Hayatın yorgun arnavut kaldırımlarında, birer misafir yürektik aslında..
Gecenin gözlerini nasibimize diktiği, uçsuz bucaksız denizlerin orta yerinde, küçücük bir taş parçası takılmış kursağımıza.
Yüzmeyi bilmeyen anılar birikirken, gönül toprağına.. Ömrü rüzgarlara emanet edilmiş, oradan oraya savrulan bir minik meltemin koynunda hüküm süren bedenlerimiz..
Karanlığın ıssızlığında, kepenkleri kapatılmış gönüllerden, kilitli zihinlerden geçiyor saatlerin tik takları, Yaprağı sürgün veren dallarımız, hecelerine vurgun kelimelerin sabrına sığınmışlığımız ve şiirin renklerinden geçiyor zaman.
Yüreği bıraktığımız yerde kayıp, küreği başka yerde hüküm süren uzaklarda mülteci yaşantıların iki yakası bir araya gelmezlerdeyiz..
Boynu bükük bitişlerden, başına buyruk başlangıçlara yol alan yolculuğu yaşam treninin..
Beleş yolculuk derdinde olan, kaçak yolcu misali gizlenir suretlerimiz..
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta