GENÇLİK ŞİİRLERİ

GENÇLİK ŞİİRLERİ

Erdal Özkan

Şu geçen zamanı kovalamaktan
Seneler yorulmuş aylar ne yapsın
Gençliğimiz bize güler uzaktan
Zaman acımasız bizler ne yapsın

Gittimi gelmez ömrün bir anı
Durdurmak mümkün değil zamanı
..

Devamını Oku
Erdal Ercin

Seni gezdim diyar diyar
Oldum sefil seyyah Leyla
Rüzgâr gibi geçti yıllar
Yazık ettin
Günah Leyla

Ben peşinde sen bir kaçak
..

Devamını Oku
Navruz Kaplan

Elerim titiriyordu yanağında gezerken
Seslendi duygularım vakit var erkendi
Zamansız çaldı saat korkma uyanığım
Yorgun düştük ikimiz kimse bizi bulamaz

İki resim duvarda birisi benim gençlik
Tank gibi gençlik şimdi de tanınmıyor
..

Devamını Oku
Ali Efeoğlu

dostum isen sen ey ayna
bana gençliğimi göster
saçları ağarmış bir adam var
sana bakar gençlik diler

dost bilmiştim ayna seni
kırıştırdın gösterdin çehremi
..

Devamını Oku
İsmet Can

Gençlik bir zirve, yaşlılık onun dibinde ki yar
İyi tutun uçurumuna, olmak istiyorsan bahtiyar
Sen yaşlılığı bilmezsin, gençliği bildiğim kadar
Gençliğini iyi yaşa, ol sonunda mutlu ihtiyar


Dünya toz pembe gelir, gökyüzü mavi çatı
..

Devamını Oku
Mehmet Bayram Amasya

Yaşamadan geçti gençlik yılları
Acıyla kederle aldım bu yaşı
Gelecek günlere umut kalmadı
Yıllar, acımasız zalim yıllar

Her günün bana bir asır oldu
Akıp giden zaman kalbimde durdu
..

Devamını Oku
Hakan Kul

Gençlik devresi zordur
Gencin kanı kaynar fıkır fıkır
Deli dolu hayat yaşamak
Özgürlüğü doyasıya tatmak ister

Bu devir özenti devridir
Çoğunun giyim,futbol,müzik ve harcama
..

Devamını Oku
Günan Ulaşlı

Erzincan elinin karlı dağını
Güllük gülistanlık bahçe bağını
Gurbette bitirdim gençlik çağını
Kendi yurdumun yoluna kurban

Bir başka oluyor yurdun kokusu
İnsana aşılar gençlik dokusu
..

Devamını Oku
Adem Armağan

Şöyle cahil bir cemiyet oluşturuluyor,
Bir çok şarkıyla adeta beyni yıkanıyor,
Ayet,Hadis'ten habersiz gençlik yetişiyor,
İmanlı gençliğe muhtacız, gafletten uyan.

Gençlik, bir milleti ayakta tutan sütundur,
Gençliğini eğitmeyen millet, huzursuzdur,
..

Devamını Oku
Recai Gören

hayatın kıymetini bilemedim...
mayam tava geldi, hamur kalmadı...
gençlik böyle birşey, duyar anlamaz...
akıl başa geldi, ömür kalmadı...
..

Devamını Oku
Hava Ersöz Şiirana

GENÇLİK bir kuş misali uçtu gitti elimden
YAKALAYAMADIM
YAŞLILIK çul çaput misali elimde kaldı bir pazar bulup
KURTULAMADIM...
..

Devamını Oku
Recai Gören

Derman bitti, eski gücünde değil...
Ayaklar sürünür yerden yere...
Taşıyamıyorum artık bedenimi...
Ah ulan gençlik, nerden nereye...
..

Devamını Oku
Recai Gören

Gençlik dediğin, bir su misali..
Sellere akıp, gidiyor eyvah..
Doğruyu yalnışı, her ne varsa..
Yellere katıp, gidiyor eyvah..
..

Devamını Oku
Yusuf Uyar

Gençlik gençlik derizde
Şuursuzluk,delilik
Yaşlılıktan korkarız
Kâmillikle velilik

Dünümden utanırım
Bugünüm iysanırım
..

Devamını Oku
Hanım Karaduman

Şu sonbahar mevsiminde,hep öyle kalacakmış gibi uzun sıcak yaz günlerinin,sabun köpüğü gibi akıp gittiğini gördüm gençlik misali.
''Sonbaharım sen bari elimden gitme'' desemde soğuyan gecelerden kışın gelmesini haber verişin,''ömrün tükeniyor, iyi değerlendir'' der misali.
Kışın soğuyup hapsetmesi ürkütsede beni,yeni bir bahara çıkılacak ümidi.
Sen ölüm; aşarsam çizgini,yitiklere hüzünlenmediğim,geçişlerde eskimediğim,bitmeyecek bahara ermektir ümidim.
..

Devamını Oku
Bahri Önal

Zaman gençliğime galebe eder
Gençlik, bir elmanın sulu yarısı
Yaşamak hoyratça ve de derbeder
Fark edince geçmiş ömrün yarısı
..

