Yar…
Elli yıldır
yolların dilini ezberledim
Taşın suskunluğunu,
tozun kaderini,
gecenin geçmeyen saatlerini…
Elli yıldır
bir adım sesine
bin umut bağladım
Kapı gıcırtısında irkildim,
rüzgârı sen sandım
her geliş ihtimalinde
yüreğim ayağa kalktı.
Yıl iki bin yirmi altı oldu yar…
Takvimler yaşlandı,
ben beklemekte genç kaldım.
Saatler döndü durdu,
zaman bana uğramadı.
Saçımda kar var artık,
sakalımdaki aklar
mevsim değil
hasretin yağıp durması.
Aynaya baktığımda
beni tanımayan bir adam görüyorum;
gözleri hâlâ yolda
ama bedeni çoktan yorulmuş.
Bir çay daha soğudu masada,
bir türkü daha yarım kaldı boğazımda.
Sözlerim sana varamadan
içimde eskidi.
Susmayı öğrendim yar,
çünkü her cümle
senin yokluğuna çarpıp
geri döndü.
Gel artık…
Bir kapıyı değil,
bir ömrü açmaya gel.
Gecikmişliğini affettirecek
bir bakışla gel.
Yorgunluğumu dinlendirecek
bir “buradayım” deyişle…
Gel artık yar…
Bu bekleyiş
ne sabır kaldı,
ne takat,
ne de anlatacak söz.
Ve bil ki;
bu dizeleri yazan
bir kuldur sadece,
hasreti secdeye koymuş,
umudu dizlerinde eskiten…
Adımı sorma,
çünkü adım bekleyiş oldu.
Mahlasımı sorarsan
yol bilsin, taş bilsin,
gece şahidim olsun:
Kul Ortak
hasretin altında eğilen
ama umuttan vazgeçmeyen
bir yürek olarak
son nefesine kadar
“Gel artık yar” demeye
devam edecek…
KUL ORTAK
Baki OrtakKayıt Tarihi : 31.12.2025 18:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!