Her etkinin etkiyi duyan içinde tutulan taşıma ve dışa yansıtılan içinde de etkiyen yansımanın kendi etkilenmesi var olacaktır. Çevreye olan dönütü, benzer tepkisel oluşlarla karşılanacağı gibi farklı tepkilerle de karşılaşabilir. Bu girişme genel yansımanın modüle oluşlar kuralıdır. Yansırsınız, yansıtılırsınız; etkilersiniz, etkilenirsiniz. Tekrar yansır, tekrar etkilersiniz.
Her yansıma ister istemez bir değişme, bir akı ve bir nicelik kaybına uğrayışla; yansır olduğu şeylere eklenen; kendisi de eklemlenişle(Modüle oluşla) bir akı devinmesi olmaktadırlar. Artık bu akılar ilk indüklenen akı ise de, değişip dönüşmüş; modüle olmuş (üzerine bilgi ve eğilim yüklenmiş) bir akı ve taşıyıcı dalga salınımları gibi olmaktadırlar.
En basiti ile ışık yansımasını ele aldığımızda: ışık etkilediği şey üzerinde, geri yansırken bir kısım ısısını da o çarptığı şeye ekleyecektir. Isı verdiği o şey içinde bir ısı akış hareketlenmesine neden olduğu gibi o şey içinde ısı değişmesine de neden olmuştur.
Bu iki şey ve çok şeyler arasındaki girişmelerin yansıma ve yansıtılmaları üzerindeki sonuç her bir etki ve etkilenmeleri bağlamında söylenecek çok konulara girişler yapılabilir. Aynı türcü ve başka özellikti oluşlarıyla; az veya çok ısınmış hava gibi farklı nicelikli şeyler arasındaki bir girişmeler akısıdır yansıma.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta