Köyünden on altı yaşında ayrılan, küçük kızı
Ağlayarak,şehire''gelin''giden, küçük kadını
''Ayşe Gelin'' adı ile çağrılan, küçük ''ana''yı
-Hiç unutmadım/unutamam! o benim canım annem!
Çocuklarına kol kanat gerip,ak-pak giydireni
Yokluk içinde olsakta,aç-susuz gezdirmeyeni
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




*
...
''Ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının;
Anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…
Annem daha yeni öldü; fazla uzaklaşmış olamaz!..'' / -mu-
/
O anne aynı zamanda benim annem.
Şiirdeki anne anlatılırken beraberinde benim annemin de anlatılmasından öyle keyifyendim ki.
Hüznüm keyif arkasında kaldı.
Benim annem önüç yaşında serpilmiş, evlenmiş, köyde kalmış. Beş çocuk doğurmuş.
Hatırlarım, çiçekli pazendendendi giysileri. Yazları da çiçekli basmalardan. Aynı şekilde arife gecelerinde beş çocuğunun başına yeni giysilerini koyan. Yemeyip yedirin, giymeyip giydirenlerden.
Köyden geçen derede yıkanırda kilimler, çullar, keçeler. Halılar değil. Ve yemekler hep odun ateşinde pişerdi. Mısır ekmeği saçta yine odun ateşinde sabah erkenden, tarla öncesi.
Çocuklarının sevinci anaların sevinci olmuştur hep.
Şiirde anlatılan anneciğe cennetinde sevgilerimle saygılarımı sunmak onur verecektir.
Ne güzel analar, ne güzel evlatlar var şu memlekette. Işıtmalarınız sürsün hep Işık Erden.
analara ne yazsak azdır tebrikler
Fato;
Böyümeyi,
Hele ondört,onbeşine gelmeyi
Heç düşünme.
Çünkü;
Sen sevmiyeceksen,
Seni sevecekler.
Sen isdemiyeceksen,
Seni isdeyecekler.
Belki yaşının iki gatına,
Belki üç-beş guruş başlık parasına
Seni verecekler.
Ya da BERDEL edecekler.
Dorguyu hep böyüklerin
Gene onlar bilecekler...
bu güzel şiire yöresel şiirimle katılmak istedim.
duygu yüklü şiirinizi tebrik ediyor;
selam ve saygılarımı gönderiyorum.
Bu şiirin hikayesi:
-Ben de ''anne''yim ama..
-Asla..sen kadar ''anne olamam anneciğim! ''
Başka söze ne hacet.
Gerçek analar analarımız aslında,... Bizlerde anayız ama analarımız gibi zoru başarıp, eken, diken, ören, üreten ana larımız gibi olamayız...
Yüreğinize sağlık,... sevgiler,... Neriman zevkliler
Çocuk Anneler, çocukluğuna doyamadan çocuklarına can adayan Anneler, Saygılarım her birine, şairine TEBRİKLER
ne kadar hüzünlü içten yazmışsın canım ışıkcığım.. çok duygulu olmuş.. dediğin gibi anneyiz ama annemiz kadar çocuklarımıza anne olamadık değil mi.. sevgilerimle canım..
Tebrikler ...
Anne
Islak solukların vuslat muştusu,
Eser burcu burcu öp beni anne.
İffet deryasından nergis kokusu,
Şükür sağnak sağnak öp beni anne.
_______Annelik hakkıyla kul mihengiyle,
_______Belki de bir mücrim bahtı karayım.
Sen bebek bakışlım sen solmayan gül,
Sende cennet anne buyurdu Resul,
Düşündüm sabrını bu ne tahammül,
Sabır üfül üfül öp beni anne.
_______Duan fersah fersah gelir dengiyle,
_______Azıcık nefeslen yüzüm süreyim.
Her seher yüzünde nur hilallenir,
Efkârlı nağmende şefkat tüllenir,
Fecir şaha kalkar sema güllenir,
Zikir perde perde öp beni anne.
_______Vuslat kokusunun şuh ahengiyle,
_______Titrek bakışınla dur yalvarayım.
Ruhumun bahçesi gönlümün gülü,
Hakkın emaneti sevdamın tülü,
Yaşmağı zümrütten vefa örtülü,
Tekbir beste beste öp beni anne.
_______Ölümsüz güftenin ana rengiyle,
_______Bin sırtıma anne O’na varayım.
29.01.2007 Bursa
http://www.omerekincimicingirt.com
Cennet annelerin ayaklari altindadir. (Hadis-i Serif)
Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.Tirmizî, Birr, 3.
Ömer Ekinci Micingirt
Kutluyorum ana sevdasıyla dolu yüreği. Saygılarımla...
Bu şiir ile ilgili 62 tane yorum bulunmakta