kayan yıldız demek ki Hafis’immiş.
Bu kayan yıldız belki de
Kayacak yıldızların habercisi idi…
Ve aklımdan senli hatıralar geçiyor şimdi…
Yapabileceğim tek şey ise
Bir posta katarı dolusu dua,
Ruhuna bol bol Fatiha göndermek.
Öyle hatırlıyorum ki o günleri
Şimdi aklımdan geçenler senli
Senli hatıralar şimdi hüzünlü
Gidişin belki de yaprak dökümü…
Velhasıl;
Yazsam anlatsam sayfalar alır
Düşen damlalar yürekte kalır
Güzel yürekli bir adamdı ki;
Bir temmuz günü Azrail alır.
Keşke ölmeseydin diyemiyorum
Çünkü;
‘’Her nefis ölümü tadacaktır’’.
Ne iyi bir adamdın sen Kurban Hafis’im.
Mekanın cennet olsun. Amin.
01’Tmmz’02 Ptsi / Bursa
Ersoy AKDAĞ
Kayıt Tarihi : 2.7.2009 13:32:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Dedemin kardeşi Kurban amca için öldüğü gün yazılmış duygularım. Evet gidişi bir yaprak dökümüydü. Kurban amcamdan sonra 95'lik babaları Esmani dedem (büyük dedem) ardından Sümmani dedem ardından Lütfiye ninem ve onun kardeşi Saadet nine ve akrabamız Naciye nine onun ardından ise yine dedemin en küçük kardeşlerinden biri olan Hakkı amcam ve yine ailemizden Tuba (16 yaşında lösemi nedeni) 6 ayla 1 yıl aralıklarla Hakkın rahmetine kavuştular. Tam bir yaprak dökümü oldu bizim aile(sülale) için son 7 yıl. Mekanları cennet olsun. Amin.

allah rahmet etsin
MEKANLARI CENNET OLUR İNŞALLAH
Sevgili dostum bu duygusal çalışmanı okurken ANKARA POLATLIDAKİ çocukluğumu hatırladım
yan komşumuz at arbacılık yapan RAHMETLİ TATAR İZZET AMCAYI hatırladım
ne gönlü bol insansever bir adamdı büyüdükçe daha iyi anladım
yıllar sonra POLATLIYA gittiğimde rahmetli olmuştu karısı yaşıyor ama çökmüştü bir sonraki gidişimde oda vefat etmişti artık çocukları ve gelinleri ile arada bir görüşürdük kendi gibi insancıl yetiştirmişti onlarıda
MEKANLARI CENNETTİR İNŞALLAH
VE hakikatten yaprak dökümü olmuş sevgili dostum
güzel çalışmanı 10 puan ve antolojim diyerek kutluyorum
TÜM YORUMLAR (5)