GARİP ÇOBAN DİVANI...26.... Engin Demirci

Engin Demirci
946

ŞİİR


61

TAKİPÇİ

GARİP ÇOBAN DİVANI...26.... Engin Demirci

24,5 SAAT..Dervişler ve pirler diyarında zaman geçirmek istiyoruz. Derinlik sarhoşluğu Şems vakti başka farklı sesler duyduğumda, a bu ne? Ruhların da hakkı olduğuna inanırım. Her gün büyük bir gün, evvel zaman içinde, ben buradayım. Dünyanın en önemli konusu, bereketli hilal çıktığında sınırlarını keşfet. Vecd halinde olan gecenin çobanları teheccüd vaktı pirlerin düğününe. Zikir tespihleriyle daha uzun bir yol bizi bekliyor. Dervişlerin yaşadığı sessizlik tanık olarak bürünmüş birbirinden farklı hallerini bulmuş, misafiri olmuştuk. Duyguların sığındığı, kendilerini güvende hissettikleri bir yer, bu aşk. Ateşin yükseldıği yerde pirin evi. Bu evlerde ayıklanır dervişler ve burada dünyadan soyutlanmış kaynayan engin gönüller zikrin coşkusuyla ariftirler. Kabrine ziyaret gerçekleştirenler koşar adımlarla gönül mescidine yönelmiş. Unutulmuş bir dil kullanıyor, tecelli eden zikirlerde dervişlerin kelamı birbirinı takip etmekte. Önemli olan bir mabet öleceği yer bilgenin. Aşıkların merasimin gerçekleşeceği gün gelip çatmıştı, yola çıkarken yolları kapanan bir yolculukta uykuya dalmıştık. Uyandığımızda güneşin doğması hala uykudaydı. İnsanları uyandırıyordu gün aydınlanırken herkesin yüzünden okunuyordu rüyaları. Dışardaki hengameden uzaklaşan rehberin dualarla birlikte gönül evinin içine geçiyor. Ateşle meşgul olanlarla konuşma fırsatı bulmuştuk, aynı heyecan bu aşk.

ŞİMDİ, SIRA SİZDE...O aşk bizi sever, bizde O'nu severiz buyurdu Pirim. Gecenin çobanlarına anlatmak yerine, bir tek günü ya da bir tek anı yaşayarak, anlatarak aşk hikayesini oluşmasını sağlıyor, aşkın adını kullanarak dedi Mirim. Deyişler çok önemli, bu sözlerin derinliğiyle bir yaşamdan diğerine aktarılan bilgelik gibi görmeye başlıyoruz dedi Meczup. Hiç bir şeye kolayca sahip olmuyoruz, hem sevgiyi hem de sevgiliyi sabırla beklemesi, hak etmesi gerekiyor gönlün dedi Fakir. Maşukların sevgiyi ilk kez engin duygularıyla kucağına alışını dile getirir şems vakti, kokusu bir an başını döndürür kalbe dualar düşerken dedi Zahit. Melekler duygularını sevgiyle parlattığında nar taneleri gibi dökülüp saçılır yıldızlar, bu hal gelince ruha,bu hale kalb ne denli acı çektikten sonra geldiğinden insan mutluluktan öleceğini sanır(mıy) mış? dedi Garip Çoban. Uzak benzetmeler aşırı duyarlı ifadeye büründüğü için elde ettiklerinin değerini anlaşılır kılıyor başka ipuçları dedi Hırkasız Derviş. Derin yaralar almış insanların yakınlaşarak nasıl birbirlerini iyileştirdiklerini görmek teheccüd vakti acıları anlamlı kılıyor aşkı dedi Aklı Kıt Adam. Şimdi dönüp daha önceki büyük yıkımları nasıl kalbinize şerpiştirdiğinizle sevgi kurtarmak önemli dedi Miskin. Sahip olduğun sırlarmı var sanırsın? Peşinde koştukların, anımsadıklarının zorluğunu ortadan kaldırmaya yetmiyor dedi Deliler Şeyhi

BİR TEBESSÜM HİKAYESİDİR AŞK.. Sevgililer gibi ölmeyen o mükemmel yaşlarımızın görünümlerı, bir yalnızlık. Yaşadığı yer, ruhuna oturmayan bir bedende rahmanın ve kulun hakkı arasında küflenmiş bir duvar. Helalleşmek aynada göründügü gibi kemiriyor için için. Elbise gibi sıyıramıyor, çıkarıp bir kenara atamıyor gecenin çobanları aşkı. Sabahlara uyandığı oluyor amellerin hissettikleri. Melankolik gece özellikleri taşıyan bir meczup bu, akıyor aklının binaları arasında düşünerek. Son çare, aynanın öteki yanında duran arkadaşı. Sen, aşk, benim tek arkadaşım, gecenin beyaz yapraklarını yaralarıma saran, bu garip harflerle sayfalar doldurduğum, takvaya götüren olan sen. İnsan kitabını okumayı dene, sevgiyi anlamak için tanışmalısın kendinle olma becerinle. Fıtratın bir parçasında varoluşunun muhabbetinin özüdür sevgi. Ruhuna yüz çevirenler, sevginin beslenme kaynağından uzaklaşanlar. Hem cemalden, hem kemalden güç alamaz, hoş göremez bulmaya başladığın kusurların. Sevgini kime sevdirdiğin önemli, hiç birşey gizli kalmaz. Nerde kaldı meleklere inandığın, insanların arasında edepli görünüp, insanlardan uzaklaşınca ar duygularındanda niye uzaklaşıyorsun. Şeytana maskara olanların hallerini anlatır kabirtaşları. Hasta aile tiplerinin halleri yansıyor kalabalıklara. İnsanlık artık tatmin olmuyor, insani hallerinden. Ben müslümanım diyenler arasında müslüman olmak istiyorum! diyor aşka hicret edenler.

HELE DUR BAKALIM...Aşk aşkı bilmeyenler yüzünden ne halde! Vakti sükutta ve inşallah peşinden gelecek tefekküre bırakalım şems vaktinde kendimizi, umutlanalım aşk bizi sever diye, ne çare. Yüreklerin fethi ve titremesi gerek sevgiyle ki, sus(a) masın gönüller, bir yandan da insanoğlu kimliksiz, dün-bugün-yarın, akıp giden aşk var, ne çare. Yanmaktan kurtarmalı hikmetle tebliğ etmeli hz insana, davet edin aşka, yerini yurdunu terk ederek kalbin teheccüd vakti hicret etsin,korkuları, aşkları öbür başında bıraktım, tarafsızlaşıyor ne çare. Şükrün, saygıyla verene iltifatın adı olsun. Bütün manaları kapsayan aşkın hakkını verin derler, ama ben değilim kendi doğasında aşkın ne çare. Daha iyi kul olmak için, iyi bil ki gönül, burada birazı vermek diye bir şey yoktur nefsi altında yaşayan ilham vermiş, ne çare. Rabbine sadakatini verdiklerinle ölçer duyguların ahlakı, biz bu sadakate hizmet ediyoruz diyor gecenin çobanları. Demek ikimizde aynı yerden bakıyoruz, tam zıddı hiç bir yere gitmeden çırpınır ruhum,ne çare. Kucaklayanlar yaşamın tekerrürü ıçin gece gündüz aynı yerdesiniz, yaşamadığı duyguların sessizliğinde kimseyle konuşmayarak, insanın ruhunun ayrıntılarında kayboldum, ne çare. Kendi için özel değerleri olanları arınmış görür görmez ona sarılıyorum, ruhsat verdi halime, o günden beri de inzivada yaşamayı tercih ediyorum, başıbozuk maddeci ahlaklılar arasındayız kah, ne çare.

TEDBİRİNİ AL, TAKDİRE RAZI OL...Ümmi olanla alimim diyenlerin farkının olduğu bu çağa ve insanına dikkat. O'nun geleceğe değil geçmişe doğru konuştuğu anlar tekrar içinde yaralanacak ve ruhundan kopacak kaderinden mi söz açmak gerekir? İşte hayat bu, ileri geri gibi çok keyifli adlandırmaların geçerliliği yoktur, sadece duyguların tercihlerının yol açtığı farklı serüvenlerde dışavurum vardır. Görmekle yanlışı tekrarlamaktan kurtulamamışların en ayırıcı vasfıdır suretperestlik. Anlamak ne anlama gelir? En güç kelimedir! Yegane cevap,canınızı sıkmıştır. Fariza ise ruhunu yansıtır. Dünya bir kaos değildir. Ötekileştirilmiş insan yanına, sevginin anlamıyla ulaşmalısın. Ve bize perdenin ardındaki olarak sunulan şeyin ardındakine bakıp gönül çerağını bulmaya uğraşmak düştü. La mekanda modelist yaşamlar kuran, yaratan ve tekrarla kendisini sevgisiz, duygusuz yaşatan düzeni kavramadan, ruhu anlamak kendine varmak mümkün değildir. Ben aşkta ne arıyorum, diye soruyor gecenin çobanları şems vakti kendine. Aşk beni, ben aşkı doğurduysam, şanslıyım ki, dokundum, duydum, gördüm. Ama merak etmeyin. Teheccüd vakti açılan kapıdan içeri adım atan herkese açılacak, sergide her şeyi görebileceksiniz. Bir düşünce bekçisi ruhların sayfalarını çevirdikçe bana ben olan her şeyden yavaşça silindim. Aynı hizada gördüğünüzde kafanız daha da karışır. İşte tam da böyle oldu, ne yaşamaya ne ölüme acelem yokmuş.

HAKİKATİMİZ...Ey aşk bana, sana gelmek görevi verilmiş buyurdu Pirim. Dünyanın suretperest yanıyla meşgul olmaktan kendinle görüşemiyorsun, bir yanın hala eksik, nereye gittiğini biliyormusun dedi Mirim. Gözün tok olsun dünyaya, k/arşına geç gönlün, gerisi gelir hayırlı sevginin dedi Meçzup. Kavga etme kendinle, iki taraf isterse kavga olur, uyma suretperestlere, haklı olduğunda geri çekilde sussun kıvılcımları şeytanın dedi Zahit. Gayri ciddi değil, ehl-i kur'an olsun ruhun, duaların safasıyla gönlün ferahlansın ki, bu dünyayı istemesin esman dedi Hırkasız Derviş. Şimdi kaldığımız yerden devam edeceğiz, gece baskını yaparak duyguların sığındıkları yerden çıkarmak için dedi Miskin. Başıma gelenleri sana anlatmadım, şems vakti ne konuşulmuştu peki? Zamana karşı, daha bilmediğiniz neler var! dedi Deliler Şeyhi. Ve elbette keşke demekten geri duramayacağımız, zamanımızda böyle aş(ı) klar yok ne yazık ki diye iç çekmesi de kayda değer nedenleri aşkın, neden aşıkları seviyorsunuz? dedi Fakir. Meçhul girdaptayım, karşı karşıyayız ama sevgiden habersiz suretperest bu keşmekeşte, bu hercümertçe kime sesleneceğim? dedi Aklı Kıt Adam. Düşünmeyi çok isteyerek düşünemiyorum, kendine yabancılaşan başkasına özenmeye kapı aralayanlar arasında bir bölünmüşlük olarak kalıyor insan dedi Garip Çoban. Kimi için model önemliyken, kimi için su katılmamış duyguların vasfı, kimi için rehberdir aşk.

BEN ÖYLE OKUYORUM...Kafanızda mutlaka bir takım dertler oluyor hayat bu ya. Bana ılham verici demeyin, esas olan onun ne istediğidir. Ötesine gayret ve hımmet arıyor ruhumuz. Derin manaları vardır, anlamadığımız anlatamadıklarımızın, pür dikkat çünkü o bilinemezde, inananların sayısı kadardır engin gönüllüler, sonsuz bu boşluk içinde sırrı çözmek sır içinde sır derviş hücrelerinde hakikat. Ruh mu mana mı önemli, şekil ve şemal mi? . Konuş benimle diyen bir kalbin,az bilinenin daha çok bilinenle gerçeğin şeklini alışında saklı edeptir. Misafirsın sen, sus ne işin var dünyayla, ruhunun aşka yangınına saygı göster. Kendi aslından uzak kalan her kişi, ancak zorluklara düşer. O acının içine kendi acımı koyuyorum. Donuksun hakikatini idrak edemeyenlerin sebep oldukları şeylere,varlığından incin Ya Allah, ya Basıt, ya Kabız, ya Mani, ya Mu'ti de gizlenenleri kimse organize etmiyor,bunlar kendiliğinden oluyor. Huzur sohbetinden ayırma geceleri ümitsiz olsan da, her şey Hakk'ın tecellisi. Acele etme, teheccüd vakti secdede olanların hali şeytanın oyunun bozulduğu yerde, sonrasız bir cümle deyiş mi? Şems vakti O'nun arkasında hep beraber yürüyebilmeyi başardık gecenin çobanlarıyla. Kendimizle göz göz geldiğimizde yakaladığımız bir şeydir bu aşk. Sınadıkların farklı, başka olduğunuz üzerine mi kurulu? O kendi benlığin içinde yegane bir umut varsa ben orda onu görüyorum, başkalarını merak ediyorum.

DEVRİ ALEM...Bir yol gösterici olarak gördüğün, hep baki kalan, şems vakti başka seslerini, renklerini tanıştıran, bu aşk. Anlam eksikliği göze çarpıyor yaşamlarda, benim de yok öyle çok bayıldığım bir şey'ler var ken, benliğin zırhından kurtulduğum, bu aşk. Ezber cümlelerle süren ilişkiler bir dolu cesaret, ama vakit yok suretperestlere aykırı olmak, net bir bakışla dokunabilmek gerek, çokca heveslilere benzetme bana değil. Samimi bir merak, bu aşk. Gönül tahtında ritim tutmaya başlayan huu'larla yad etmeye gelen dervişlerde, bu aşk. Gecenin derin vadilerinden yükselen Allah nidaları tüm maşukların hücrelerine yayılıyor, süzülen nehr-i meşkle zikir halkası büyüdükçe büyüyor. Ey konuk dost kabirden uyan! Gün ortasında sessizliğe gömülmüştü sözcüklerin yolculuğu, baş başa kalıp inzivaya çekilenler, bu aşk. Teheccüd vaktinin ardındaki güçte hemen şunu sorabilirsiniz. Madem gecenin böylesine önemli bir özelliği var, biz neden bilmiyoruz? Bu sorunun yanıtını ben de bilmiyorum. Bildiğim, okuyup görebilenler için tek başına, bu aşk. Pek çok şey bu, çok heyecan verici haller bir uyum içerisinde, gecenin virgülü aşk varmış, aşk içinde diyerek aydınlatıyor, şaşırmanın görmenin anahtarı olduğunu yeter ki iste! Bul! Zamanın düşü seni bekler iç içeliğinde, kendinde ondan, onda kendinden bir şeyler görüp şaşıracaksın, biraz dur ansızın tuzlu suya koşan tatlı su gibi olan engin gönüller, bu aşk.

DEDİK Kİ, GELMEYİN ARTIK YETER! ...Duygularına sağır olanları duyar hale getirmeli, ikna eden yol adabıdır aşk, ne tarafa böyle buyurdu Pirim. Kadim aşkın ortak duygusunun notları sevgi dedi Mirim. Hayat beklentilerinizi karşılayabilir ama mutluluğun formülü karışık, oradaki naifliği ve sevgiselliği arayanlar fena halde yanılacak suretperestlerden dedi Meczup. Sevgiyi aşka dönüştüren gecenin çobanları, üzerimize akılalmaz gölgelerin düştüğü anda nelerin kuşatılmışlığımıza belki de bir itirazdır gece dedi Zahit. Farkında olmadan şekillendirdiğimiz ve şekillendirilen bizi sorguluyor estagfurullah, izıni sürüyor benimsediğimiz hafızamız kara deliklerinden vücut bulan bir dille okuyor dualar ruhları dedi İhtiyar Bilge. Daha yaşanabilir bir hayat edenler, o hiçbir işe yaramayan merak, zaten içimizde var olan ve zaman zaman farkına vardığımız bir dönüşüm bizi takip ediyor dedi Miskin. Hepimiz bunu seviyoruz, aşk herkesin yorumuna ve hayal gücüne açık şems vaktinde, fark etmediğiniz şey bu, sizi değiştirdim, ben değişmedim dedi Garip Çoban. Teheccüd vaktinde kapıların açıldığı anda o kapıların ne kadar açıldığını kimse kimse fark etmedi, dualarına birileri geliyor mu? dedi Deliler Şeyhi. Benim yaptığım şey de aslında bir dönem, engin gönüller ulaşabildiklerine ulaştılar ve göçüp gittiler dedi Hırkasız Derviş. Hep şikayet ediyoruz, işler kötü, aşka teslimiyet için kendini tanıyormusun? Tanışma bitti aşkla....y.ed.

Engin Demirci
Kayıt Tarihi : 12.4.2013 15:42:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


"İncir çekirdeği kadar" diye niye küçümserler ki? ! Kalp çok mu büyük incirden? Bakın bakalım insan neler çekiyor incir çekirdeği kadar kalbe düşenden! Hz Pir Mevlanâ k.s

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Engin Demirci