Geçmişteki Masumiyetim Şiiri - Veysel Sari

Veysel Sari
154

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Geçmişteki Masumiyetim

Duyuyor musun içimdeki bu sağır edici sessizliği? Bu, senin o hiçbir şeyden habersiz neşene atılmış dilsiz bir çığlık... Bak bana; eğer o eski saflığından geriye bir iz bulabilirsen, kendi ellerimle yarattığım bu enkazla yüzleş şimdi. Sana bu sözleri; o her şeyi iyilikten ibaret sanan çocuk kalbinden yüzyıllık bir sürgün kadar uzaktan, bir hayal kırıklığı mezarlığından fısıldıyorum. Sana ihanet ettim çocukluğum… Senin o narin ruhunu, ellerimle bu zalim hayatın tam ortasına bıraktım; seni bu kuralsız savaşın içinde yapayalnız, savunmasız bıraktım. Beni bağışlama, çünkü ben seni koruyamadığım o kara günü asla unutmadım.

Hatırlıyor musun, nasıl da herkese inanır, her uzanan eli sığınılacak bir liman sanırdın? Her sahte gülüşü kalbine mühür gibi basar, kimsenin kötülük yapabileceğine ihtimal bile vermezdin. "Hayır" demeyi bilemezdin sen; çünkü dünyadaki herkesi kendin gibi merhametli, herkesi kendin gibi vicdanlı sanacak kadar saftın. Şimdi gel ve bak şu gözlerime; o pırıltıların yerini hangi karanlık kuyuların aldığını, o çocuksu neşenin yerini hangi sönmek bilmeyen yangınların devraldığını gör.

Bize kıydılar küçük yanım, bizi en savunmasız yerimizden, o açık bir yara gibi duran kocaman kalbimizden vurdular. Sen "insanlık bende kalsın" diye her yutkunduğunda, onlar senin asaletini acizlik, o vakur sessizliğini ise üzerine basıp geçilecek bir basamak bildiler. İyiliğinin bedelini, seni her gün biraz daha derin bir kimsesizliğe mahkûm ederek ödettiler. Çiçek açmak için uzandığın her dalı, seni altında bırakıp nefessiz koymak için kendi elleriyle kırdılar. Bak, artık uykular bile bize düşman. Sen o huzurlu rüyaların hayalini kurarken, ben burada gözyaşlarımı ruhumun çatlaklarından içeri akıtarak sabahı zor ediyorum. İnsanların yüzündeki o maskeler bir bir düştükçe, senin o maskesiz, o apaçık ve tertemiz halini özlemekten ciğerim yanıyor.

Artık bitti o masum masallar... Güvendiğimiz o limanlar fırtınalarda battı, o beklediğimiz güneşli yarınlar bizim sokağımıza uğramayı çoktan unuttu. Biliyor musun, en çok ne koyuyor insana? Bizi bu yangının ortasına fırlatıp atanların hiçbirinin canı yanmadı. Onlar, senin masumiyetini kendi kirli hırslarına kurban edip hayatlarına kaldıkları yerden devam ederken; ben senin bana miras bıraktığın o yaralı ruhu taşımaktan nefes alamaz hale geldim. Kendi gölgem bile bu yükten yorulup beni terk etti, ben ise her gün biraz daha kendinden vazgeçen bir yabancıya dönüştüm. Seni bu yalanlarla dolu, bu ucuz ve kirli senaryolarda tükettim.

Şimdi tek istediğim sessizce silinip gitmek, bu acı denizinde hiç iz bırakmadan kaybolmak. Artık bu hayatın arsızlığıyla baş edecek dermanım da kalmadı, o eski hayallerini sırtlayacak mecalim de... Gelme artık üstüme hayat, daha fazla gelme! Ben artık kendi geçmişimin katili, kendi geleceğimin en büyük yabancısıyım. Yoruldum artık; her şeyden, herkesten ve en çok da bu yorgun bedende her gün yeniden uyanmanın o dayanılmaz yükünden yoruldum. Beni sakın affetme çocukluğum… Seni bu fırtınanın ortasında, tam da bana en çok muhtaç olduğun o anda yapayalnız ve savunmasız bıraktım. Seni ellerimle bu uçurumun kenarına getirdim ve şimdi seninle beraber ben de yok oluyorum.

Veysel Sari
Kayıt Tarihi : 11.1.2026 22:58:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!