Devamını Oku
Sadık Softa

Bir bir peş peşe dün, bugün, yarın gelir;
Deli taylar gibidir, bir gün baharın gelir.
Gençlik zamanıdır bu, iz sürmez, yol dinlemez;
Hep böyle sürer sanma, durgunluk anın gelir.

Çankırı-01.07.2004
..

Devamını Oku
Halit Özsoy

yıllar...yıllar...yıllar..
yılların ardında hüzün ve göz yaşı var.
gözlerime bir perde iniyor artık.
söylesene gençlik için biraz geçmi kaldık.
..

Devamını Oku
Bekir Oğuzbaşaran

Bilmiyorum o taraflara hiç düştü mü yolunuz?
Gidin de, huzur ve yaşama sevinciyle dolunuz
Gündüz Gençlik Parkı, gece sanki Boğaziçi
Bu esere emeği geçenler, berhudar olunuz.
..

Devamını Oku
Remzi Ece

Yazı ile birlikte adetim üzere yapılmış yorumları da okudum. İlk defa bir yoruma başlık atmakta zorlandığım için başlıksız yazıyorum. Sn. Yazarın, oldukça güzel başlayan makalesiyle zihnimde yeni pencereler açacağını zannetmiştim. Ancak, diğer yorumcu arkadaşların da üzerinde durdukları gibi, yazar Orhan Pamuk'un tu kaka edildiği iddiasıyla ahenk bozuldu ve bu konu irdelenip karara bağlandıktan sonra yazıya devam edilebildi. Orhan Pamuk'un kendi ortaya attığı iddiaların içini doldurmadığı ve birçok zihni isteyerek yada istemeyerek bulandırdığı halde ''edebiyat dehası'' ilan edilmiş olmasının sorgulanması gerekmektedir. Deha olabilmek için tek başına radikal söylemlerde bulunmuş olmak yetersizdir. Söylemler eğer üstün zekaya sahip diğer insanların, meselelere yeni paradigmalarla bakabilmesini sağlıyorsa o söylemin sahibi için dehadan söz edilebilir. Söylemin üstün zekalı kişiler tarafından kavranamaması, bir bakıma onların dahî aptal yerine konulmuş olması, edep ile edebiyat arasındaki bağın yitirilmiş olduğunun delilidir. Gelelim Nobel ödülü meselesine. Kendi güvenliğini sağlamak adına, elinde bir çakıl taşı dahi bulunmayan kız çocuklarını, vahşice katletmiş bulunan bir devletin cumhurbaşkanı, geçtiğimiz yıllarda aynı komiteden barış! ödülü almıştı. Tek başına bu örnek bile bu ödüllerin reel kriterleri olmadığının ve uluslararası stratejik meselelerin manipülasyonu için kullanıldığının delilidir. Şimdi buradan yazıya dönelim ve kalemimizin yettiğince okuma meselesini irdeleyelim. Halk arasında yarı argo bir tekerleme dolaşır ''oku da adam ol oğlum baban gibi eşşek olma'' cümlenin içinde iki adet virgül var özellikle koymadım. Kullananlar hinliklerinden, vurguyu tam yapmıyorlar. Bakıyorlar ki karşıdaki tepkili, gözlerinin üzerine yumruğu patlatacak, cevap hazır, yani baban gibi adam ol demek istedim. Adam olmanın kriterleri şu anda dahî tam olarak ortaya konmuş değildir. Meslek sahibi olmuş olmak kimine göre yeterliyken, kimilerine göre de kariyer edinmiş olmak gerekiyor. Kendisinin, hayatında şu kadar bahşiş dağıttığını şu kadar alem yaptığını nümayişle anlatan ve bunu adamlığın göstergesi olarak gören onlarca kişiyle karşılaşmışımdır. İlk gençlik yıllarımda en büyük sıkıntım bu sorunun cevabıydı. Hangi sorunun demeyin işte yazıyorum. Biraz haylazca, bazen bir şeyler kıran, bazen söz tutmayan, yerine göre hırçın çokça da çekingen davranan, hataların karşılığında okkalı sopalar yiyen bendenizin, sopa yemediğim nadir zamanlarda karşılaştığım şu soru: ''Oğlum sen ne zaman adam olacaksın? '' Öyle kızgınlıkla sorulup geçiştirildi sanmayın, adamakıllı sorguya çekiliyor ve cavap bekleniyorsunuz. Tabi korku var, adam olmak nasıl bir şey? diye sormanın cesareti varda o psikoloji ile aklınıza gelmiyor. Sonuç ne mi oldu? baktı ki herhangi bir cevap alma imkanı yok babam sormaktan vazgeçti. Bugün ulaştığımız noktada adam olmanın aşağı yukarı bir kriterini tespit etmiş bulunuyoruz. Acizane tarifimize göre adam olmak, Aynaya baktığında, ne idim ne olmak istiyordum şu anda neyim, seviyor muyum, seviliyor muyum, yarına ilişkin bir idealim var mı türünden soruları kendine sorabilmek ve aldığı cevaplardan sonra kendisiyle barışık olabilmektir. Okumanın, bu sorgulamayı yapabilmeye ve kendisiyle barışık olabilmeye katkısı yadsınamaz. Çünkü okumak hayatı yorumlayabilmektir.
..

Devamını Oku