Gün batımlarında başka yöne göç edemeyen ürkek kuşlar gibiyiz,
Eski eski rotalar, hep takip ettiğimiz
Resimler hala siyah beyaz, hala tozlu
Çaresiz günler, yorgun yıllar, yıpranmış zaman geride bıraktığımız
Ezilmiş bir yarın kuyusunda sallandırdık umudu çoğumuz,
Korkmak...! nedensiz, niçinsiz.... kırılmak..! kime, niye...
Deniz dibinde vurgun yemiş güneş,
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Şiir görsel, işitsel, dokunsal imgeleriyle okuyanın ruh dünyasına sızıyor. Zaman, A.Hamdi'de olduğu gibi içiçe döngü ve gidiş gelişlerle örülmüş. Affetme konusu, spritüel arınma çağrışımlarını, her affedemeyişin yaşamda taşınan bir yük oluşu ve sınırlandırıcılığı güzel bir finalle anlatılmış...
Terk et artık demir attığın yalnızlar rıhtımını,
Affetmek zamanıdır kendini......evet, kendini........ hadi tam sırası.
Kutlarım içten dizeleri...
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta