Gözlerinin perdesi önünde soyunuyordum benliğimin soysuz gömleğinden.
Tüm bildiklerimi fırlatıp uzaklara
çırıl çıplak bir akılla öğrendim seni.
Rüzgarlı gecelerde yağmur damlaları gibi çarpardı inciden dökülen kelimeler.
Hafızam içerisinde sihirli bir dokunuşla yerliyerine otururdu. Tek bir satır atlamadan ezberledim seni. Ama bakışlarımızda gizlendi o tek hece üç harf. Sırlar ülkesinden ışık hüzmeleri tülleri aydınlatırken bile hep saklı kaldı bizde.
Bir yanda akik diğer yanda zümrüt köklerle sarmallanmış bir kafeste gizlendi sınırsızca.
Aytaşı ufalamış, güneşi söndürmüş bekleyişlerle dolu dizgin sürerdik atlarımızı sonsuz yamaçlara. Tutsak hislerden sıyrılmak için
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta