Gel bahâr erit, bu yolun karını,
Geçen seneleri anmayalım hiç
Dinle bülbüllerin şarkılarını,
Güllerin kıpkızıl şarabını iç,
Bu dünya bir büyük meyhânedir, gel!
Saçında baygın bir gül kokusu var…
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Sayın Onur Hanım,
Size saygı duyan birilerinin sizin hakkınızda ne düşündüğü benim için önemli değil ve müminlerden başka da kimseden özür dilemem ,onları insan sınıfına bile koymuyorum mu diyorsunuz yani ????????? Biraz daha iyi tanıyalım,tanıdığımızı sadığımız insanları...
Sanata, edebiyata, şiire, şaire, eleştirene, çevirmene kem gözle ucube diyenler seçimlerde yok kola.. sahte göz yaşıyla şiir okuyup Fatma, Ayaşe, Ramazan Hak ile Ziyayı, Veli ile Ali’yi kandıran azala..azala.azala.. insan ola!
Dua etme bu boyutlara ne de çok güzelmiş vesselam...
Sevgili dost Fikret inan bana senin güzel yüreğin için özüre ihtiyacın yok.. İnanırım, imanım diyipte insana ama dini inancı olsun-olmasın kem gözle bakışı bilinç altı bir vakadır..Adam/kadın daha bebekken mesela Aliyi sevdiği için, mesela solcuya siyasi görüşü için, mesela kömüniste ideolojisi o olduğu için onları dahi zihinide küfür olarak, günah olarak öğretilmiştir.. Saplanmış beyin onlara – sen de sık sık vurgularsın- karanlığından çıkamıyor.. bağışla gel sen onları..Işığını sal, mum gibi eri ki aydınlık görsünler.. Onlarda zemin dibinde eriyip, tüylensin toz olsun uçsun cennetlerine girsinler.. Orda buluşalım; onlar karanlık yaka..seninkisi mesela Aydınlık yüz olsun! Sen mesela filizlen yer yüzünden yar toprağı ve göklere yüksel onlar sende cennetin yüksekliğinde filizinde çiçek açsın..
Şiire gece saatlerde sevimi iletmiştim.. Beni bu hoş duygularla ilhama saldı… Ve şu dörlüklere vardırdı:
Bu dur can bizimdir yiğit közümüz
Yazanιmιz bilir kültür sözümüz
Yoktur bizde kaçan tekdir yüzümüz
Ataşlι'yι sana yaktιm da geldim
Sapanιmla taş seçer tarla ezerim
Düven sürer ekmek dostla gezerim
Açlιktan ölsemde kökten sezerim
Dere tepe ιrmak aktιm da geldim
Yürürüm ezelden ozan izinde
Erenler tezinde haydar tizinde
Birlikte gezelim pirler izinde
Sevinin cengine baktιm da geldim
Bulunmaz değilsin Nadir çok erim
Bildiğimi dosta al canana derim
Gelecek yarιndιr genç size serim
Dönüşüm tinini takdιm da geldim
Bana yakışana veya yakışmayana ben karar veririm. Üstüme giydiğim hırka yakışsın, yeter.
Bu taraftan potluk falan görünmüyor. O taraftan nasıl görülmekte olduğu da beni ilgilendirmiyor.
Allah beğensin, yeter.
Beğenmeyebilirsiniz.
Onur Hanım takıldınız,
Size veya dininize saldırı yapan birini veya böyle bir yorumu göremiyorum ben.
Bu durumda; özgür inançlarından dolayı ,tanrı inancı olmayan birinin saygı ve sevgi kavramını bilmeyen zavallılar olduğunu iddia etmekle aslında bu kavramı kimlerin bilmediğini göstermiş oluyorsunuz...
Bu ve buna benzer genellemeler hiç bir zaman doğru olamaz ve tanıdığımı sandığım Onur Hanıma hiç yakışmaz.
Benim ne olduğum hiç önemli değil Onur Hanım,
Yaptığınız bu genellemenin ne kadar yanlış olduğunu ve hiçbir açıklamanın düzeltemeyeceği bir hata olduğunu geç de olsa siz de fark ettiniz sanırım.
Yapılması gereken tek bir doğru kaldı ki,o da ;büyük bir '' ÖZÜR'' dür.
Bu sizden kesinlikle hiç beklemeyeceğim bir hataydı malesef...
Saygılar
Fikret Şahin
Şiir güzel şiir şaireye rahmet olsun.Kabrine nurlar yağsın.Kendimize şairiz der isek ya da şiirsever şiir konuşalım şiirden konuşalım.Ne demiş Nesimi;
Dil binayı kibriyadır
Dil binayı kibriyadır
Yıkma gönlün kimsenin
Esrar-ı kenzi Hüdadır
Yıkma gönlün kimsenin
Mümin kalbine eyle
İzzet ile hürmeti
Daha enderi Hüdadır
Yıkma gönlün kimsenin
Kalb-i mümin Beyt-ü Hakk'tır
Hac-ı Ekber andadır
Belki Hakk onda bakidir
Yıkma gönlün kimsenin
Ey Nesimi belki Hakk'ın
Belki vahdetnamedir
Secdegahım Mustafa'dır
Yıkma gönlün kimsenin
Herkese selamlar esenlikler dilerim.
...henüz hiçbir şeyin farkında olmadığımız bir zamanda bir arkadaş sayesinde tanıştığım... saygın insan...Töre dergisi ile ilk tanıştığım yıllar...kızı Emine hanım ile sohbet ettiğimiz o yıllar aslında hiç uzak değil amma velakin zaman neler taşımış şiirlerimize hiç farkında olmadan...
...yine bir defsın da sabah evinin kapısını çalmıştık...öyle heyecanlıydım...arkadaşım TRT adına bir program hazırlıyordu...sorulara verdiği her cevapla yeniden aydınlanmış...bir şeyler yerine oturmuştu biz de...şiirin nasıl bir bünyeye sahip olduğunu anlamak gerektiğine karar verdiğimiz bir zamanın başlangıç noktasıydı...evinden ayrılırken avucumuzda ne şiirler vardı...sevgilerim sonsuz kere sizindir…saygıyla eğiliyorum…mekanınız cennet olsun
Çekil bu gölgeli yolda gezinme be...
Bahar, bakışların yine pek sarhoş.
Yanılıp gönlüme misafir inme:
Kapısı kilitli, mihrabı bomboş
Mabettir orası, meyhane değil!
Altınlı başında papatya niçin?
Sarı saçlarına pembe gül takın!
Git bahar, gönlümde ibadet için,
Diz çöken kızları ürkütme sakın,
Kalbime girme, o kâşâne değil!
Ziyalar, kokular, renkler, çiçekler...
Ömrünün her günü bir başka düğün,
Bülbüller koynunda aşkı çiçekler
Güller dökülürler göğsüne bütün! ..
Gerçekten güzelsin, efsane değil!
Git bahar, git bahar, uzaklarda gül!
Denize renginden bırak hediye
Ufuklarda gezin, semaya süzül
Sokulma kalbime peymane diye
Gördüklerin kandil, peymane değil!
Bu dünya bana göre değil.
Halide Nusret ZORLUTUNA
Tüm gönül insanlarına selam ve saygılar.Şairin ruhu şâd ,mekânı cennet olsun.
Mutlluluktan düşer sacıma aklar
Gece kandil gibi görünür bana
Kim anlar ki onu, özünü saklar
Yarın bir çukurda bürünür bana
Melahat Temur
Sevgili Halide Abla!
Doga cöl
Doga kül
Nerede gül
Nerede bülbül?
Kardesin
Gök Gürül Tülü (Tülüoglu Attilas Yalcin)
Kaş yapmaya çalışırken göz çıkarmak işte buna derim..!
İnanın ne dediğinizin ve ereye gittiğinin farkında değilsiniz Onur Hanım. Bundan büyük bir hakaret görmedim ve karşılık vermeyerek kimin daha saygıdan haberi olduğunu vurgulamak istiyorum.
Sakın açıklamaya kalkmayın çünkü sadece kazdığınız kuyuyu derinleştirmekten ileri gitmeyecektir.
Saygılar
Fikret Şahin
Bu şiir ile ilgili 116 tane yorum bulunmakta