Garipçe Bir Tanburi Şiiri - Ahmet Ablak

Ahmet Ablak
5

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Garipçe Bir Tanburi

Yârim narin bağlama, tanburumun bam teli ortada, kundaklar altında.

Çekemem vuramam mızrabımı, çekerim ruha mil vuran ellerimi gönlünden.

Derimin altına işlenen nakışın ilmeklerini hiçbir aleme söktüremem.

Saz semailerinde dolanırım ama peşrevine uğrama hayalinden geçemem.

Çekin yayları ey eşraf! İster kemani, ister tanburi!

Üfleyin ruhunuzu kenardan ey ervah! İster gümüşe ister kamışa!

Başlayın nakşa, ey her sesi tepeden işleyen eller! İster piyanist ister kanuni!

Sarsa bile dünyayı, yetmez sesimiz... Bu gecenin Hüzzamı her dilli.

Kulağı sağırlar işitti, sevdi sesimizi... Gönlü sağırların bitmedi elimizden çekeceği.

Çekin sığdığı çuvaldan mızrapları, onunla göğüs delemeyen geri dursun.

Vurun her makamın her teline, üfleyin dökülsün şu kurşun Hüzzam denize!

Bülbül içten yanagelmiş, pervane dıştan... Ne ettik de içimiz bülbül dışımız pervane?

Her soluk birer har, boynumuzdaki ateşten ilmeğe. Nasıl düştük bu gökyüzü dehlizine?

Acı tatlı her şey var dilimizde, dökülür saçılır her yere sesi... Yaşam var ama ölüm yok.

Ölümsüzlük kaçınılmaz gerçeklerin bin tanesinden biri. Her şeyin yokluğu var ölüm yok.

Ölüm denilen yumurtadan çıkmak, kim bilir ne olarak çıkacağız zamansızlığa.

Zamanın mahpusu iken, ne gelir elden vurup mızrabı tele, gönül titretmekten ziyade?

Ahmet Ablak
Kayıt Tarihi : 28.2.2025 03:41:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!