kaç zamanım geçti böyle savruk
deli çoban fırtınası ile
kaç zaman,kaç gecem geçti böyle üşüyerek acem ilinde
biliyormusun
kaç seferler yaptım ufkumun her köşesine
biliyormusun kaç milyon asırdır seni koyuyorum her düşümün en baş köşesine...
soğuk bir sonbahar gecesi işte
kör pencerem,cılız lambam ve herşeyim sırdaşım
dört duvarı beyaz odam
birde şu canıma illet dert ortağım cıgaram...
belki madritte yağmur var bu gece
yada napala bomba yağıyordur
bilmem ama
umuduma kar yağıyor can her yanım zemheri
cıgaramı her çekişimde dumanıyla resmini çiziyorum
odamın tavanına ve dört duvarına
derken gözlerin kayıyor düşlerime
sanki bakire bir kızın filinta salıntısında...
duy artık sesimi can
ay vuran yüzüyle yüreğini ve bal rengi gözlerini al,
savur saçlarını rüzgara gel desem gelirmisin can
alırmısın benide mavi düşlerine,
eritirmisin soğuk buzul çağı misali umudumu
üşüyorum can ısıtırmısın beni ellerinle.
kim bilir kaç gecem geçti böyle üşüyerek acem ilinde
ve
kim bilir kaç milyon asırdır seni koyuyorum her düşümün en baş köşesine...
Kayıt Tarihi : 24.12.2005 13:34:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!