Kendime çok geç kaldım..
Herkese koştum ve herkesin halinden anlamaya çalıştım...
Sonra fark ettim ki,
Kimse benim ne kıymetimi biliyor, ne de halimden anlıyor.
Kimse benim için ince düşünmemiş, ve bu acı
suratıma kapı gibi çarpıyor.
O kapının eşiğinde kaldım şimdi,
ne içeri girebiliyorum, ne de dışarı çıkabiliyorum.
İnsan en çok kendi sessizliğinde kayboluyormuş meğer,
En çok kendi içinde büyüyormuş yalnızlık.
Herkesin yarasını sararken, kendi yaramı derinleştirmişim,
Herkese yetişirken, kendime geç kalmışım.
Bir kalabalığın ortasında adım bile duyulmamış,
Bir gülüşün içinde içim hiç gülmemiş.
Şimdi susuyorum…
çünkü kurduğum bütün cümlelerim anlaşılmadı.
Ve artık kimseye koşmuyorum,
Çünkü öğrendim;
insan önce kendine yetişmeli, önce kendi yarasına merhem olmalı.
Belki o zaman kapılar yüzüme çarpmaz,
Belki o zaman ben de kendime varırım…
Ama kolay değil,
alışmışım başkalarının yükünü taşımaya,
kendi yüküm omzumda yabancı gibi duruyor.
Geceler daha uzun artık, sessizlik ise daha derin,
Her düşüncem biraz daha içime batıyor.
Bazen kendime soruyorum;
ben ne zaman yoruldum bu kadar?
hangi anda vazgeçtim kendimi önemsemekten?
Cevap yok…
Sadece içimde yankılanan bir boşluk,
adı konulamayan bir eksiklik.
Yine de
kırık yerlerimden öğreniyorum ayakta kalmayı,
eksik yanlarımla tamamlanmayı.
Artık biliyorum;
herkesin hikâyesinde bir figüran olabilir insan,
ama kendi hikâyesinde başrol olmayı öğrenmeli.
Ve belki bir gün aynaya baktığımda tanımadığım biri değil, kendim karşılarım beni.
O gün geldiğinde ne kapılar çarpar yüzüme,
ne de içimdeki ses susar.
Sadece ben olurum…!!!
ve..... ilk kez kendime geç kalmamış olurum!!!!
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 19:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!