Gelincinik Şiiri - Yorumlar

Ülker Ercihan
51

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

bütün sarılmalar ablam kokardı
alaman şampuanlı yumuşacacık saçları dökülürdü
iki yanımdan boynuma...


bütün kırlangıçlar hep birden havalanırdı
hep çok uzaktı

Tamamını Oku
  • Arap Naci
    Arap Naci 10.09.2012 - 23:21

    gecemi kıymetli şairin şu şiiriyle tamamlıyorum ki tadı damağımda kalsın..gerçekten tüm şiirleri güzel..

    ne yazsam az gelir..


    Muhbir

    bağışla beni iki gözüm
    mutlak bir yalnızlıktı beni sana ihbar eden
    binlerce yıldır sancıyla çekilmiş
    nesepsiz bir gebelikti
    emzikten düşmüş narayla doğan...


    öyle bir hilkatı garibeydi ki
    addan yoksun
    karanlık desen
    ürker siyahlar boşluğundan.




    mutlak bir yalnızlıktı
    dehşet sarışın bir söz
    suyun üstünde saman
    rengini teninden alan...




    yüreği ezgin bir kahve molası...



    belki gemiler geçiyordur
    yürüyerek denizi
    can yelekleri
    ve kurtarma filikalarıyla...




    beni en uzak adaya at
    dalga bile uğramasın kıyılarıma...

    bolca nar
    bir yanağı kızarmış
    bir yanağı çöl elma
    bazen çığlık çığlığa martılar
    rüzgar keşişleme
    ya sabır
    milyonlarca taşı...



    hadi pul pul dökelim more
    ölü balığın göğüs kafesinden
    akşamın kızıl renkli şarabi
    açsın akan leylak kanımızdan...



    ne dudaklarında kalsın feri
    ne zahmetine katlansın bedevi
    yalnız ve yalnız iki kolu var hayat
    ilkin doğacaksın ve ölecek heyhat...



    ah more geniş alnından hangi sahilin
    gümüş dalgalarına kumlar çekiliyor
    kimler sürükleniyor ağlarına gülüşlerinin
    ikindiye çarpan sessizliğinde hayal...


    bir yığın muammayla sana dönerken ibreler
    hangi beldeden zavallı bir matem havası eser
    tamburanın sesinden çıksın şimdi en dik meyanda
    bakmıyor çeşmi siyah feryadeyle aynı anda...



    havsalaya sıkışmış işte dimağın en nadim hali
    ki tesellisi ummanın geniş ufkudur
    koyulaşsa da endamında o latif melali
    sesinde nice bin şikest kırk harami doludur...

    Ülker Ercihan


    Cevap Yaz
  • Arap Naci
    Arap Naci 10.09.2012 - 23:13

    ayrıca şunu belirtmeliyimi ki Sn. Ülker Ercihan'a şiirin başlığına bayıldım..

    hem gelin hem gelincik yüklemesi yapmış sanki..
    belki de gel incinme yüklemesi de..



    bazen deli dolu
    bazen öğretmen edalı..

    can ı gönülden kutluyorum

    şiirlerinizi bir tuku gibi okumuştum..bütün şiirlerinizi..
    Naime hocam demek istediğimi çok net anlatmış..
    kendine has bir dili var şiirinizin..
    keşke antolojide yazmaya devam etseniz diye düşünüyorum bugün..

    'ay aşınca geceyi kızılağaç dallarından
    idare lambasının duvarı kaplayan gri denizinde
    silik vapurlar geçerdi
    köpüksüz
    sessiz
    alarga...

    iki yüz arası'


    şiirinizin omurgası burasıdır diye düşünüyorum.

    bir hayal gibi dolaşmak duvarda ne güzel..
    bir duvarı denize çevirebilmek..

    pilavdan dönenin kaşığı kırılsın bile güzeldi..
    peynir tanesi..

    şiirin büyüleyici lirizminden çok etkilendim gerçekten
    can ı gönülden kutluyorum tekraren

    Cevap Yaz
  • Arap Naci
    Arap Naci 10.09.2012 - 22:47

    tık yok değil mi hüseyin kardeşim..

    lak lak cak cak cak cuk cuk var küfede..

    ayıptır

    Cevap Yaz
  • Arap Naci
    Arap Naci 10.09.2012 - 22:37

    bu şairin şiir poetikası hakkında ne düşünüyorsunuz hüseyin hocam?

    Cevap Yaz
  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara 10.09.2012 - 22:36

    Şiirin- salt bu şiiri için konuşuyorum şairin- bir atmosfer , bir merak , bir sis içinde bağlantılar oluşturabildiğini düşünüyorum..

    Bu düşünceye kapıldığım şairlerin diğer şiirlerine de bakma merakım vardır..

    şairin şiirlerinin hepsine değilse de bir çoğunu okuduğumda farklı ve oturmuş bir üslup sahibi bir şair ile karşılaştığımı hissettim..elifi de , alfayı da , alefi de bilecek kadar çok yönlü projeksiyona sahip şiir dilli bir şairle karşılaşmaktan bahtiyarım..

    saygılarımla

    Cevap Yaz
  • Arap Naci
    Arap Naci 10.09.2012 - 22:34

    bir de ne dediğin ne anlatmaya çalıştığın belli olsa hüseyin bey..

    nurtopu gibi eleştirmen olmaya namzetsiniz aslında..

    Cevap Yaz
  • Hüseyin Demircan
    Hüseyin Demircan 10.09.2012 - 22:17

    sonra ilerle ilerle bir yere kadar.. siir de modernite arayisini gerektiren gereksinim.. zirve yapma gereksinimi idi..

    yetmise dek zirve yapan siirimiz.. seksenlerde bir kac kez zipladi.. fazla gidemeyecegini anlayinca.. duzenli bir gerileme.. modern sonrasi.. post modernite anlayisi dogdu..

    bugun ki siirlerimize bakip.. onlarin modern oldugunu dusunme anlayisi bile.. postmodern dusunce sisteminin bir parcasidir.. siirimizin bundan sonra yapacagi zirve.. dogada ilk sesleri alis bicimiile.. kendi terminolojilerini olusturan milletlerin..

    frog frog diye ses cikaran bir su canlisini.. ayni adla.. adlandirmasi.. lak lak lak sesi veren canlinin zamanla leyleke donusumu salt rastlantisal.. idi isede.. siirin bu ses bilesenlerinin.. belirli periyotla.. yinelenmesi esasi..
    dahada dogrusu.. ilk baslangicin tekrarina zirveye gidis..
    krik krak cak cuk cak
    frog frog vak vak vak
    iiii hiii hiii lak lak lak
    ai ai ai gak gak gak...

    gibi bir sistematige girmedikce.. hakiki manada.. post moderniteden soz etmenin anlami yoktur..

    bugun siirlerin postmoderniteye yaklasamadigini savunur.. sozum ona yergi adami.. siiri bilecek..
    kerameti kendinden menkul.. suraya bir siirleri(!)konuldugunda.. kuyruguna teneke baglanan.. ucuncu sinif laf ebelerinin.. medyanin sisirdigi balonlarin.. soz soylemeye hakki yoktur.. dinlemesini bilecek..

    yumurtanin kalitesini anlamak icin yumurtlama gerekmez.. ancak siir kalitesi de.. akademik zubukluk veya salt kara cahil bir avam arasinda da pay edilemez.. siir siir dihen adamin.. iki laf bi araya getirebilir kapasitesi olacak.. haa ben kavga etmek ben ideologi borozanligi yapmak.. ben laf olsun torba dolsun diye konusma istemistim.. tamam haklisin ama.. bunlar zirveye yaklasirken.. biz daha post modernitenin basindayiz.. sirayla.. ucu civili sopalarada sira gelecek nesli tukenik dinazora yakacagimiz agitlarada.. saygilarimla..

    Cevap Yaz
  • Arap Naci
    Arap Naci 10.09.2012 - 19:41

    bu yazıyı okuyunca şiir eleştirisinin komiklik yapmak veya hakaret etmek olamayacağı,yetkinleşmiş bir eleştirmenin sanatçıdan kabul edilmesi gerektiğini düşünüyor insan gerçekten

    kendi şirlerimizi gidip başka şairlerin şiirleri altında yayınlamak işi başlıbaşına şiir eleştirisiyle alakasız bir durum..

    geriye şiiri iyice öğrenmek kalıyor galiba...

    Cevap Yaz
  • Arap Naci
    Arap Naci 10.09.2012 - 19:27

    şiir eleştirisi nasıl yapılır başlıbaşına bir konu ve öğrenilmesi araştırılması gereken bir husus gerçekten..

    enis baturun bir değerlendirmesini aktarıyorum öğrenmeye başlamamız için çekici bir kaynak olur mu bilmiyorum..
    Yüzlerce kaynak bilgi var bu konuda..

    gerçekten de şiir eleştirisi yapabilmek için yeterli bilgiye ve donanıma sahip olmak gerektiğini düşünenlerdenim ancak..



    ENİS BATUR'UN şiir eleştirisine ilişkin görüşü

    Enis Batur

    1.Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadarki süreci dikkate alırsak , bugün, bir Türk şiir eleştirisinden ya da eleştiri üslubundan söz edilebilir mi? Edilebilirse buüslubun genel özellikleri nelerdir?Bu eleştirinin oluşmasında hangi eleştirmenlerin katkısı olmuştur?
    2. Bir şiiri çözümlerken belirleyici olan analiz öğeleri nelerdir? Eleştirel yaklaşımımızın ve/veya çözümlemenizin temelinde yer alan kuramsal poetik ilkeleri nasıl tanımlarsınız? Tanımlamak ister misiniz?

    Bugün ya da dün, bir 'Türk şiir eleştirisi'nden, 'üslubu'ndan sözetmek güç görünüyor bana. Hemen söylemeli: Şairleri, şairlerin şiir üzerine, şairler üzerine yazdıklarını ayırıyorum; onları 'üstmetin'ler saymıyorum, doğrudan Edebiyat'ın içinden gelen, içinde kalan ürünler şairlerinki. Türk şiiri hakkında en sağlam kaynak bu, benim gözümde. Ne yazık ki, hayli dağınık bir toplamdan sözediyoruz; yeni kuşak okurlarının biraraya getirmekte zorlanacakları ortada. Doğrusu, oldukça kapsamlı bir seçki hazırlamak bu konuda: Şairlerin 'şiir sanatı' denemeleri, şiir okumaları, söyleşileri yanyana getirildiğinde bu verimli damar hakkıyla değerlendirilebilir.

    Şairleri ayırdığımızda, bir avuç isim kalacak elimizde. Tanpınar-Ataç ikilisinden başlayarak günümüze uzanan çizgide, gem~l hatlarında izlenimci bir eleştiri yazısı egemen. Hiç mi çözümleme yapılmadı? Elimizin altındaki örnekler sayıca yetersiz bir yandan, bir yandan da yöntembilimsel çeşitlilik zaafıgöze çarpıyor. Akademik üretim, üzerinde durulamayacak ölçüde cılız, istisnalar kuralı bozmuyor. Oysa, asıl katkı Üniversite'den gelmeliydi. Yayın ortamı da özendirici değil bu konuda. Son yıllarda göze batan bir eğilim, 'bildiri' ağırlıklı etkinlikler aracılığıyla gerçekleşen kuşatmaların öne çıkması. Bir ivme sağladı şiir eleştirisine sempozyumlar, kollokyumlar. Gelgelelim, bir noktadan sonra 'üniform/ize' yaklaşımlar ağır basıyor o güzergahta da.

    Sonuçta, dönüp bakınca şiir eleştirmenlerinin nüfusu beliriyor zaten: Cöntürk'den Mehmet H. Doğan'a, Orhan Koçak'a birkaç kahraman.

    Şiir eleştirisinde üç temel yaklaşımın ortak yaşaması bana önemli görünüyor: Bağlama oturtma, yöntembilimsel çözümleme ve yorum olrnması. Şiir üzerine, bir şiir üzerine,bir şair üzerine sözalmaya koyulmak için gerekli bulduğum.eksenler bunlar. Her yazılı metin, halka halka genişleyen bir bağlama aittir sökmeye çalışmak gerekir. Böyle bir okumayla yetinemeyiz: Her metin yapı/kuruluş denklemlerine dayanır, izlekler oluşturur ya da geliştirir, ezgiseVanlamsal özellikler ortaya koyar, sökmeye çalışmak gerekir. Aynı anda, bütün bu ilintilendirmelere ilişkin bir yorumsal tavır getirmeyi üstlenir eleştiri. Şüphesiz donanımı, yeteneği, bakışımızın zenginliği ile düzorantılı bir sonuç getirir önümüze: 'Kitap bir ayna gibidir' der Lichtenberg: 'Bakan bir maymunsa elbette bir havarinin görüntüsünü yansıtamaz'.

    On yıl önceydi; 'E/Babil Yazıları' başlıklı kitabım için bir tür 'sonsöz' kaleme aldıydım: 'Eleştiri Üzerine Söyleşi'. O gün bugün düşüncelerimin, optiğimin değişmediğini söyleyebilirim: Yaratıcı bir yaklaşım getirmediği sürece, ister nesnel olsun ister öznel, hiçbir eleştiri metni beni ilgilendirmiyor. Muğlak, müphem, elden sıvışıp giden bir niteleme mi, sanmıyorum: Okuma biçimiyle benim okuma biçimimi değiştirebilen, yargıç edasına bitişmeyi tek tasası saymayan Eleştiri'ye gereksinmem var.

    Varlık Dergisi-Kasım 2004

    Cevap Yaz
  • Hasan Buldu
    Hasan Buldu 10.09.2012 - 18:44

    Anlayamadığım şu: Pilavı çift kaşıkla mı yiyordu da, bir kaşığında beyaz peynir? Sonra pilavla beyaz peynir yendiğini de öğrenmiş oldum.

    Temcit pilavı gibi, eski sözcükleri ısıtıp, önümüze getirirdik...

    İdare lambasını kaplayan gri denizinde, Vapurlar geçerdi;

    İdare lambasını kaplayan kara denizinde Titanik geçerdi(!)

    Yok daha neler...

    Geçin beyim, geçin. Bu tür şiir müsvetteleri hiç bir zaman Türk Edebiyatında kalıcı olmayacaktır. Bu tür şiirler, hepsi birbirinin kopyası. Batı cephesinde yeni bir şey yok...

    lütfen taklitlerden uzaklaşıp, kendi tarzınızı bulun.

    Bu şiiri sevmedim.

    Cevap Yaz

Bu şiir ile ilgili 36 tane yorum bulunmakta