Yokmuş bir aha ey gül- i rana tahammülün
Bağrın ne yaktın ateş- hasretle bülbülün
Yek-rengdir zeban-ı hakikatte hüsn ü aşk
Bang-i hezar şu'lesidir ateş-i gülün
Duzah-nişin-i ateş-i fakr olduğun kalur
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




güzel bir şiir okudum yıllarca saklanıp bizlere sunulan şiire emeği geçenlere teşekkürlerimi sunraım..saygılarımla.
Gazel
Yokmuş bir aha ey gül- i rana tahammülün
Bağrın ne yaktın ateş- hasretle bülbülün
Ey güzel gül! Bir ah’a tahammülün yokmuş.
Bülbülün bağrını, hasret ateşiyle neden yaktın?
*
Yek-rengdir zeban-ı hakikatte hüsn ü aşk
Bang-i hezar şu'lesidir ateş-i gülün
Güzellik ve aşk (eserine telmih yapmış) hakikat diliyle (lisanıyla) tek renktir.
Gülün ateşi, binlerce figanın, haykırışın yanışıdır.
*
Duzah-nişin-i ateş-i fakr olduğun kalur
Ey ahiret-harab tehidir tevekülün
Fakirin ateşi Cehennemdeymiş gibi kalır.
Ey harap, perişan ahiretli! Tevekkülün boşunadır.
*
Tekrarlarla şüpheleri daniş anlama
Gel arif ol ki ma'rifet olsun tecahülün
Şüpheleri (kuşkuları - kuruntuları) tekrar etmek ilim, bilgi değildir.
Gel, arif ol ki, cehaletin ilme, irfana dönüşsün.
*
Merdanelik asaleti meydanda bellidir
Hayber günü babasını kim sordu Düldül'ün
Mertlik, asalet meydanda belli olur.
Hayber’in fethinde, Düldül’ün (Hz. Ali’nin atı) babasını kim sordu?
(Hz. Ali’nin atı Düldül, sevgili Peygamberimiz tarafından hediye edilmiş beyaz renkli bir katırdır. Hz. Ali bu katırla ve Zülfikar’ı ile savaşlara katılmış, olağanüstü başarılar göstermiştir.)
*
Galib maarifin de sefası değer veli
Canan vasfıdır hele aslı tegazzülün
Galip! Bilgi de önemlidir, sefası sürülür, lakin
Tagazzülden (gazel yazma) gaye sevgiliyi vasfetmektir.
(Veli: Evliya - sahip, malik, ata - lakin)
Şeyh Galip
*
Hikmet Çiftçi
“GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”
Sevdim bu gazeli, müzare behrinde yazılmış
tefilesi: müfUlü fAilAtü mefAİlü fAilün
en zor behirlerden biridir
Allahtan rahmet dilerim şaire
oldukca farkli bir siir.. bugune kadar ki.. gulu seven dikenine katlanir turun de bakis acisini bir anda tepetaklak edip..
bulbulun bagrini yakan.. ahina katlanmali.. tezini savunurken..
atlar da secere aranir.. insan da aranmaz.. tur fikire bir asir oncesinden yanit veriyor..
hayber meydanin da.. hz. Ali'nin atinin babasini soranmi var idi. yigitlik meydan da belli olur.. diyerek oldukca veciz bir gercegi dile getirir iken..
aynstaynin ayni seyleri yapip.. farkli sonuc bekleyen insanlara.. hakarete varir yaklasimina mukabil..
suphe duydugunda tekrarina musamaha gosterir..
arifligin.. kazanilis seklinin ip uclarini da verir..
bu gonul kapisi acik.. bu gonul gozu acik.. sairimizin.. mukemmel siirini kutlar.. gani rahmet dilerim.. mutesekkirim seckisel baglam..
Gölgeler(galip, yunus, akif, nazım, hayyam, haşim ve diğerleri…)
Galib dede vuslata yaslamış başını uyuyordu
Kelebek hala aşinasıydı mumun
Son için doğan her gün mutluluğuydu umudun
Aşkı gördüm
II
Görebilmek meziyettir her görünenin ardında aşkı
Aşk deryasında yaratılanı severek pişti
Ne zamanki yunus ağzını açtı
Muhabbeti gördüm
III
Değil mi ki süslü hayal tutunamaz eteğinden yalın gerçeğin
Ragif girip akif çıkabilmelisin içinden bir hücrenin
Taşınca içinden tini, teni; ölüm denen gömleğin
İnancı gördüm
IV
Sıcak kalırmış dizeler inanarak yazılınca
Gözler dokunabilirmiş deniz ardı sahillere
Özlemin nazmı hikmet doluymuş
Hasreti gördüm
V
Hayyam’ın gözleri atmosferde bir tabakaydı yere bayağı yakın
Bense her zerremde toprak kokacak kadar yerdeydim
Aksine dalınca gün batımından süzülen şarabın
Cenneti gördüm
VI
Yanan sularda bir şairi cezbedince esrarlı imgeler
Akşamla yanıp şafakla pembeleşir iç âlemi yankılayan dizeler
Art alanındaki hislerle düşüp dağılınca renkler
Sonsuzluğu gördüm
VII
Gölgeler, her diyarda aşka bezenir düştükleri yer
Gölgeler, yeni bir şey deme hasretine sebildir ömürleri
Gölgeler, renkleri girift ölümü vuslat eyler tahayyülleri
Gölgeler, ruhumuzu okşayacaktır hep ölümsüz dizeleri
Cumali Aslan
Şiir sayfamdaki diğer şiirlerimi okur ve yorumlarsanız sevinirim
http://www.antoloji.com/cumali_aslan
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta