Ayaz indi memlekete,
Gel, baharı arar bulurum.
Kafiye eklendi şiire;
Gel, ben seni kalemden de korurum.
Bulut dindi mahlede;
Gel, istersen yağmurun olurum.
Biz ne zaman içsek,
Köfte geç gelir
Ve oturur muhabbetin terkisine
Çıplak bir efkar sözcüğü
Biz ne zaman içsek,
Devamını Oku
Köfte geç gelir
Ve oturur muhabbetin terkisine
Çıplak bir efkar sözcüğü
Biz ne zaman içsek,




külçe gibi sevmek de var,
leş gibi sevmek de,
defterden silip sevmek de var,
canda taşıyıp sevmek de,
aklına getirmeyerek sevmek de var,
hatırdan çıkaramadan sevmek de,
kaybolarak sevmek de var,
araya araya sevmek de,
suyu çekilerek, kupkuru dal olup sevmek de var,
sevmek de var çağlayan;
çağlayan…,
gırtlak ile göğsün birleştiği,
insanın can taşıdığı yerden,
en derinden çıkarken sesin,
ve bütün lafızların en yücesinin
en başında, selvi gibi salınırken ve
zarafetine meftun kalırken alemler,
boynu bükük, garip ve yetim bir tevazu ile,
bakarsın ötelere sen,
o\ndan gayrısız bütün mevcudata,
elif aşk…,
surelerin beşincisi ve,
isaya gökten inen sofra manasına gelen
maidenin, ilk iki ayetini;
kırık dökük bir mahreçle okuyan
talebenin sesini dinlemeye çekilen zahmet,
beşinci harf sesinin çıkarılması için
gösterilen çabaya tekâ\bul eder mi
ve o ses, elifin derinliğine özenirken,
ortada mı kalır yoksa;
hani mahrecinde gırtlak ortalarının
pek hafifçe sıkılmasıyla, boğazın
ortasından akıp gitmesine izin verilip,
dinleyenlere ferahlık ikram edilen harfin
telaffuzu gibi ve süreyya yıldız kümesi misali
aktı/gitti/yitti şu ömrün şair senin,
ki tasalanmadın gam kervanıyla gelen
ve payına düşen yükten,
ah;
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta