Fransızın modası,
Beni asla bağlamaz.
Özenenler özensin,
Kendi düşen ağlamaz.
Benim ne giyeceğime,
Onlar karar veremez.
Zevkler ve renkler,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Güzel bir şiir
Üstadım;
kendi kültürünü hakir görenler başka kültürlerin kurbanı olurlar.
çok anlamlı ve güzel çalışmanızı beğenerek okudum.. çok çok güzeldi..
kutlarım saygın kaleminizi ve sevgi dolu yüreğinizi..tam puan 10.
akçaydan selam ve saygılarımla.
İbrahim Yılmaz
*********
** ATLAS **
Şiir ve şarkı sitesi eserlerinizi paylaşmak için sizi bekliyor.
** ŞİİRLERİNİZİ
** ŞARKILARINIZI
** SESLİ ŞİİRLERİNİZİ
** VİDEOLARINIZI
** RESİMLERİNİZİ
** VE DİĞER TÜM ESERLERİNİZİ
Sitemize KAYIT OLUP, DUYURULARI okuduktan sonra paylaşabilirsiniz.
www.atlassiir.com
http://www.atlassiir.com/atlas/
Sevgili Adem, Daha düne kadar hayranı olduğumuz Avrupalı banyo yapmaz tuvalet bilmez lâzımlık kullanırdı. Sokaklardaki pislikler ayaklarına bulaşmasın diye yüksek topuk ayakkabı icat ettiler.Şimdi bile yüzlerini yıkarken lavaboya suyu doldurur elleriyle yüzlerine aynı müstamel suyu defalarca çarpıp öyle yıkarlar. Banyoları da küvette kirli vücutlarının kirlettiği suyla yapılır ve bize temizlik medenilik taslarlar.Rahmetli Ayhan Songar Hoca bunu anlatırken Medeniyyet :Ne lüks araba kullanmak, ne son moda giyinmek, ne en son teknoloji ürünü aletleri kullanmaktır. Medeniyyet temizliktir..... demişti.
Tebrik ediyorum. Sevgilerimle
TEBRİKLER ÜSTAD!
GÜZEL BİR ŞİİR OKUDUM.
HZ. ALLAH SİZE VE SEVDİKLERİNİZE SAADET VE MUTLULUKLAR İHSAN ETSİN.
KALEMİNİZ KAİM, İLHAMINIZ DAİM OLSUN.
100+ANTOLOJİ
SELAM VE SAYGILARIMLA....
Dün benim şehrimi (Gaziantep) işgal edip her tarafını kuşatıp aç bırakan ilaçsız bırakan benim ceddimin ağaç yapraklarını ve hatta ölmüş eşşeğin etini yemesine şehrimde her evden şehit çıkaran... 14 yaşındaki Kamilimi Şehit kamil eden cepheye erzak taşıyan dönemin çocuklarını katleden Mehmet Sait'imin (Mehmet Sait Tarihte Şahinbey Geçer) mübarek naaşını çiğneyip şehrime giren bu REZİL toplumun modasınında a...nı.................. Tebrikler efendim müsadenizle antolojime almak isterim.
Yaşanacak Mutluluklar Senin Olsun
hatunlarımızın sayesinde....
ait olmadığıız kültür yada kültürlere
özenerek taklit etmek kadar vahim bir durum olamaz...
gönülden kutlarım...
saygılar...
haklısın dost kutlarım
Sayin Uysal siirinizi kutlarken size sunu hatirlatmak isterim,bizde yanliz fransiz modasi olsaydi yine belki razi olabilirdik ama maalesef yabanci ne varsa hepsine sazan baligi gibi atliyoruz,burda yanlis anlasilmasin ben ayni zamanda her türlü irkciliga ,milliyetcilige karsi olmama ragmen bunu rahatlikla söyliyebiliyorum tabiiki iyi seyleri muhakkak alacagiz,esen kalin sevgi ve saygi ile Talat özgen
hassasiyetinizxi ve kendi kültürümüze duyarlılığınıza candan kutlarım elinize sağlık. teşekkürler paylaşımınıza..
Bu şiir ile ilgili 22 tane yorum bulunmakta