Hep saat kuleleri inşa etmişimdir
Zaman-zaman bakmak için
Zamana bakmamıştım
Saatlere bakmaktan
Urganlar gibi kalındı ve bağlıydı ömrüme
Bazen ben çekerdim dert gibi
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Gidenlere değil geçenlere bakmıştım
Ben de hayallerimde kayboluyordum
Hayatımda hiç zaman görmemiştim ki
Saatlere bakmaktan.
Dilinize sağlık
şiirinizi
beğeni ile okudum
Gidenlere değil geçenlere bakmıştım
Ben de hayallerimde kayboluyordum
Hayatımda hiç zaman görmemiştim ki
Saatlere bakmaktan.
Dilinize sağlık
şiirinizi
beğeni ile okudum
"Zamana bakmamıştım
Saatlere bakmaktan" bu ifade, felsefedir….Özün özüdür….Melih Cevdet Anday " Ardışık günleri zaman sanmışım"der…
Şair Tahir Adaklının aynı kalibredeki mısrası da "Zamana bakmamıştım
Saatlere bakmaktan" işte "SUİ GENERİS"lik budur…Şair olmak, emek olduğu kadar, doğuştan gelen bir yetenek, bir sezi, bir gönül işidir de aynı zamanda. Herkes bu yeteneklerle donatılmış değil. Hem geleneksel hem modern tarza bu kadar güzel yazmak ne büyük bir fazilet. Saygılarımla, kapınıza bayram öncesi bir buket nergis çiçekleri bırakıyorum… Beyniniz ve ruhunuz dert görmesin Bedri Üstadım.
Sayın Çal çok çok teşekkürler
Dua bekleyen duacınızım. Slm.
Değerli üstadım değerli sözleriniz
için çok çok teşekkürler ederim.
Emeğinize yüreğinize sağlık üstadım. Değerli kaleminizden her satırı farklı lezzette ve farklı güzellikte harika bir şiir okudum. Kaleminiz var olsun. Selam ve dua ile. Allah'a emanet olasınız
Sayın Çal çok çok teşekkürler
Dua bekleyen duacınızım. Slm.
Tebrikler hocam yüreğiniz dert görmesin kaleminiz daim olsun anlam ve anlatımıyla anlam dolu bir şiir okudum kaleminizden nice şiirlere inşallah
Sonsuz saygılarımla
Hayırlı akşamlar dilerim
Değerli üstadım değerli sözleriniz
için çok çok teşekkürler ederim.
Teşekkürler saygıdeğer şairim.
"Bakmaktan görmeye zaman kalmadı..."
...
İşte bu yüzden felsefede yer eder, "bakmakla görmek aynı şey değildir",
Arada fark vardır, bazen ince, bazen kalın!
...
Bakmak gözle,
Görmek göz yanında "kalple, akılla..."
Bakan sadece "ilgi duyabilir"
Gören sorgular, düşünür, akıl yürütür...
Bakmak sathidir, görmek "derinlik..."
İşte bu yüzden Bedri Bey,
"Saat kuleleri" inşa etmişsiniz
Sanırım "zamanı görmek" için
Ama o saate bakmaktan ilerisini bir türlü görememişsiniz,
Aslında siz "Tecahül-i Arif" sanatının inceliğini gösteriyorsunuz şiirde,
"Gördüğünüz, derinliğine indiğiniz, sorguladığınız ömrünüz" için bize sadece "bakmakla" geçtiğini ima ediyor, ders veriyorsunuz...
İşte budur "Arif" olmak,
Bize de ders almak düşer, "neden geriye dönmedi, gidenler" diye...
Tebrikler...
Teşekkürler saygıdeğer şairim.
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta