Rüzgârın uğultusudur geceyi bölen.
Öyle bir gece ki, emsalini yok gören.
Sanki zamanı durduracak kadar ağır
Kimsenin anlayamadığı, garip bir şölen.
Evveldi şen kahkahaların pespayeliği,
Uzanan bir el olsa çevrilmezdi geri.
Çileyi koklayıp gül niyetine
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime
Devamını Oku
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




memleket kıymeti anlamak böyle bir şeydir,
olduğun yerde gün ortası yaşanırken;
memleketinde vakit gece diye,
geceden mısralar bölüşürsün...
şiirden uzak dur yalnız meri :)
sakaryadan şikagoya selamlar...
peki,
.
...
.
bir uçuk turunç güle benzer o yüzün,
yakışır mı o gece gözlere hiç hüzün,
eğme öyle başını yetimce ve küskün,
bir nilüfer gibi açsın durgunluğuma gülüşün,
ki sen bildiğim tek elbistan türküsüsün…,
kalbe doğan ve yok saydığımız,
yakındaki hasretliğin malumuyla,
ve içimize akan göz yaşlarıyla geçiyorken
zahiri zorlayan günlerimiz,
ve göz pınarlarımızdan sızan
kor olmuş tek tük nemlere rağmen,
içimizde taşıdığımız bu gönül ferahlığı,
vuslatmış meğer yarınlardan önce yarına;
çiziyorum şimdi zihnimin anlayış bekleyen
açıklamalarının altını ve tutmayan hesapların
dört işlemini yapmayı deniyorken,
ikaz lambaları yanıyor her adım başı
ve oyuncakları hayatlarımızın,
alt üst alt üst alt üst etmede hayatlarımızı,
ah;
.
...
.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta