1973 yılında Diyarbakır’ın Bağlar semtinde dünyaya geldim. Diyarbakır Şair Sırrı Hanım İlkokulu, Diyarbakır Merkez Ortaokulu, Diyarbakır Lisesinde okuduktan sonra 1991 yılında Akdeniz Ünivesitesi Tıp Fakültesinde tıp eğitimine başladım.1998 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum ve yine aynı yıl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde iç hastalıkları asistanı olarak çalışmaya başladım, Ağustos 2003’te iç hastalıkları uzmanı oldum. İş hayatı ile birlikte insanları daha iyi tanımaya başladığımı anladım ve Orhan Veli Kanık’ın şu dizeleri uzun süre kulaklarımda yankılandı; Küçüktüm küçücüktüm/ Oltayı attım denize/ Üşüşüverdi balıklar/ Denizi gördüm/ Büyüdüm işsiz kaldım, aç kaldım/ Para kazanmak gerekti/ Girdim insanların içine/ İnsanları gördüm. Yaşam felsefemin yapı taşlarından biri olan, verilen tüm görevleri eksiksiz yerine getirme gayretimi uzmanlık eğitimim ve tüm çalışma hayatım boyunca devam ettirmeye çalıştım.1993 yılında yazmaya başladığım dizeleri 2000 yılında ‘Tıp Dünyasından Dizeler’ adlı kitapta toplayarak yayınladım, daha sonra yazdığım şiirler ‘Perküsyon’ adlı kitapta topladım. Mayıs 2002 tarihinde Bursa Tayyare Kültür Merkezi’nde sahnelenen ‘Biz Yaptık’ adlı oyunu yazdım ve aynı zamanda oyunda rol aldım.1999 sonbaharında tanıştığım yüreğimin gelinciği Serap Köran’a Şubat 2002 tarihinde hayat boyu birlik ve beraberlik sözü verdim,03-Mayıs-2003 tarihinde ise Dila adını koyduğumuz (Gönüle ait olan) kara iki zeytin tanesi gözleri olan kızımız dünyaya geldi. Daha sonra Supresyon 'İşlevin baskı altında tutulması' adlı 3. şiir kitabım Uludağ Üniversitesi Yayın Evi Tarafından yayınlandı. Bir yıl İç Hastalıkları Uzmanı olarak özel sektörde çalıştıktan sonra Erzincan Asker Hastanesinde Askeri tabib olarak bir yıl süre ile çalıştım. Eylül 2005 tarihinde Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde Kardiyoloji bölümünde ikinci ihtisasımı yapmaya başladım. Aralık 2008'de kardiyoloji uzmanı ünvanını aldım. Şubat 2009'da İzmir Menemen Devlet Hastanesinde kardiyoloji uzmanı olarak çalışmaya başladım. Ekim 2009'da Mert adını koyduğumuz ikinci çocuğumuz Dünyaya geldi. Halen biraz daha ışığa ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum ve yapabileceğimiz daha çok şeyler olduğu kanısındayım.
Eserleri
Tıp Dünyasından Dizeler (2000-Şiir kitabı)
Perküsyon (2001-Şiir kitabı)
Biz Yaptık (2002- Tiyatro oyunu)
Supresyon (2003- Şiir kitabı)
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




-
Rami Aydoğdu
-
Meltem Yıldırımer
Tüm YorumlarMerhaba arkadaşım Gaffar.Ben Rami,Akdeniz üniversitesinden.Seni kutluyorum başarıların için ve hobilerini geliştirip kitap yaptığın için
merhaba gaffar abi..ben sizin eski intörnlerinizden biriyim..o zamanlar şiir kitabınız yeni çıkmıştı..sizi bu sitede bulunca çok sevindim..başarılarınızın devamını dilerim..