Okumaya tutkundu kalemiydi silahı,
Yazmaya can atardı zor ederdi sabahı.
Başucunda kalemi, yanında bir kaç yaprak,
Kalem ikaz ederdi:'sonumuz kara toprak'
İkisi de severdi felsefi konuları,
Canlanırdı gözünde köydeki anıları.
Yazdığını beğenmez bu kaçıncı ajanda,
Hepsini yırtar atar, sonra elde kumanda.
Biraz gırgır şamata, biraz haber, magazin,
Tavla burnunda tüter eşinden ister izin.
Evinin yakınında o kahveye tüyerdi,
Bir elle taş düzerken bir elle simit yerdi.
Otuz yıllık eşinin dinleseydi sözünü,
Merdiveni çıkarken, suçlamazdı dizini.
Yüklendi bedenine varamadı farkına,
Tam da torun beklerken duruverdi makina.
Daha dün şu masada iskambil oynamıştık,
Şiirler okumuştuk, fıkralar anlatmıştık.
O sabah, o kahvede bir sessizlik hakimdi,
Ağlamaklı bakışlar acaba ölen kimdi.
O kahvede o sabah duyduk sala sesini
Bizim Emekli Müdür vermiş son nefesini.
O avcıyla ateş düşer bacaya,
Bir ölüm kokusu siner geceye,
Yerleşirsin kabir denen locaya,
Ne ekmek, ne emek, ne de işsizlik,
Selvi gölgesinde daim sessizlik.
Kayıt Tarihi : 19.11.2008 20:02:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!