Baldıran zehrinden artakalan
Her yudumda biraz daha çoğalan
Acıdır böğrüme batan budak
Yalnızlık yurdunda hep yalan ve talan…
Servet-i Fünun aşklarıdır dökülür eylül
Savrulur yüzlere yaprak yaprak
Soluk bir fotoğrafı aklına takarak
Rüzgâr eşliğinde süzülme ey gül!
Kalbimi İstanbul’un kalbine koyuyorum
Kalbimi İstanbul’a boyuyorum
Her cuma biraz Eyüp Sultan, biraz Karacaahmet
Her akşam beyaz gül ve karanfil soluyorum;
İstanbul’un ölümsüz ruhu, bize üfür;
Bize ilham eyle, bize rahm/et!
Renklere bürünen ve sürünen
Sen ey duyguların aktörü
Var git gri sahnelerden…
Karanlığın ardından görünen
Gel gül bize gülşenle, bizi mest et!
Ahşap yangınların İstanbul’u
Tuzak mı uzaklara
Alevden harflerle
Beyaz bir karanfil cildini
okur gibiyim ardından
Koklar gibiyim hatıranı
Ey gül yine kızıla boyadın gölgemi.
Yâr gitti, ayrılık geldi buldu beni
Onun hayal ve hatırasıyla dolu her yan
Gönülde gam ve izdiham var şimdi
Kapımı çalma ey gül, ağırlayamam seni.
12 Haziran 2007-Adana
Kayıt Tarihi : 8.2.2010 19:44:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bilir misin kaç vuslata müjde iken kaç ayrılığı doğurdu bu şehir?
En aziz hatıraları kucaklarken Sultanahmet, bir vakit namazın da hatrı yok mudur sahi?
Ve bir sahil, bu kadar mı vefasız olur vefa ayaklarında iken.
Kaç güvercin şehadet eder yalan çıkan yeminlere?
Kaç ezan ağlatır sufiyi?
selam ve saygımla şair
TÜM YORUMLAR (1)