Fidan Şiiri - Hamdi Oruç

Hamdi Oruç
2532

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Fidan

Fidan

Ak dualarla maviliğe ak...
Çık göklere çık
Bahçemin duasısın fidan

Alnımın çiçeklenesi yok
Ellerimin çiçeklenesi yok
Toprağıma dikemedim bir fidan
Gönlüme dikeyim seni fidan
Kuyu aç mavi göklere...

Kuyu aç mavi göklere...
Şefkat bulutları var göklerde
Bayraklar yürüyüşte göklere
Gönlüme diksem fidan
Bulutlar sevinçten ağlar

Alnım şimdi karanlığa çarpıyor
Alnıma diksem fidan

Ey fidan büyü bahçemde
Büyü ey bahçenin dili
Bahçenin duası...
Büyü ve çiçeklen
Alnıma dikemedim fidan seni
Melhem olur derdime yıldızlar
Işık saçar gönlüme güneş

Ümit doldur gönül soframa
Ey bahçemdeki fidan büyü
Sevgimdeki fidan büyü...
Gönlümdeki fidan büyü
Kuyu aç mavi göklere...
Gökler mavi tek
Denizler kirlenir...
Sevgiye diktim seni ey fidan
Aşka diktim
Işığa nura diktim...

Bahar geldi büyü fidan
Ey fidan sen büyü yeşilliğin aksın gönlüme
Meyveler yolla gönül soframa
Ümit doldur gönül soframa
Dualarım şimdi karanlığa çarpıyor

Haç İslamın en güneş emri
Çağrıldım çağrıldım yıka beni ateşle yıka ey aşk...
Eylüllerin solduramadığı gül bende Mina
Şükür Allahım Şükür Allahım...
Kirlerinden arınsın ellerim dilim alnım

Büyüyor içimde bir mavi sevinç
Susuzluğuma su Allah'ım
Susuzum o bahara
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...
Kuşan gönlüm şimdi yar sevgisini Uhudun Bedirin
Üzülsün şimdi geçmiş ve gelecek kör zaman
Gözüm nurlu şimdi
Ellerim çiçekli
Şükür Allaha Şükür Allaha...
Kirlerinden arınsın ellerim dilim alnım

Eylüllerin solduramadığı gülsün bende Bedir
Erisin köpek korkularım erisin
Kirlerinden arınsın ellerim dilim alnım

Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...
Yak Mekkeden ayrılık
Bir akşam ki,
Ayrılık güneş tepemde
Sular yandı içimde...
Ayrılık ah ayrılık
Yaman olurmuş Mekke'den ayrılık
Yak beni ayrılık
Erisin taş gönlüm erisin
Kirlerinden arınsın ellerim dilim alnım
Bin defa nasip olsun bana o bahar günleri...

Eylüllerin solduramadığı gül bende Mekke
Yakarsın Mekkeden ayrılık
Yak beni ayrılık ayrıldım gül Mekkeden
Ayrılığın ateşten dağları vardı bende...
Zor ayrılık gülden Mekkeden
Doyulmuyor Mekkeye
Yaman olurmuş Mekke'den ayrılık
Yak Mekkeden ayrılık

Cennetten çıkmış bu adem sanki
Çöllere dalmış bu adem
Susuzum o maviliğe
Medineye yolculuk güldür
Ne güzelmiş Medineye yolculuk
Gelsin Mekkeden ayrılık
Yak Medine gül Medine
Pişsin taş gönlüm
Bin defa nasip olsun bana o bahar günleri...

Susuzluğuma su Allah'ım
Eylüllerin solduramadığı gül bende Medine
Zaman bahar rüzğarı şimdi
Şimdi ne güzel gece ve çöl
Ne güzelmiş Medineye yolculuk
Medineye başladı yolculuk
Unutulur mu Medine
Çağırdı Medine
Şükür Allahım Şükür Allahım
Bin defa nasip olsun bana o bahar günleri...

Geliyorum Medine
Gül bahçesi yolum sana
Geliyorum
Ne güzelmiş Medineye yolculuk
O gül günleri unutamıyorum

Büyüyor içimde bir mavi sevinç
İlacına geldim Medine
Sahibine havlıyor
Uslansın köpek nefsim

Büyüyor içimde bir mavi sevinç
Medine sevin gül Medine maviliğe büyüyorum
İlacına geldim Medine
Sahibine havlıyor
Uslansın köpek nefsim
Hac bahar gibi çiçekler beni
Bin defa nasip olsun bana o bahar günleri...

Eylüllerin solduramadığı gülsün bende Medine
Konuş şimdi rüzğar suskun çöl
Dalgın gül içimde
Ne güzelmiş Medineye yolculuk
Hac bahar gibi çiçekler beni

Gidiyorum gül Medineye
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Ne güzelmiş Medineye yolculuk
Zaman sevinsin
Gece ki ışık ışık
Eylüllerin solduramadığı gül bende Medine
O gül günleri unutamıyorum

Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...
Yolunda sanki iki cihan serveri peygamber Medinenin...
O ışıklı yolculuğu anlatıyor bana gökte ay
Şükür Allahım Şükür Allahım

O gül çağı unutamıyorum

Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...
Medine bir Nil gibi bu çöle ve bu gönüle
Medinedeyim
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Büyüyor içimde bir mavi sevinç
Eylüllerin solduramadığı gül bende Medine
Zaman bahar rüzğarı şimdi
Nerede devesinin ayak izleri...
Hangi buluttur ona şemsiye olan...
Aklımda Taif...
Şükür Allahım Şükür Allahım
Hac bahar gibi çiçekler beni

Hac İslamın en güneş emri
Hac susuzluğuma su Allah'ım

Ağla şimdi taş ağla diyorum
Kutsal ayakları kanatan taş...
Büyüyorum,Taif...baktıkça sana
Taşlandıkça taşlanmışım gül için
Gözüm nurlu şimdi
Ellerim çiçekli
Ne güzelmiş Medineye yolculuk
Hac bahar gibi çiçekler beni
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

İçimi kanat Taif
O günü anlat taif
Diyeceğim boynum bükük gönlüm buruk
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Hac İslamın en güneş emri
Bin defa nasip olsun bana o bahar günleri...

Büyüt beni içimi kanat taif
Taif...
Taşlandıkça taşlanmışım gül için...diyeceğm şükür
Susuzluğuma su Allah'ım

içimi kanat Taif
Ah Taif
Taş vardı elinde Kabilin
Ve senin elinde taş
Hac bahar gibi çiçekler beni
Hac susuzluğuma su Allah'ım

Ey gölgesine çağıran ağaç neredesin
Gölgen üzüm tadında
Büyüt beni üzüm tadında
İlacına geldim Taif
Sahibine havlıyor
Uslansın köpek gafletim

Hac İslamın en güneş emri
Ömrüme bir güneş Allah'ım
Hac bahar gibi çiçekler beni

Büyüyorum gölge gölge...
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Taşlandıkça gül için
Gözüm nurlu şimdi
Ellerim çiçekli
Ağla şimdi toprak ve rüzgar...
Büyüt beni üzüm tadında
Büyüyorum Hamza için
Şükür Allahım Şükür Allahım
Gülle yananın yarasına gül sürülsün
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Uhut`a vardım
Ağladım
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Hac İslamın en güneş emri

Şimdi zaman masmavi bir zaman
Başım göğe erdi bu gün
Büyüt beni üzüm tadında
Ey Uhut
Diyorum
İlacına geldim
Sahibine havlıyor
Uslansın köpek korkularım
Hac bahar gibi çiçekler beni
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Susuzluğuma su Allah'ım
Zaman bahar rüzğarı şimdi
Gözüm nurlu şimdi
Ah Uhut
Karanfil bahçesi Uhut...
Çınar olayım büyüt Uhut
Büyüt beni üzüm tadında
Diyeceğim mavi sevinçle
Hac İslamın en güneş emri
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Şu uhut
Ağlama yeri kırık karanfiller için...
Büyüt beni üzüm tadında
Ey Uhut
Uhut
Hamzayı arıyor gözüm
Taşa toprağa Hamzayı
Soruyor özüm
Büyüt Uhut
Karanfiller ile büyüt
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...
Haç safa merve arsında bir nur telaşıdır bize...
Hac İslamın en güneş emri
Hac bahar gibi çiçekler beni

Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...
Uhuttayım işte

Toprağı gamlı Uhut
Nerde kırmızı karanfilim
Ey Uhut hangi taştı dişini kıran
Kırmızı karanfiller büyüt gamlı Uhut
Sevin yine susuz kuyu...
Yiğit rüzgar
Bir gün vardım Bedir`e
Rüzgarı ağıt okuyan Bedir’e
Büyüdükçe büyüdüm.
Bahara erdim fidan gibi
Gülle yananın yarasına gül sürülsün
Hac bahar gibi çiçekler beni

Hac İslamın en güneş emri

Bedir
Nerede aslanların...
Bedir kuyu kuyu
Anlatıyor nurlu uykuyu...
Büyüyorum
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...
Büyüyorum üzüm tadında
Ey Bedir
Unuttu uykuyu
Nara girdi gönlüm
Büyüyorum
İlacına geldim Bedir
Sahibine havlayan köpek
Uslansın körlüğüm
Hac bahar gibi çiçekle beni
Hac susuzluğuma su Allah'ım

Aşkı kuşanmış gönlüm şimdi
Kuyu açıyorum göklere
Sevin şimdi göklerin mavi yolu
Büyüt beni üzüm tadında
Ey bedir

Bedir bir damla su telaşıdır bize...
Çınar gibi büyüyorum
Sevin şimdi nurlu asır
Bahara ermiş bir çınar gönlüm
Gözüm nurlu şimdi
Mekke mekke güzel mekke
Gül Mekke
Büyüttün beni üzüm tadında
Büyüyorum büyüyorum
Pervanesi olduğum şehir

Ey gül peygamberin gül şehri
Her adımda büyüyorum
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Mavi denizim dünyanın kalbi şehir...
Büyüt beni üzüm tadında
Işıkların damarları öksüz dünyanın
Gökler sende tarla bulutlar kara koyun
Göklerinin maviliğinde
Bozulur oyun
Baktıkça bu mavi göklere
Bükülür boyun...
Göklerinde bir adres
Arıyorum …
Hac İslamın en güneş emri

Büyüyorum Mekke
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Büyüt beni üzüm tadında
Bahara eren çınar gibi büyüyorum
Gözüm nurlu şimdi
Koşuyorum göklere şimdi
Sevin şimdi ömrümün baharı -kışı
Büyüyorum
Sevin şimdi öksüz bülbül kuşum
Alnım gül izlere koştu şükür
Zaman bahar rüzğarı şimdi
Peygamber şehrindeyim şükür...

Büyüyor içimde bir mavi sevinç
Hac İslamın en güneş emri
Hac bahar gibi çiçekle beni

Büyüyorum şükür
Büyüt beni üzüm tadında
Şimdi zaman masmavi bir zaman
Bahar gelmiş bahçeme
Meyve dalında meyve
Eylülde soyunur ağaç
Dalları duadadır…
Kollarım ağaç dalları gibi
Açık göklere
Secde secde
Gönlümde bir saray
Kuruyorum
Gülle yananın yarasına gül sürülsün
Hac susuzluğuma su Allah'ım
Hac İslamın en güneş emri
Hac bahar gibi çiçekler beni

Hac safa merve arsında bir su telaşıdır bize...
Şükür büyüyorum
Hac safa merve arsında bir su telaşıdır bize...
Çınar ağacım çoştu büyüyorum
Başım göğe erdi bu gün
Şimdi zaman masmavi bir zaman
Yolum bir nehir
Secdede su
Damla damla
Gül izlere yüz
Sürüyorum …
Şükür büyüyorum
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Büyüt beni üzüm tadında
Yolum gül bahçesine düştü büyüyorum
Mavi bir ağacım gök denizinde şimdi
Sevin şimdi doğduğuım köy
Doğduğum zaman...
Büyüyorum
Kuşanmış gönlüm nurları büyüyorum
Adı anıldıkça ömrümce
Kanatlanır uçar rüzğar
Rüzğar kanatlı
Gönlüm atlı
Adım adım pişmek için
Ateşine giriyorum Mekke'nin
Ve büyüyorum …
Hac susuzluğuma su Allah'ım
Büyüdüm üzüm tadında
Diyeceğim bir mavi sevinçle
Hac İslamın en güneş emri
Hac bahar gibi çiçekledi beni
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Büyüyor içimde bir mavi sevinç
Büyüyorum üzüm tadında
Şimdi zaman masmavi bir zaman
Yıldız yıldız
Yırtıldı gece
Ayet ayet
Çözülür yıldız sayısınca bilmece
Ayet ayet
Zincirlerimi
Kırıyorum
Kırılası zincirler...
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Ve büyüyorum
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Büyüdüm üzüm tadında
Şimdi zaman masmavi bir zaman
Zaman bahar rüzğarı şimdi
Yıldız oluyorum şimdi
Sevin şimdi kahraman Mekke
Gül peygamberin gül şehri
Fedakar Medine sevin
Büyüyorum

Oyuncaklarını attı çocuktu gönlüm
Sende büyüyorum büyüyorum Mekke…
Yürüyorum sana anne ışık
Nurlu yollarda büyüyorum
Şimdi zaman masmavi bir zaman
Büyüdüm üzüm tadında
Hac İslamın en güneş emri
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Gül yaktı beni...
Karanlığa savaş açıyorum şimdi
Sevindi nurlu tarih
Gönlümü doğuran ana
Hac bahar gibi çiçekler beni

Gönlüm gül izler aradı Medine’de …
Gönlüm Veysel Karani
Büyüyorum
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Ah develeri hala önünde mi
Ağlıyorum ve büyüyorum...
Diyeceğim
Gül peygamberin gül kokusu gelir uzaktan
Yanar Veysel
Gül olur Veysel…
Sevgileri kuşanmışım
Susuzum o beyazlığa
Hac susuzluğuma su Allah'ım
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Hac İslamın en güneş emri
Medinedeyim
Yanmış veysel olmuş gönlüm şimdi
Medineye layık olmak için
Yürüyor içimde bir mavilik
Büyüdüm üzüm tadında
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Hac İslamın en güneş emri
Yollarında ölsem Mekke
Veya bin rüya görsem...
Bir gül yaktı beni
Mekkedeyim
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Hac İslamın en güneş emri
Hac bahar gibi çiçekledi beni
Mekkedeyim o güneş
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...
Şükür Allaha Şükür Allaha...

Hac susuzluğuma su Allah'ım
O gül günleri unutamam
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Hac susuzluğuma su Allah'ım
O gül günleri unutamıyorum
Bin defa nasip olsun bana bu bahar günleri...

Medinem

1.
Medine Nurlu şehir

Sizden değilim Medineye aşkım dağ benim...
Medine nurlu şehir...

Su olsam aksam sana
Bulut olsam uçsam sana
Ağaç olsam bakardım yeşil yeşil sana

Bir gece vakti basmıştım toprağına Medinenin
Gece mi gündüz mü bu Allah'ım
Bu nurlu gecenin şerbet tadı
Ebedi kalacak gönlümün dudaklarında

İlaçtır gönle Medine
Yüz sürdüm toprağına
Medine nurlu şehir

Gül şehir Medine
Şehirler bilirim utanç taşıyor...
Şehirler bilirim meyveli dal
Medine nurlu şehir

Şehirler de gülleriyle büyür gönlümde
Ve bir de Konyayı çok sevdim
Medine nurlu şehir
Konya dili yiğit şehir
Kim susturabilir Konyayı
Göklere asılı bir avize konya
Böyle bir ay aşkı kim gizleye bilir...

2.

İstanbul Medineyle aynı topraktan
Kokusu bir tadı bir iki cennet meyvesi dünyaya
Ben güneşe benzettin benzetme aya
O dilberin kaşları benzer yaya
Medine şehirlerin en gülü
Medine gönüllerin bal dili
Medine nurlu şehir

Sana çöl bana gül
Bu çölde iz iz çiçekleri koklar gönlüm
Hem gülü hem göğü hem yeri yoklar gönlüm
Hacer–ül-esvedde kalır ellerin çiçekleri
Mekke güzel Mekke
Çiçekler sundum sana
Cennet uzak değil sende insana

Kabul olsun bütün dilekleri gözlerimin
Medine'sine susuzdur sevginin
Mekke'sine susuzdur sevginin
Gülün ve sevginin susuzu bu gönlüm…
Balını tattı buldu özü bu gönlümün Medinede
Medine cennet sofrası
Medine nurlu şehir

3.

Çoban yıldızı bu gönlüm Medinede
Medine nurlu şehir
Öldürmez beni zehir
Zehir olsan ne yazar asrım

Geç kaldın yaranı açmaya hey Veysel 'im
Gönlüm kahır dağı
Aşk bağı...
Bitmemiş bir cümle gibisin hep
Hikayesi önümde bir Veysel'sin
Medinede nurlu şehirde

Gülün kokusuyla yanan gönlüm
Yan gül kokusuyla Medinede
Ateş o aşk yanmak neymiş dener sende
Kışlar bahara döner sende
Medinede
Medine nurlu şehir
Medine gül şehir
Medine nur şehir arşa asılı bir merdiven o

Açtım yaramı
Medine gül kokulu
Medine aşk okulu
Aşk hastanesi Medine
Medine nurlu şehir
Medine onurlu şehir...

4.

Hasretim var Medine'ye
Ay çiçeğinin güneşe
Gül Medine
O gül şehir
Medineye aşık olunur
Ay öper toprağını her gece
Medinede çözülür en karanlık bilmece...
Gel medineye
Medine nurlu şehir

Bir bahtiyar şehir Medine
Gönle en yar şehir Medine
Medine nurlu şehir

Medine gül Medinede gül
İlaç Medine'de yanan gönle
Medine nurlu şehir
Kahır dağı gönle
Kahırlar elemler de karanlık gibidir...

Kara bahtıma ağla gözüm
Kara bahtıma ağla özüm
Otuz iki dişini sökerek
Geç kaldım
Gül sevgiye
Geç kaldım gül Mekkeye
Geç kaldım gül Medineye
Medine nurlu şehir de
Veysel Karani gibi
İki elin kanda olsa da gel Medineye
Gül Medineye
Anneler babalar engel Medineye
Gel Medineye gül Medineye Güller getir Medineye
Aşık kalbi gül bağı

Açmaya yaramı geç kaldım...
Yüz sürdüm toprağına
Ey Medine gül Medine
Bu hasret dinsin
Geldim sana Medine
Medine nurlu şehir...de Medineye
De ve ağla Veysel gibi

5.
Anladım sendeki sırrı Medine
Hep mü'min kalacaksın Medine
En kör gözler ışığı görecek sende
Işığın kaynağı seçilmişsin Medine
İmam sende cami sende
Eşrefi mahlukat sende
Hayrul beşer sen de
Hatemül enbiya sende
Saman yoludur
Yıldız doludur camiler sende...

Bir ışık ki, ışıkların en berrağı…
Sende aşkın hiç sönmeyen çerağı
Medine nurlu şehir...dedim
Medinede aşk sofrası
Medinede ay-yıdızlı bir bayraktı gönlüüm…

İlaç sende Medine
Bu hasret dinsin sende
Geldim sana Medine
Yüz sürmeye toprağına
Medine nurlu şehir...dedim ağladım
Kıyamet cemaatiyle el bağladım

Cennet -ül Bakide
Nur saçan yıldızlar …
Medine nurlu şehirsin

Cennetül Baki bir gök yüzü
Gök yüzü bir kitap Medine
Ey şehirlerin en hası Medine
Gönlüm hep sende...aklım sende gözüm özüm sende
Kovanım yağmalandı ne kaldı tende
Yine çağrılsam yine koşarım yine yer alırım en önde

İlaç sende gönlüme
Bu hasret dinsin...dedim
Dilencisi oldum kapının
O ulu yapının

6
En maviliğinde göklerin şimdi buluttan o şemsiye…
Bu da ben veysele ondan kalan bir hediye
Nereye serdi seccadesini söylesin şimdi toprak
Medine güzelsin Medine pak
Medine nurlu şehirsin
Medine cennete pencere...

Medine Nil gibisin gönül çölüme
Dünyama güneş şehir Medine …
Hasretin kül etti gönlümü Medine
Medine nurlu şehir
Asrım çok zalim...

Şimdi vuslat saati unutulmuş çoluk çocuk...
Bir musadır şimdi gönül Tur dağında
Ateş üstüne ateş bir sevinç içini yakan
Uçarak basılır toprağına Medine'nin...
Medine nurlu şehir
Ticarete geldi gönlüm
Dünyada tek sende güldü gönlüm
Önceleri çöldü gönlüm gülmeyen konuşmayan bir çöl...

Koşuda gönül yeşil türbeye
Gözlerim bir biriyle yarışta
Bir nur yeşil türbe
Cennetteyim kevser sanki
Karşımda cenetül baki mezarlığı
Onda Kevserin misafirleri
Onda gönül erleri
Onda güneşin askerleri
Medine nurlu şehir
Zincirler vardı ayaklarında gönlümün
Bir veyseldi gönlüm sadece ağlayan
Gözleri kan çağlayan

İlaçtır yanan gönle Medine
Medine nurlu şehir dedim ve seccademde el bağladım
Buna şükür buna şükür
Bin kere gelebilsem
bin kere şükür...
Şükrü bitmez bir bulutum
Ay-yıldızlı bayrağa bin umutum
Kırılsın putum İbrahimim ateşlerdeyim...

7.

Rasul'ün gül kokusu gelir uzaktan
Ta gül asırdan
Yanar bir veysel olur gönül
Bu günler ne gül günlerdir Allah'ım
Gül olur bu ateşte yanan …
İnandım tek cennette söner bu hasret ateşi
Dünya gözüyle görmek varmış o güneşi
Rüyaların süsü o...
Medine nurlu şehir

Veysele bir hırka ondan geri kalan
Bahtına küssün geri kalan
Kendini her meleğin kucağına bırak gönlüm
Kızgın kumlara seccadesi mi acep diye bak gönlüm
Her kum taneciğinden onun selamını duy gönlüm
Bu kumların dostluğunun sıcaklığına başını koy gönlüm
Şimdi onu gören yaşlı bir ağaç ara
Geç kalmış benin gibi saçını başını yoluyor bak şu rüzğara
Medine nurlu şehirdi
Cömert şehirdi
Mert şehirdi...Medeniydi Medine...

Dünya gözüyle görmeyen kırsın otuz iki dişini
“Dünya gözüyle görmedi güneşini
Kırdı otuz iki dişini...
Veysel olan nasıl çeksin bu hasretin fişini
Dünyada bir yer yok ki söndüren bu hasretin ateşini
Damla ilaçtır aşık gönle Medine
Rüyalarım kadar çömertsin Medine
Medine nurlu şehirdi...ağladım saygıdan
Tozu toprağı gül koktu ağladım saygıdan

Mezarıma da bulunsun toprağında bir yer
Toprağı ışık saçan Medine
Gül kokunda uyusun mezarım…
Medine nurlu şehir
Sırtlanlar gibi şehirler var
Tek dişi kalmış canavarlar var...
Gönlüme tek sen oldun yar

Yüz sürdüm toprağına Medine
Bir kutlu zamanda
Dinmedi derin hasret
Medine Halime'nin şehri…
Anne şehir nurlu güneş
Güzel şehir
Sütten nehir Medine…
Medine Medinem…
Annem...

Veyselin gül hırkayı kokladığı gibi kokladım seni Medine
Dinsin diye bir nebze hasret acısı
Bende belirdi sonra kahreden ayrılık sancısı
Medine nurlu şehir

8.
Rüzgar gülü gösterir Medinede
Koşarak gelen bahar gönle
Bu taşlardan duyulan sanma boş sözdür
O gül yüzü görmüş bahtiyar bu kayalar
Geceyi yırtan şu yıldızlar bahtiyar benden
Bildim neden sevinçli
O mutlu günlerden sırlar biliyor inandım bahtiyar bu toprak
Damla yükselsin buluta artık
Medine yiğide nurlu şehir
Heybeni doldur yiğit
Bahtı yar şehir Medine

İçimde biriken çoşku
Doğurdukça doğurur
Hançer gibi gezer arkamda o ayrılık zamanı
Gül açar her an
Kovalar uykular artık
saat aşka ayarlı tık tık
Geçtim candan
Canan karşımda
Göremezsin karanlığı hiç güneştir canan
Ayrılmak mı Medine senden nice zor olacak
Sıladan gurbete dönmek gibi
Bu dünya aniden güneş batmış gibi olacak
Şu kelebek gönül bahardan kışa geçmiş gibi olacak....
Medine nurlu şehirsin

Gönlüm gül izler peşinde Medin'e …
Leyla diye çöle düşmeyen mecnun değil ki
Gülü arar bülbül her seher
Şarkısını güle söyler
Ah develerin hala önünde mi senin veyselim
Medine nurlu şehir
Toprağı gül kokan şehir...

Yanmış kaç gönlün çırası
Aşkın kanatları altında bu gönül Medinede
Gül dert kattı bülbülün derdine
Kocaman bir çiçek karşımda Medine
Gül alır gül satar pazarımda çarşımda...
Günler,saatler şimdi
Medine aşığa nurlu şehir

Hırkası en kıymetli gül …
Koklar öper Veysel olan
Güneş onda
Ay onda
Aşk gül onda …
Ateş onda
Kül onda
Bir evren kadar şimdi her veyselin gönlü.
Ve bir veyselin gönlü...
Medine Veysel olana nurlu şehir

Ateşlerde yanan gönül
Hasretlerde yanan gönül
Bir arı şimdi çiçeğini bulan...
Bir çocuk annesini saran
Medine dertlilere nurlu şehir

Aşık gönül oldu Medine'de kanatlı
Kelebek yürek tek bu baharda mutlu...
Gelme ayrılık vakti ağza sürülür en acı biber
Medine evlatlarına en nurlu anne
Hamdi Oruç

Benim İnsanım

Benim insanım güneş dünyaya
Cömertlik güneşi mertlik güneşi...
Bayrağında ay-yıldız
İnsanlarımın bakışlarında yıldız...
Ümit yıldız... yiğit yıldızları bakışlarında...

Benim insanımın gönlü güneş
Ömrü güneş
Güneş bütün inananlar için
Kucaklar bütün mazlumları
Sevgileri öksüz şefkati vefayı...

Güneşler benim insanım için doğsun
Benim insanımın gönlü güneş
Eli güneş dili güneş
Silahı kılıcı güneş
Aklı güneş düşüncesi zekası güneş...
O ibrahime yaktılar ateş

Benim insanımın gönlü güneş
Benim insanımın ömrü güneş
Benim insanım dünyaya olmuş güneş
Benim insanımda gönüllere güneş

Cömertlik insanın içine güneş
Cömert benim insanım güneş gibi
Benim insanımın gönlü güneş

Zaman ahir zaman insanım yiğittir
Ona tebelleş olan it oğlu ittir
Gece hırslandı karanlık hırslandı
Benim insanım güneş
Benim insanım güneş bu dünyaya
Türk insanının gönlü cömert güneş

İslam nur benim insanım nur
İslamın hamuruyla yoğrulmuş Türk insanı
Türk insanının adaleti güneş
Yeter dünyaya bu güneş

Benim insanım mutluluk ateşi
Türk insanı mutluluk güneşi..

Zaman ahir zaman benim insanım bilal
Çöller çok zalim
Dört yanımız çöl
Ayrılmayız yolundan ey gül

Kim demiş insan kalmadı dünyada
Bir insan var
Bir nur içimde
Batarken güneş dünyada
Dünyaya benim insanım güneş...
Eliyle duasıyla

El bağlar Allaha aynı safta
Karınca kararınca
Hep iyilik peşinde koşar
Şu Türk insanı
Benim insanım bilal tevhit aşığı
Bayrağında ayın-yıldızın ışığı
Gönlünde gülün aşkı
Melekler imrenir ecdadına
Etten kemikten bir nur
Melektir benim insanım

İstikbalini göklerde arıyor
İlmin-bilmin dizinde
Ayın yıldızın izinde
Şu benim insanım.
Kahraman şu Tük insanı

Mert benim insanım zalime
Benim insanımın kılıcı güneş
Savaşı barış için
Düşmanımın savaşı kış için

Bağrından bir zincirli ırmak akar
Su serper dertlinin gönlüne
Aç görse doyurdu
Çıplak görse giydirdi
Bir eli afrikada
Bir eli ayda...
Hızır gibi yetişir zincirli dünyaya
Şu benim insanım
Nurlu gururlu onurlu şu benim insanım

Sözü haktır insanımın
Alnı aktır insanımın
Benim insanımın sözünde güneş
Özü güneş sözü güneş

Müşfik benim insanım müşfik güneş
Benim insanımın özü güneş
Asil azmaz Türk insanı bozulmaz....
Şu ahir zamana güneş benim insanım
Işık ışık güneşe eş benim insanım

Hamdi Oruç

Firavun çağa

Asasız Musa mı sandınız gönlümü
Gazze mi sandınız gönlümü
Gülümü

Yumrukları konuşan gönlüm var benim
Firavun çağ
Bir kıbtiye bir yumruğu yeter gönlümün

Yoktur taş Habilin elinde
Nükler var şimdi kafirin elinde

Ah
Bu çağ bizim canımıza okudu
Bu Firavun asasız dolaşılmaz ey Musa

Şehit ettiler habildi sevgilerim
Kuyulara attılar Yusuftu o sevgilerim
Baharda çiçekti o sevgilerim
Ezanlarım çiçekti...

İşte iki

İşte iki ikinci sırada
Ak kavgalarım var benim...
Kara kavga ikinci sırada...

Ak kavgalarım var benim...
Kahrı da hoş lütfu da hoş
Dostumun

Gönlümde bir boşluk var
Gelsin hoş gelsin
Bir beklediğim var benim..

Dostun iki eli vardır
İki yüzü yoktur...
O şefkattir iki eli vardır...
Cahile tokat
Alime lütüf

Sevmem ikiyi asi ise
İkiden dost olmaz
Bir dal iki dal oluyor...
Kırılması kolay oluyor...

Sev ikiyi
Secdedeyse şefkate
Sapan olmazdı iki olmasaydı
Çocuk olmazdı anne-baba olmasaydı
İki bir için olmasaydı...
Sevmezdim ikiyi

Anneler iki olmaz
İki yüzlü de olmaz
Şefkattir anneler
Dost şefkattir...
Şefkatin kahrı da hoş
Lütfu da hoş
Anneler bir özlü
Bir yüzlü

Dünyadan anne olmaz bana
İki yüzlü iki kapılı
İki özlü...iki yapılı...
Gecesi var gündüzü var dünyanın
Dünya iki yüzlü
Gel seccadeye gönlüm
Annelik gör
Secde annelik

Eşref-i mahlukatım ben
Sultan iki olmaz...
Kavga iki olmaz...
Kavganın karası akı olmaz...
Ak kavgalarım var benim...

İşte iki

İşte iki ikinci sırada
Ak kavgalarım var benim...
Kara kavga ikinci sırada...

Ak kavgalarım var benim...
Kahrı da hoş lütfu da hoş
Dostumun

Gönlümde bir boşluk var
Gelsin hoş gelsin
Bir beklediğim var benim..

Dostun iki eli vardır
İki yüzü yoktur...
O şefkattir iki eli vardır...
Cahile tokat
Alime lütüf

Sevmem ikiyi asi ise
İkiden dost olmaz
Bir dal iki dal oluyor...
Kırılması kolay oluyor...

Sev ikiyi
Secdedeyse şefkate
Sapan olmazdı iki olmasaydı
Çocuk olmazdı anne-baba olmasaydı
İki bir için olmasaydı...
Sevmezdim ikiyi

Anneler iki olmaz
İki yüzlü de olmaz
Şefkattir anneler
Dost şefkattir...
Şefkatin kahrı da hoş
Lütfu da hoş
Anneler bir özlü
Bir yüzlü

Dünyadan anne olmaz bana
İki yüzlü iki kapılı
İki özlü...iki yapılı...
Gecesi var gündüzü var dünyanın
Dünya iki yüzlü
Gel seccadeye gönlüm
Annelik gör
Secde annelik

Eşref-i mahlukatım ben
Sultan iki olmaz...
Kavga iki olmaz...
Kavganın karası akı olmaz...
Ak kavgalarım var benim...

Marmaris

Rüzğarına şiirler yükledim
Sahilinde şiirler okudum
Fruze gerdanlık zümrüt işlemeli
Ege'nin boynunda Marmaris

Ormanı yeşil ateş
Denizi mavi ateş oldu bana
Batmayan güneşti bana
Sarıana türbesi
Hamdi Oruç

Yağmur

Bir yaz günü
Yağıyordu yağmur
Sicim gibi
Aman yağsın yağmur ...diyordum.

Sanki bir el var bulutları sağan...
Şefkatti yağan
Sevindi toprak
Sevindi ağaçlar...
Yüzü güldü köyümün

Bulutlar birden uçtu sanki
Bulutlar ebabiller mi ne
Göklerdeki yuvasından
Yağdı yağmur
Öldü ağaçları otları kuşatan ordu
Ben yazı değil yağmuru seviyorum
Göklerin yere ağlaması yağmur
Göklerden uzanan el yağmur
Ver Allah'ım sicim gibi bir yağmur
Gülsün dünyanın dağı-ovası...
Hamdi Oruç

Saksı Ev

Etrafında halka olunan
Tuz, ekmek,zeytin gibi
Ay ,yorgun gözlerimiz
Ve zihnimiz ezan sesinde
Gönüllerimizi büyüten
Çiçek kokusu halka halka ...
Sarı çiçekler saksısı bir ev bu
Ahir zamanın öksüzü bir ev bu

Elini cebine atmış aydınlık
Elini cebine atmış ümit
Elini cebine atmış sevgi
Bu yıldız için
Işıklar saçan bir ev bu

Aramıştım yıllar yılı o inciyi
Kalbimde taşıyorum yıllar yılı o inciyi
Hamdi Oruç

Dedemin Seccadesi

Duvarda asılı dedemin seccadesi
Duvarda bir dil o seccade
Anlattı bana yıllar yılı
dedemin ağlayışlarını,zikirlerini
Tüyleri ıslak,tüyleri sıcak hala...

Eskimedi
Rengi solmadı
Duvarda bana dedemin gözleriyle baktı bu seccade

Duvar yüklenmiş ağır bir yükü...

Diyeceğim bir gece:
Gel seccade
Gül seccade.
Alnım susuz bir çöl seccade

Gel seccade
Sıcak yatağım diken oldu bana...
Hamdi Oruç

Mendiller

İnsanların önlerinde açık mendiller
Elli kuruşluk mutluluk
Yirmibeş kuruşluk ışık için...

İnsanların önlerinde açık mendiller
Mendillere oy at
At at
Ay at
Rüya masal
Hayat at
Gül at...

Önümde açık mendil
Dilencisiyim gözlerinin...
Hamdi Oruç

İbrahim Asker

İbrahim bir köy adamı
Bir köylü kadın İbrahimin annesi
Bilmese de okuma - yazma
Elinde gürgen saplı kazma
Hayat verir tarlalara
Okur karanlığın canını

Anne dertliydi yalnızlıktan İbrahim asker
Allah'ım ateşlere at bu yalnızlığı...
Bu ananın eli kolu İbrahim

'İbrahim'im dönse askerden ' dedi
Evlendirebilsem dedi
Dedi de dedi

Sağ salim dönse kurbanlar kesecek
İbrahimsiz karanlıktı her yer
İbrahim dönse askerden
Bir de evlendirse
Başka dert dert değil...
Ah hayat hiç de mert değil

Bilirim bütün anneler melek
İbrahim'in annesi bir başka melek
Öğütleri yıldızlar gibi
Dualar öğretti İbrahime güller gibi dualar
Seccadeler serdi önüne İbrahim'in

İbrahim and olsun dedi
Güneşler taşıyacağım anneme
Annemin hakkı beyaz gül fotoğraflar
Yıldızlar dolu gül fotoğraflar
Çöllerden çekeceğim annemin ellerini
Karanlıklarına ümit ışıkları tutacağım....

Uyumuştu bebek İbrahim sadece annesinin ninnileriyle
Anne sesiyle söylenen ninniler güzel
Ninnilere şefkat katar anne sesi
Çocuk İbrahim sadece annesinin çorbasını içmiş tas tas
Yoktu başka kimsesi...
Olmasın da başka kimsesi
Anne eliyle yapılan çorbalar güzel
Çorbaya şefkat katar annelerin elleri

Bir yaşlı kadın olmuş İbrahimin annesi
Onu üzgün görse
üzülür İbrahim
Onu mutlu görse mutlu olur
Evin tek kandili o
Bebek İbrahimi babası sadece bir kaç gün görmüş
Hastalıkla savaşta mağlup asker o...

Kartal bakışlı bir kelebekti elleri İbrahim'in
Zaman bahar olurdu İbrahim'e
Yanındaysa annesi
Yıldızdı gözleri
Yıldızları görmeye ne hacet
Yetiyordu İbrahime annesi

Yaşlı anne
Yıldızlar seyredilir gibi seyredildi
Kayıp gidecek gibi bir yıldız daha
Bir korku yedi yüreğini İbrahimin hep

Sarsıldı birgün İbrahim acı bir gerçekle
Ah Ölüm olmasa annelere...
Ah ölüm var annelere
Neden Allah'ım ölüm var annelere

Kayıp gitmişti o yıldız
Güneşle yaşadığına
Yıldızlarla yaşadığına
Şahit oldu annesinin İbrahim o gün-bu gün

Annesi ölmedi ki İbrahimin...
Evet evet ölmedi
Anneler hiç ölmez
Bilirdi bunu İbrahim
İnanılmazdı annelerin öldüğüne İbrahim'in köyünde

Sarsıldı birgün İbrahim acı bir gerçekle
Ah Ölüm olmasa annelere...dedi

Nurdan bir çehresi vardı İbrahimin annesinin
Şefkat pınarıydı İbrahimin annesi
Hangi çöl yutabilirdi o pınarı...
Elleri nasırlı annesi ölmemişti İbrahimin

Bir gün İbrahim şöyle demişti annesine:
'Ayağına toz olunur
Senin gibi bir annenin
Anneliğin bir destan...'

Bakışı şefkatli
Duruşu şefkatli
Bir şefkat meleğiydi annesi
Sevgi doğururdu yüreği sürekli

Bir gün şöyle dedi İbrahim:
Gül kokardın annem
Bir melektin annem...
Hiç istemedi annesinin öldüğüne inanmak
Mavi bakışlarımı
Ben o denizden aldım dedi birgün
Başka bir gün:
Çiçeklerim var benim
Annem bir bahardı...dedi.
Güneşi bildi annesinin ak sütünü yolunda...
Fotoğraflara baktı bir gün:
Şefkat yatağıydı kolların dedi...
Annesiyle yaşıyor,Uzakta değil gönülde annesi en güzel dünyada annesi...
Hamdi Oruç

Papatya yüzlü

Önümde çocuk fotoğrafları
Önümde papatya fotoğrafları…

Işık vurmuş yüzlerine
Şefkat güneşlerine
Kelebek gibi uçuşları çocukların
Çiçek çiçek gülüşleri çocukların…

Çocuklar papatya yüzlü
Yüreklerinde kuşlar var
Gözlerinde ışık…

Bak okullarda
Saman yolu çocuklar…

Gelen bahardır onlarla
Evlere sokaklara…

Dağ çiçeğim

Günde beş vakit
Hayatın renklerine
Penceresinden baktım seccademin
Dağa serdim ,
Ovaya serdim …
O dağ çiçeğimi

Ey deniz

Balıklar elin
Martılar dilin oldu
Çağırdın beni
Her sabah
Dost deniz

Neden
Dert anlattılar
Ağlattılar seni deniz

Ot attılar
Çöp attılar
Kirlettiler seni deniz

Denizin sevgisi

Kıyısında uyudum
En mavi uykuları'
Sofrasına çağırır
Her sabah
Sofrasında mavilik '

En zor günlerimde
Şefkatin mavi gözü oldu bu deniz bana

İstanbul Sevgisi

İstanbul adı cennetle anılsa yeridir
Mutlu etmek istiyor insanı boğazda akan su
İstanbul`un toprağında açan çiçek
İstanbul`un göğünde uçan kuş...

Her bir taşına bin can feda
O Fatih`in rüyasının çiçeği
Ben İstanbul`a aşığım

İstanbul sevilmeli delice
İstanbul uykularda bile yaşanmalı
Bu ömür nasıl yetsin ona doyulmaz...
İstanbul`u sevmek türklüğün ilk şartı
İstanbul sevilmeli ana gibi

İnandım inandım şair
"Ana gibi yar İstanbul gibi diyar olmaz"
Hamdi Oruç

Dedemin Seccadesi

Duvarda asılı dedemin seccadesi
Duvarda bir dil o seccade
Anlattı bana yıllar yılı
dedemin ağlayışlarını,zikirlerini
Tüyleri ıslak,tüyleri sıcak hala...

Eskimedi
Rengi solmadı
Duvarda bana dedemin gözleriyle baktı bu seccade

Duvar yüklenmiş ağır bir yükü...

Diyeceğim bir gece:
Gel seccade
Gül seccade.
Alnım susuz bir çöl seccade

Gel seccade
Sıcak yatağım diken oldu bana...
Hamdi Oruç

İbrahimin uykuları

Sevdim
İbrahimin uykularını...

İbrahim bir çiftçi
Tarlaları mutfağı İbrahimin
Karpuz,kavun...
Meyve dolu ağaçlar
Ağılında koyunları
Kuzuların bitmeyen oyunları...
Aramasın başka mutluluk İbrahim

İbrahim bir çoban
İbrahim ayak üstü uyur
Elinde değnek
Uykuların rüya be İbrahim
Yatak yorgan olmasın varsın
Ne gam be İbrahim

Köyümde Gül Açar Zaman Baharda

Baharda susmaz toprak çiçek çiçek konuşur
Meyveler fışkırır dallardan
Kuzular akar yollardan
Güzel kokular güllerden...
Köyümde gül açar zaman baharda

Hep köyüme gelsem
Köyümde başkadır bahar
Köyümde gül açan zaman...
Köyümde gül açan gök
Kuşlar bulut olup uçar gökte
Çiçekler kuş gibi kanat çırpar yerde
Köyümde bin güne bedel bir gün yaşarım

Nasıl özlemiyeyim köyümü
Zaman su gibi akıyor köyümde

Bu gün ne gül
Gönlüme derman gelmiş
Çocukluğum konuşuyor
Köyümü gezdim dere tepe
Köyüm tepe tepe açtı dil
Sabah akşam esti yel
Şehirdeki bin güne bedel
Köyümde bu gül gün

Nasıl özlemeyeyim köyümü
Köyümün deresi gül
Köyümün merası gül
Zaman su gibi akıyor köyümde
Köyümde gül gibi zaman

Nasıl özlemeyeyim köyümü
Bulut gitti duman geldi
Öttü kuş açtı gül
Dizime derman geldi
Köyümde gül açar zaman...

Baharlarda
Nasıl özlemeyeyim köyümü
Köyümde gül zaman
Deresi güzel
Merası güzel
Kaval sesi geliyor uzaktan
Bu gün ne gül
Şehirde bin güne bedel bu gün
Köyümde gül açtı zaman

Bahar gelince
Nasıl özlemeyeyim köyümü
Köyde gül zaman
Salıncak gördüm dallarda
Çocukluğumu gördüm yollarda
Muhabbet var güllerde
Bu gün ne gül
Şehirdeki bin güne bedel

Köyümde gül zaman
Çocukluğum akıllarda
Öz mutlu göz mutlu
Köyümde gül açtı zaman
Baharlarda

Nasıl özlemeyeyim köyümü
Bu bahar günü ne gül
Köylerde yaşamak düğün
Gönle akıyor her gördüğün
Tek köylerde gül gün
Şehirdeki bin güne bedel
Köyümde gül açtı zaman

Ey Ölüm Gül ol bana

Hayat diken gibi yaktı canımı
Ey ölüm gül ol bana

Ey ölüm ey gül
Hayat gül olmadı bana
Hayatın acıydı meyvesi
Cennet vermedi bana

Şu İstanbul'a Aşığım

Sen İstanbulsun dua dua...
Sen o rüzğarsın...hendekte esen
Müşrikleri silip süpürdün ötelere

Beyaz günler senin olsun İstanbul
İstanbul sana aşığım.

Şu İstanbul'a aşığım
Kucak açtı ümmetin her bir ferdine
Koştu mü^minin derdine
Ümmetin annesi o
İstanbulda geldi gönlüme bahar
Sütünü ak bilmişim onun gül sevgisinin
Bir ondan beklemişim çiçek annelik

Şu İstanbul'a aşığım
Aklı çiçek gönlü çiçek şu İstanbulun
Çiçek ümmetin çiçeği o
İstanbul'da aşk açar çiçek

Ümmetin eli o
Ümmetin dili o
Şu İstanbul'a aşığım
O gülü sevdiğim günden beri
Seccadeye koşar
Çiçeklenir aklım

Ümmetin rahlesi o
Şu İstanbula aşığım
O gülü sevdiğim günden beri
Rahleler gönlümü
Çiçekler uzatıp bahar ellerini

Şu İstanbula aşığım
Ümmetin çiçek aklı
Ümmetin gülü o
Çiçeği uyutun
Böceği uyutun
Selamlayın gönlümü
Geldi gönlüme bahar
Şu İstanbul gül

Ümmetin seccadesi o
Şu İstanbula aşığım
O gülü sevdiğim günden beri
Sabah akşam
Çiçek çiçek gönlümü çözüyorum
Aklımı süslüyorum çiçek çiçek...

Kılavuzdur Yunus Güneş Gibi

Aşk gönlüme Hira...
Kapısındayım aşkın
Hasreti yunusun hasretim oldu...
Kılavuzdur Yunus güneş gibi...

Hasretle yanmadan önce
Hamdı gönlüm
Aşkın rahlesinde bana hasreti öğrettiler...

Aynı hasrette biz olduk...
Kılavuzdur Yunus güneş gibi...

Mevlayı dağlar ile taşlar ile çağırdın...
Sana kılavuz diye koştu dağlar taşlar
Omuzundamıydı dağlar taşlar...
Zikirle secdeye varan başlar...
Sana kılavuz diye koştu kuşlar....

Yunus bir güneştir..benzemez ona güneş
Sanma yıldızdır güneştir Yunus
Kılavuzdur Yunus güneş ötesine
Yapıştım eteğine
Dağları kaldırdı omuzlarımdan
Silindi koca ülkesi gafletin
Bir secde darbesiyle...

İlahileri çiçek gibi açarken ülkemde
Doğan güneşe benzetip Yunusu
Bir gün dedim ki :
İşte aradığın ışığı buldun gönlüm
Elinde sarı çiçekler gezmiş Yunus
Işıklı yollarda Yunus
Sınırlar ötesine akmış bir nehir Yunus
Ballar balı var sofrasında
Çağları aşar
Yunusun yolu …
Solmayacak yunusun çiçekleri.
Kılavuzdur yunus güneş gibi

Pervanesi olsam her bir şiirinin
Pervanesi olsam her bir ışığının

Gül aşığı
Bülbül Yunus
Doldurur gönlümün bütün odalarını sevgiyle
O koca Yunus
Kılavuzdur yunus güneş gibi

O bir yıldız
Şiir şiir hece hece ışık saçan...
Şiir şiir hece hece iz iz gül gül bir yol
Korkarım yitirmekten izini
O nur
O ateş
Pervane olan anlar
Kılavuzdur yunus güneş gibi

Himmete talip olan anlar
O koca Yunus
O cennetten geçer
O cemale aşık
Onda yansam
Onda yok olsam...
O koca Yunus
O koca bir deniz...
Kılavuzdur yunus güneş gibi

O bir dolunay
Diz çökecek içimde gece

*
Pervanesi olsam her bir şiirinin
Pervanesi olsam her bir ışığının

Yunus kırk yaşımda
Yüzüme gülen bahar güneşi...

O yunus
Geri çevirdi buğdayı
Attı adımını ateşten bahçeye
Yandı çerağ gibi
Uyandı yıldız gibi
Himmete talibim dedi taptuğa
Aşk ateşinde yandı
Güneş oldu

Yunusun şiirleri
Nehirler gibi akar
Gönül ülkeme
Şiir şiir damarlarıma nar gelir
Kılavuzdur yunus güneş gibi

O yunusun şiirleri
O güneşin ışıkları
O Yunusun şiirleri
Aşk gülleri...
Aşkın gülleri gönlüme
Nardan gülleri...
Kılavuzdur yunus güneş gibi
[10:01, 27.03.2026] Hamdi: Şu İstanbul'a Aşığım

Sen İstanbulsun dua dua...
Sen o rüzğarsın...hendekte esen
Müşrikleri silip süpürdün ötelere

Beyaz günler senin olsun İstanbul
İstanbul sana aşığım.

Şu İstanbul'a aşığım
Kucak açtı ümmetin her bir ferdine
Koştu mü^minin derdine
Ümmetin annesi o
İstanbulda geldi gönlüme bahar
Sütünü ak bilmişim onun gül sevgisinin
Bir ondan beklemişim çiçek annelik

Şu İstanbul'a aşığım
Aklı çiçek gönlü çiçek şu İstanbulun
Çiçek ümmetin çiçeği o
İstanbul'da aşk açar çiçek

Ümmetin eli o
Ümmetin dili o
Şu İstanbul'a aşığım
O gülü sevdiğim günden beri
Seccadeye koşar
Çiçeklenir aklım

Ümmetin rahlesi o
Şu İstanbula aşığım
O gülü sevdiğim günden beri
Rahleler gönlümü
Çiçekler uzatıp bahar ellerini

Şu İstanbula aşığım
Ümmetin çiçek aklı
Ümmetin gülü o
Çiçeği uyutun
Böceği uyutun
Selamlayın gönlümü
Geldi gönlüme bahar
Şu İstanbul gül

Ümmetin seccadesi o
Şu İstanbula aşığım
O gülü sevdiğim günden beri
Sabah akşam
Çiçek çiçek gönlümü çözüyorum
Aklımı süslüyorum çiçek çiçek....
[10:02, 27.03.2026] Hamdi: Şu İstanbul'a Aşığım

Sen İstanbulsun dua dua...
Sen o rüzğarsın...hendekte esen
Müşrikleri silip süpürdün ötelere

Beyaz günler senin olsun İstanbul
İstanbul sana aşığım.

Şu İstanbul'a aşığım
Kucak açtı ümmetin her bir ferdine
Koştu mü^minin derdine
Ümmetin annesi o
İstanbulda geldi gönlüme bahar
Sütünü ak bilmişim onun gül sevgisinin
Bir ondan beklemişim çiçek annelik

Şu İstanbul'a aşığım
Aklı çiçek gönlü çiçek şu İstanbulun
Çiçek ümmetin çiçeği o
İstanbul'da aşk açar çiçek

Ümmetin eli o
Ümmetin dili o
Şu İstanbul'a aşığım
O gülü sevdiğim günden beri
Seccadeye koşar
Çiçeklenir aklım

Ümmetin rahlesi o
Şu İstanbula aşığım
O gülü sevdiğim günden beri
Rahleler gönlümü
Çiçekler uzatıp bahar ellerini

Şu İstanbula aşığım
Ümmetin çiçek aklı
Ümmetin gülü o
Çiçeği uyutun
Böceği uyutun
Selamlayın gönlümü
Geldi gönlüme bahar
Şu İstanbul gül

Ümmetin seccadesi o
Şu İstanbula aşığım
O gülü sevdiğim günden beri
Sabah akşam
Çiçek çiçek gönlümü çözüyorum
Aklımı süslüyorum çiçek çiçek....

Gönlüm Bir beyaz Savaşçısın şimdi

Eylülden başka mevsim mi gördü
Gönlüm bir beyaz savaşçı şimdi...

Akşamdan başka vakit mi yaşadın
Seheri anlat bana
Gönlüm bir beyaz savaşcısın şimdi..

Ahir zaman korksun senden
Gönlüm bir beyaz savaşçısın şimdi

Sevdim seni
Gönlüm bir beyaz savaşcısın

Düştüm ahir zamanın kuyularına
Gönlüm topal, aklım kör

Seviyorum gönlüm seni
Ahir zamana inat
Gönlüm bir beyaz savaşçı olmuşsun
Dünya çapında

Gönlüm beyaz savaşçı olmak yakışmış sana
Gönlüm bir koca çınar olmak yakışır sana
Yıldız yıldız ağlat şu geceyi
Gönlüm güneş olmak yakışır sana

Sevinçliyim
Gönlüm kör topal değilsin artık
Ey yusuf
Mısıra inat bir beyaz savaşçısın

Ahir zaman korksun senden gönlüm
Kaç kuyuya attılar seni gönlüm...
Ey bu asrın yusufu
Boynun kıldan ince aşka...

Şu kara hayatın sitem doluyum kuyularına...
Şimdi ahir zaman çöl gibi
Savaş gönlüm
Ahir zaman korksun senden gönlüm

Ahir zaman korksun senden
Gönlüm topal değilsin şimdi aklım kör değil..
Anne duası gibi
Her yıldız sana gönlüm
Bu gece
Nurlu yolun
Sevin

Ey aşk
Işık ışık çağır beni
Nurlansın seccadem bir o bana yar...
Ahir zaman korksun senden aşk

Elini öper
Ayağına kapanırım
Göklere çağır beni
Yıldız yıldızsın bu gece
Seccadem
Ahir zaman korksun senden seccadem

Seni bulmak seni nurlu mavilik...
Başka kavgam yok.
Savaş gönlüm
Ahir zaman korksun senden

Hamdi Oruç
Kayıt Tarihi : 25.03.2026 16:08:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!