Geçmiş zamanlar bizim için yedi mühürlü bir kitaptır " diyor Goethe. Ne güzel bir söz.Geçmişini bilmeden geleceğe emin adımlar atamayız.Kendimize ve çocuklarımıza güzel bir gelecek inşa etmek istiyorsak önce geçmişimize bakacağız.Tarihimizi okuyacağız.Atalarımız neler yaşamış.Nasıl yaşamış.Eskiden günler geceler nasıl geçermiş, bilmek gerek.Dedelerimizi ninelerimizi dinleyelim bir.Ne kadar da güzel konuşuyorlar değil mi?Hem yaşadıklarını anlatıyorlar derin derin iç çekerek hemde güzel güzel nasihat ediyorlar.Eğer dinlersek bizim bugünümüz ve geleceğimizin huzurlu olması için geçmişten gelenlerde ip uçları veriyorlar.'Amann geçmiş bir tozdur üfle gitsin' demekle gitmiyor, bitmiyor her şey. Ne varsa eskilerde var yine.Nezaket incelik hassasiyet iyilik...Siz hiç bayramlarda tanımadığınız insanların ellerini öpüp hayırlı bayramlar dilediniz mi?Siz hiç akşam işten gelirken sokakta çöp toplayan abiye 'kolay gelsin' dediniz mi?Tanımadığınız halde hastaneye gidip hastaları ziyaret ederek iyi dileklerinizi sundunuz mu?Eskiden evde hasta yada bebek varsa pencereye çiçek saksısı konurmuş.O saksıyı gören mahalle çocukları diğer sokakta oynarmış. Oradan geçen satıcılar sessizce geçip giderlermiş.Sizin üfleyip gönderdiğiniz o eski zamanlarda büyüklere hürmet küçüklere şefkat varmış.Edep ile gelen lutüf ile gider yazarmiş kapı tokmaklarında.Eskiden kapıda iki tokmak olur.Gelen misafir kadınsa ince ses çıkaran tokmağı vurur ve içeriden de evin hanımı açarmış.Gelen misafir erkek ise kalın ses çıkaran tokmağı vurur kapıyı erkek açarmış.Böylece mahremiyet korunurmuş.Şimdi değil mahremiyet bir kadın erkek ile tokalaşmazsa akşam sokak köşelerinde buluşmazsa tuhaf karşılanıyor.İlkokuldaki çocukların bile sevgilisi var şimdi.ikinci sınıfa giden bir çocuk sırf sevgilisi yok diye ayıplanıyor.Okullarda yada mahallelerde çocukların ayakkabısı kıyafetleri marka değil diye diğer çocuklar tarafından hor görülüyor.O diğer çocukları eğitenler de bizleriz maalesef. Nedir bu kendini beğenmişlik nedir bu kibir.Nedir bu ön yargı. Gelin kurtulalım bütün egolarımızdan ön yargılarımızdan.Geçmişin izinde geleceğe doğru güzel adımlar ile ilerleyeyim.Unutmayalım geçmişini bilmeyenin sevmeyenin, geçmişinden ders almayanın ne bugünü nede geleceği olmaz,olamaz.
7 Mayıs 2019
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta