-Filistin'li Mücahide-

Mustafa Çalışkan Manisa
172

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

-Filistin'li Mücahide-

Çocukken daha ilk tanıdığın kavramdır cihad
Senindir kanayan bu yara, bu acı feryat
Şehid kokan, pak naşından fışkırır ab-ı hayat
Zafer yakındır, gönlümüz muhakkak olacak şad

Cihad et, coş iman ile, sabır ile, aşk ile
Elindeki taşınla benziyorsun Ebabil'e

Bir elinde taşın var, bir elindeyse Kur'an
Katil yahudidir bize bu pis tuzağı kuran
Dinecek elbet bu kan, üzülme, gevşeme bir an
Elbet zifiri karanlıktan sonra ağarır tan

Attığın her bir taş, derttir o kafir katile
Elindeki taşınla benziyorsun Ebabil'e

Seni düşünüyorum, dışarıda yağmur yağıyor
Parlak güneş kaybolmuş, feza karalar bağlıyor
Filistin'lim şehadetine asuman da ağlıyor
Toprağa giren al naşın, orayı da dağlıyor

Filistin'lim savaştığın vahşi bir ırk, kabile
Elindeki taşınla benziyorsun Ebabil'e

Kutlu davana önder Hazreti Muhammed'dir
Tek şiarın islam, gayense şehadettir
Zafer yakındır, çünkü bu geçici esarettir
Küfrün hesap yeriyse, hem dünya hem ahirettir

Kurtaramadı Ebrehe'yi filleri bile***
Elindeki taşınla benziyorsun Ebabil'e

Düşün binlerce mücahid birden cihada çıksa
Müslümanlar hep birden belde-i maktule aksa
O eli kanlı katilin, boğazını bir sıksa
Dayanır mı yahudi, kurtulur Mescid-i Aksa

Hakk gelecek, batıl mahkum olacak zevale
Elindeki taşınla benziyorsun Ebabil'e

Unutma mücella hayalin, hakikat olacak
Kudüs ve Mescid-i Aksa elbette kurtulacak
Bin Selahaddin doğdu, binlercesi doğacak
Kudüs semalarında uçacak, o yeşil bayrak

Allah nurunu tamamlayacak, bitecek bu çile
Elindeki taşınla benziyorsun Ebabil'e

Mustafa Çalışkan Manisa
Kayıt Tarihi : 7.3.2007 03:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


*Mehmet Kılıç Adına En derin şükranlarımla... ***Kâbe'yi yikmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen valisi Ebrehe'nin ordusuna saldiran kuslar. Ebâbil, Arapça'da 'bölükler, sürü, sürüler' demektir. Kelime, Kur'ân-i Kerim'de Fil sûresinin üçüncü âyetinde geçmektedir. Fil sûresinde olay söyle anlatilmaktadir: 'Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yapti? Onlarin tuzaklarini bosa çikarmadi mi? Üstlerine sürü sürü kuslar gönderdi. Onlara çamurdan sertlesmis taslar atiyorlardi. Nihâyet onlari yenilmis ekin yapragi gibi yapti.' (el-Fil, 1I5/1-5) . Bu olay Hz. Peygamber'in dogdugu yil olmus ve orduda bulunan fil/fillerden dolayi Araplar arasinda 'Fil Vak'asi', geçtigi yil ise 'Fil Yili' olarak meshur olmustur. Olay kaynaklarda söyle zikredilmektedir: Habesistan Krali Necâsi Ashame'nin, Yemen'e hükümdar tâyin ettigi Ebrehe b. Sabbah el-Esrem, Mekke'ye giden kervan ve Kâbe ziyaretçilerini çekmek ve San'a sehrini ticaret merkezi haline getirmek üzere burada Kulleys veya Kalis denilen bir tapinak (kilise) yaptirdi. Ancak tapinaga gelen olmadigi gibi Fukaym kabilesine mensup bir Arap veya bir grup Arap kiliseye girerek pislediler. Bunu ögrenen Ebrehe çok kizdi ve Kâbe'yi yikacagina yemin etti. Büyük bir ordu ve gayet iri cüsseli 'Mamud' adli fili önde oldugu halde Mekke'ye yöneldi. M.S. 57I veya 571 yilinda altmis bin asker ve on yahut dokuz fille yola çikti. (Ibnü'l-Esir, el-Kâmil fi't Târih, Nsr: Tornberg, Beyrut 1965, I, 442) . Ebrehe yolda Yemen krali Zû Neferi bozguna ugratti, ardindan Has'amlilari yendi ve bunlarin Nufeyl b. Nubeyb adindaki liderinin hayatini bagislayarak kendisine Mekke'ye gidiste rehber yapti. Taif'teyken Sakif'liler tanrilari Lât'i korumak ugruna Ebrehe ile isbirligine yanasip Ebû Regal'i ona rehber olarak verdiler. Ebrehe'nin fillerin destegindeki muazzam ordusunun karsisinda hiçbir ordu dayanamadi ve Kureys'liler bu gelise bakarak Kâbe'nin yikilacagina kesin olarak inanmaya basladilar. Abdülmuttalibin Ebrehe ile Görüsmesi Mekke yakininda Mugammes denilen yerde Ebrehe ordusu çadirlarini kurdu ve çevredeki Mekke'lilere âit develeri yagmaladilar. Burada, Ebû Regal öldü. Develerin içinde Abdülmuttalib'in de iki yüz devesi vardi. Ebrehe'nin elçisi Hinata el-Himyeri Mekke'ye giderek Kureys'lilerin ileri gelenleriyle görüstü ve 'Kâbe'yi tavaf etmeyi biraktiklari takdirde onlara saldirmayacaklarini' söyledi. Onlara sadece Kâbe'yi yikmak için geldiklerini, kendileri ile savasmayacaklarini bildirdi (Ibnü'l-Esir, a.g.e., s.443) . Abdülmuttalib, 'Biz onunla savasmak istemiyoruz, buna gücümüz de yetmez. Orasi Beytullah'tir, eger korursa O (Allah) Harem'i korur' dedi; develerini görüsmek üzere Ebrehe'nin yanina vardi. Abdülmuttalib'e iyi davranan ve önce onu takdirle karsilayan Ebrehe, Abdülmuttalib develerini isteyince söyle dedi: 'Seni ilk gördügümde gözüme büyük bir sahsiyet olarak görünmüstün. Ama sen Kâbe'nin korunmasini isteyecegin yerde develerinin pesine düsünce gözümden düstün.' Abdülmuttalib, 'Ben develerin sahibiyim. Kâbe'nin de sahibi var, O onu korur' dedi. Abdülmuttalib develerini alip Kureys'lilerin yanina döndü, onlara olup biteni anlatti ve hepsi, muhtemel bir katliâma karsi Mekke'den ayrilip daglara çekildiler. Fillerin Yere Cökmesi Sabaha karsi Ebrehe, Mekke'ye ilerledi. Mamud denilen büyük fil, sehre yaklâsinca yere çöküverdi; kalkmasi için çok ugrastiklari halde kalkmadi. Öteki fillerin de, Kâbe yönünde sürüldüklerinde yere çöktükleri, baska bir yöne yöneltildiklerinde kosarak kaçmaya çalistiklari görüldü. Bu mucizeyi olayin sihhati Hz. Peygamber (s.a.s.) 'in Kusva adli devesinin Mekke yakinlarinda çökmesi olayinda, Nebi (s.a.s.) 'in söyledigi sözlerle sâbit olmustur: Devesi çökünce Rasûlullah'in ashâbi, 'Deve çöktü' dediginde, Rasûlullah; 'Hayir, Kusva çökmedi, yalniz onu 'Fili engelleyen' engelledi' buyurmustur. Buhâri ve Müslim'de, Rasûlullah (s.a.s.) 'in Mekke'nin fethi günü söyle dedigi nakledilmektedir: 'Yüce Allah filleri Mekke'ye girmekten alikoydu. Ama Rasûlünü ve mü'minleri oraya gönderdi. Dün oldugu gibi bugün de oranin hürmeti iâde olmustur. Dikkat edin, hazir olan olmayana bildirsin. ' Kuslarn Ebrehe Ordusuna Saldirmasi Ebrehe ordusu Mekke'ye girerken deniz tarafindan, dahâ önce o bölgede hiç görülmemis, kirlangica benzer kus sürüleri bir anda ortaya çikarak Ebrehe ordusuna saldirdilar. Gaga ve pençelerinde tasidiklari taslari ve çamurdan balçiklari askerlerin üzerine biraktiklarinda onlar, kurumus, paramparça olmus agaç yapraklari gibi dagildilar. Rehberleri Nufeyl kaçti, askerler kus saldirisinda telef olup feci sekilde öldüler; yolda kalanlar, geriye dönenler de helâk oldular. Mekke'liler bu mucizeyi daglardan seyrederken Allah'in irâdesi karsisinda hayret ve dehset içindeydiler. Ebrehe, bu saldirida etleri parçalanmis, çürümüs halde San'aya dönerken, Hasm kabilesinin yasadigi bölgede gögsü ikiye yarilarak acikli sekilde öldü (Kadi Beydâvî, Envârü't-Tenzil, Fil Sûresi tefsiri) . Kuslar ve attiklari taslar hakkinda çesitli rivâyetler vardir. Bu olay Rasûlullah'in dünyaya geldigi yilda vukû buldugundan, Peygamberimizin ilk mucizelerinden sayilmistir. Muhammed b. Ishak ve Ikrime o yil çiçek hastaliginin Mekke'de yayginlastigini söylemislerdir. Muhammed Abduh (v. 19I5) bu rivâyetlerden hareketle Kur'ân'da geçen 'Tayran Ebâbile' ifâdesiyle kastedilenin 'sinekler' oldugunu ayaklarinda salgin hastalik mikrobu tasiyan sinek sürülerini Allah'in, Ebrehe ordusuna musallat kildigini belirtmektedir. Yeryüzünün en ihtisamli ordusu ve hayvanlari (filleri) ile gelen Ebrehe ve ordusunu Allah, bir ibret olsun diye gözle görülemeyen küçük canlilarla mikroplarla helâk etmistir. Bu görüsü yukarida zikrettigimiz gibi daha önce ilk siyercilerden Muhammed b. Ishak da kaydetmistir. Bu tefsirde önemli olan husus; Muhammed Abduh, Resid Riza, ve diger bazi müfessirlerin, Allah'in, olaganüstü, fevkalâde, harikulâde mucizesi ile bu Allah düsmani orduyu helâk edisini dile getirmeleridir. Tefsirlerde kuslarin mâhiyeti hakkinda degisik görüsler bulunmaktadir. Ibn Abbas ile Dahhak, Ebâbil'i 'birbiri arkasindan gelenler' diye yorumlamislardir. Hasan-i Basri ile Katâde, 'çok' mânâsina; Ibn Zeyd 'çesitli, sagdan soldan gelenler' mânâsina; Mücâhid, 'toplu halde arka arkaya gelen' mânâsina geldigini söylemislerdir. Kuslarin, bölük bölük, karisik türde olduklari anlasilmaktadir. Rivâyetlerde kuslar; kirlangica, keklige, sigirciga, yarasaya, hatta 'zümrüdü anka'ya benzetilmektedir. 'Siccil' kelimesi, tas ve çamur demektir. Yahut, çamurla sivanmis tas anlamina gelir. 'Asf' kelimesi, agaç yapragi anlamina gelir. Haserelerin agaç yapragini yiyip ufalttiklarinda yaprak yenik yenik hale gelir ki, sûrede anlatilmak istenen budur. Sûrenin anlami; Allah'in, Kâbe'nin müdafaasini müsriklere birakmadigini, saldirganlari alisilmadik sekilde helâk ettigini bize anlatmaktadir. Kaynak: Islam tarihi

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Murat Balci
    Murat Balci

    ALLAH ecrinizi versin emeklerinizi zayi etmesin insaALLAH
    insaALLAH Ümmet Bu Mutlu Haberi beklemekte.. ALLAH bizlere görmeyi nasip ettsin..

    Cevap Yaz
  • Mehmet Emin Sarıtaş
    Mehmet Emin Sarıtaş

    ALLAH cc razı olsun abi cok güzel bir paylaşım olmuş cok cok güzel yüreğnize saglık

    Cevap Yaz
  • Ayşım Okudan
    Ayşım Okudan

    değerli bir paylaşım... şiirinizi ve hikayesini titizlikle hazırlayıp bizlere sunduğunuz için teşekkür ederim... aydınlatıcı, bilgilendirici açıklamalar... dilerim bu tarz çalışmalarınızın ve paylaşımlarınızın devamı gelir.
    gönlünüze ve emeğinize sağlık... (10 puan)
    saygı ve selamlarımla...

    Cevap Yaz
  • Elif Ay
    Elif Ay

    Allah yar ve yardımcıları olsun,gözlerim doldu okurken....
    Varolun.
    elif ay

    Cevap Yaz
  • Hasibe Cavaç
    Hasibe Cavaç

    Allah nurunu tamamlayacak, bitecek bu çile
    Elindeki taşınla benziyorsun Ebabil'e

    Hüzünlenmemek elde değil, duyarlı yüreğinize teşekkürler, Rab'bim Filistinli kardeşlerimizi muzaffer eylesin, selam ve saygılar...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (14)

Mustafa Çalışkan Manisa