Kuşların sustuğu o isli vakitlerde,
Bu kenti bir kambur gibi taşırım kemiklerimde.
Hangi kapıyı çalsam, bir sağır kilit karşılar;
Ben kendi yangınımı söndürürüm küllerimde.
Bir bakmışsın ki yokum; ne bir ses, ne bir seda,
Ölümle pazarlık eder, karışırım feryada.
Sokaklar dar gelir artık, adımı hecelemez;
Aynalar bile yabancı, küsmüşüm bu hayata.
İçimde fırtına kopmuş, gemiler yanmış çoktan,
Pusulam ihanet olmuş, medet ummam şafaktan.
Sol yanımda bir çocuk, oyuncağı kırılmış;
Korkarım saracak kucak, zehir sağacak haktan.
Her mevsim ayaz keser, çiçek boynunu büker,
Yüreğimdeki bu yük, her gün ömrümden çeker.
Cebimde kuruyan o gül dalıyla sessizce;
Bu yalnızlığın içinde, seni terk eder giderim.
Emanet ettim kalbi, kör kuyular derine,
Sevdanı bir mühür gibi bıraktım ellerine.
Seni bu kentle bir tutup, vefasız masallara,
En büyük sızım diye, gömer de öyle giderim.
Ne bir vasiyet bıraktım, ne de ucu yanık bir mektup,
Bütün kapıları çarptım, geçmişi kalbimde unutup.
Ardımda enkaz bıraktım, önümde sonu belirsiz bir yol;
Kaderi bir kurşun gibi, namlunun ucunda tutup giderim.
Lügatimde pes etmek yoktu, anlamadınız beni,
Dünya yıkılsa ne yazar, yakarım tütünü yeni.
Alın sizin olsun bu taht, bu yalan sevdalarınız;
Gözümdeki yağmurla boğarım her birinizi.
Tek bir iz bırakmadan, gölgemi de alırım,
Kendi yaramı gururla, kendim sarar kalırım.
Sormayın "Nereye?" diye, yolum uçuruma çıkar;
Ben bu şehri bir kibritle, yakar da öyle giderim.
Şiirler yarım kalsın, besteler zaten yaralı,
Düşler ziyan oldu artık, bahtım zaten karalı.
Hadi eyvallah dostlar, buraya kadarmış...
Ben gerekirsem kafama sıkar giderim!
Kayıt Tarihi : 4.2.2026 00:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!