Ben bir babayım
Sarıp koynumda uyutayım
Gözlerinde yaş değil ışık olayım
Gel gör ben bir babayım
Çalışıp helal lokma sunayım
Yoluna taş değil kuş tüyü yastık olayım
Kalbinde taş değil iman doldurayım
Gel gör ben bir babayım
Temennim dileğim mutluluğun
Geleceğine ferahlık kolaylık sunayım
Ben istemez miyim sarılıp koklayayım
Gel gör beni ben babayım
Sanırsın sevmez yüreğim
Kızgın söyler sözüm dillerim
Yürek taş görünse de gizlesen de
Gör beni ben duygulu babayım
Emeklerim boşa çıkar diye korkarım
Soframa haram değer diyedir hırçınlıklarım
Özümden sözümden düşmez evlat adımlarım
Gel gör beni ben babayım
Baba olmadan anlayamazsın sen beni
Hep sitemkâr sanırsın yüreğimi
Bilemezsin kalbimdeki yerini
Gel gör beni ben babayım
Tek temennim dürüst ol hain olma
Girmesin boğazından haram lokma
İçim ezilir gözüm yaş dolar belli etmem
Gel gör ki ben babayım
Kırk evladı olsa birini ayırmaz
Kırkına da bir lokmayı bölüşen
Gururlanır ardın sıra evladım diye
Gel gör ki ben bir babayım
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta