Yatsı namazından sonra soyunurduk pijamalarımıza
Prefabrik bir koğuşta, bilinmezden gelen Ay’ın çıplaklığında…
yan yana sıralı ikili ranzalardan birisi yatak olurdu uyuyabilene,
uyumamız da gerekirdi hani, birkaç saat,
iki-dört nöbetini uyuklamadan tutabilmek için;
pamuklarla sarıp yastık kılıflarına saklardık hayallerimizi,
uyumaya değil, derin hayallere koyardık başımızı…
Çocukluk, o derin ırmak çağrısı
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Devamını Oku
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta