Bu gece için , genellikle yinelediğim ‘iyi geceler’ dileyişini değiştirdim. Neden böyle yaptım bilmiyorum. Daha doğrusu bir sürü karalamadan sonra baktım şiir çıkmıyor ortaya, sildim attım sözcükleri.
Yazmak ereğiyle oturduğum masadan böyle kalkmalar her kezinde yaralıyor beni.
Yarın belki bir başka konuda zorlarım kendimi.
The Poet’s Notebook’un bir yerinde ( Şairin Defteri) Charles Simic‘in şöyle dediğini notlarımı karıştırırken gördüm :
‘’Eğer Derrida haklıysa,şairler karanlıkta ıslık çalmaktan başka bir şey yapmamışlardır.’’
Yıldızsız, koyu bir gökyüzü altında şehir. Birkaç hafta öncesine değin mis gibi kokusunu salardı nergisler bu saatlerde. Savruldular ...Dilimde ıslık falan da yok…
Bitireyim sözlerimi :
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta