Uqbarlı sapkınlardan birisi diyor ki
"Copulation and mirrors are abominable."
İğrençler, insanları çoğaltırlar çünki.
Bunu yalnız bir gnostik anlar, hâkimî bir akıl.
İngiliz işi bir dostluk bu, müphem 1001 sayfa.
Brave new world'un 38. kere tasviri.
"hlör u fang axaxaxas mlö" esasen bîmanâ.
"kara-yuvarlağın üstündeki ak-gökcismi".
(I)
Philosophie des Als Ob:
Her insan aslında iki farklı insandır,
Bu sanrıda uyurken orda uyanandır.
9 bakır sikke kaybetmiş 9 adam,
9 gece boyu, sırf acı çektiği için vardır.
Platonik biçimdeyse, bütün insanlar
Aynıdır sersemletici bir çiftleşme ânında.
Shakespeare'den birer dize okuyanlar
Hepsi birer William Shakespeare aslında.
(II)
Homme de lettres'in Hrönir'i,
kadim bir kılıç, iki-üç kil çömlek.
üstünde çözülmemiş bir metin
ve kolsuz bacaksız yeşil kral cesedi.
Ur topraktan büyük bir altın maskedir,
Hakîkatteyse insanın mayasıdır âr.
Kapı eşiklerini var eden dilencilerdir
Ve yıkık bir amfinin tek sâhibidir kuşlar.
(III)
Bizonlar, zenciler, kerhaneler ve dolarlar...
Bu kitabı yazan her kimse fedâ olsun.
Yalnız basit bir istirhâmım var:
İsa ne düşsün Meryem rahmine,
Ne çarmıha gerilsin, ne de var olsun.
Kabala'dan bir alıntı:
Ölümlü dünyadan ölümsüz tanrıya:
Ölümsüz bir dünya yaratmak
Mümkün oldu ölümlü Musa'ya.
(IV)
Prensesin pusulasının mavi iğnesi
Deli gibi kuzeyin çekiminde çırpınıyor.
Katlanılmaz ağır metalden bir külah,
Avcunda iz çıkarmış, tanrıyı simgeliyor.
Sınırın öbür yanından gelmiş bir adam,
Kadim satranç ustalarıyla tanışıkmış.
Epigraflara göre tüm otoriteler haram,
Kalelerin önündeki piyonlar fazlalıkmış.
(V)
Bâriz bir Protestan yandaşı gazete
Sahibi kalvinist veyâhut mason ve sünnetli.
Sembolist bir sone basıyor, "Ol Hürriyete!"
Esâsen eski bir müsvedde, aleksandren vezinli.
Elle yazılmış uzun bir şiir listesi, ki onlar
Etkilerini noktalama işaretlerine borçlu.
Hamlet'i Cannebiére'e yerleştiren yazar,
Günümüzün alternatif bir Don Quiojote'u.
(VI)
Teolojik bir ispatın son aşaması bu:
"Where a malignant and a turbaned Turk"
Irmak perileri, dertli ve ıslak yankı...
"Ah, bear in mind this garden was enchanted"
Doctor universalis'in sahip olduğu fen:
Kıytırık totolojik adıyla "á la disable"
Veya "kısa ömürlü süperrealist bülten"
Reddi hâlindeki her eylem, şüphesiz bâtıl.
(VII)
Çingeneler, fâtihler, mistikler ve auto-da-fé
İflah olmaz kadim olana öykünen üslûb.
Gramer konusundaki ukalalıklar bile
Bunca hatâlı değildir, bunca cünûb.
Yunancanın kirletmediği bir Zent dilinden:
"And if he left off dreaming about you."
Cüzamın nâdiren görüldüğü köylerden
Soluk benizli bir kız -her name is Blue-.
(VIII)
Rüyâsında bir adam görmek istiyen lavuk,
Tanrısının huzurunda kaybolmuş çırılçıplak.
Kendi insanlarının teşrif etmediği tapınak,
Tanınmayan bitki yapraklarıyla örtük bir kavuk.
Anatomi, kozmografi ve büyü dersleri,
Kumdan ip örmekten ibarettir bazen.
Bazense yapış yapış bir çölden kurtulmak,
Rüzgarın yönüne basmaktır sikkeleri.
(IX)
Kalıntılarının rengi atmış tapınak:
Leoparın dişetleri gibi bir pembedir.
Kuşların şakımadığı bir şafak vakti,
Bir goncanın açıldığı an kadar nârindir.
Göründüğü kadar büyük olmayan bu ev
Benim aşina olmayışım ve tenhâlıktır.
Gölgeler, simetriler, aynalar ve eskilik
Bu evde yaşayan periler için birer fenâlıktır.
(X)
Gnostik kozmogonilerdeki demiurgoslar
Kendilerince bir Âdem yoğurmuş.
Kaplanla tayın çirkin bir kırması
Ki bu heykel; boğa, gül ve fırtınadır.
Kâinatın ve ateş tarîkatının gizemleri,
Eğri sağ omzunu yeniden yoğurdu
Doğuştan görme engelli bir çocuğun.
Böylece, evladıma kavuşacağım buyurdu.
(XI)
Halkın simetriye pek düşkünlüğü
Babil'in valisi ve kölesi olmamı mecbur kılar.
Sağ elimin işaret parmağı yoksa da
Yırtık karnımdaki kızıl dövme bunu meşru kılar.
Greklerin vâkıf olamadığı belirsizlik kavramı
Ve çift taraflı çekilişlerin sayısı sonsuzdur.
Haz nehrindeyse telaş yanıbaşımdadır,
Tunç bir zindanda boğulurken ümit merâmı.
(XII)
Dünyada iyi edebiyattan bol bir şey yoktur:
"Orbis terrarium İst speculum Ludi" mısrâsı..
İki satranç oyuncusu tesâdüfen karşılaşmaz:
Simetri, gelişigüzel kurallar, can sıkıntısı...
Tanrıların sonsuzluğu klasist bir dramdır:
Birinci perdedeki çıplak suratlı oyuncular
İkinci perdeye başka başka isimlerle çıkar.
Esasen Tanrının sayısı, perde sayısıncadır.
(XIII)
İrlanda Yahudisi pansiyon tabelasından:
"By this art you may contemplate
the variation of the 23 letters..."
Nerede ola ki geri kalan 6 harf beheyt!?
"The secret mirror" freudyen bir komedidir:
İnsanlar aynı aynaya baktığını sanırken
Gördükleri bastırılmış ensest güdüleridir.
"The rose of yesterday" yani "dün gül(er)ken"
(XIV)
Kainat ki kimilerince kütüphane diye anılır
Ve sonsuz adet altıgenden meydana gelir.
Hayat, en yüce kitabın peşinde seyahatlerdir,
Bahsi geçen döngüsel kitapsa tabiî tanrıdır.
Kütüphane ezelden beri mevcuttur
Ve ebede değin mevcut kalacaktır.
İnsan: kusursuzluktan uzak bir kütüphaneci
Ve yaklaşık 80 adet siyah harften ibarettir.
(XV)
Ortografik sembollerin sayısı 25'tir,
410 sayfa boyunca değişmeksizin
Sapkınca tekrarlanan M C V harfleri,
İnsanın 24 saatte 25 kere aciz olduğunu belirtir
Ey zaman, yok mu şu piramitlerin?
İnsanı bin kere öldürür bin bir kere diriltir.
Kitaplarda ve şiirlerde anlam aramak eylemi,
Eskilerden kalma bâtıl bir gelenektir.
(XVI)
Bilinmeyen tanrılara dua ediyorum:
İnsan bulabilsin o kitabı nice uğraşlarla.
A'dan B'den ve Ç'den vazgeçiyorum.
O kütüphaneci ki denk sayılsın Tanrıyla.
Onur, bilgelik ve mutluluk bana değil,
Varsın başkalarına nasip olsun.
Ben cehennemlik bile olsam
Cennet diye bir yer yine de var olsun.
(XVII)
Hummalı bu kütüphane sınırsız ve periyodiktir,
"Alçı krampı" ve "Axaxaxas Mlö" ve hatta
Fesat bir anlam barındırmayan "dhcmrlchtdj"...
Yalnızlığım bu zarif ümitle aydınlanabilmektir.
"it nihil non iisdem verbis redderetur auditum."
7013 Máximo Pérez, 7014 ise trenyolu'dur.
500 yerine kullanılan acayip sözcük dokuz'dur.
Tüm bunları belirleyen, RD kısaltmalı bir kurum.
(XVIII)
Brezilyalılara özgü bozuk bir İspanyolca
Konuşuyorduk, yanlız ve yalnış gibiydik.
Kuzey dolaylarındaki Caraguatá deresinde
Cumhuriyetçiydik, katoliktik biraz da romantik.
"So the Platonic Year
Whirls out new right and wrong,
Whirls in the old instead;
All men are dancers and their tread
Goes to the barbarous clangour of a gong."
(XIX)
Tasarladığın ve düşlediğin isyânın arifesinde
Vadedilmiş topraklarda gençken can vermek,
Eski bir gezginci tiyatro derlemesinde
Tuluatla ilk kez tanışmak gibidir, böylesi ölmek.
Mâlikânesinde buram buram okaliptüsler,
"Ben alelade bir Hristiyanım" diyordu oysa.
Yahudi safsatalarıyla bağlantılı bir cinâyet
Tıpkı Hristiyanlık gibi, tıpkı ilk havariler..
(XX)
"Ad'ın ilk harfi belirlendi."
Tanrının asla telaffuz edilmeyen adı.
Tanrının doksan dokuz adı vardır,
Doksan dokuz ad yüzüncü bir ada delildir.
"Ad'ın ikinci harfi belirlendi."
Macar malı sigara izmaritleri söndürülmüş,
Sayfa kenarlarına notlar alınmış Latince kitap.
"Ad'ın harflerinin sonuncusu belirlendi."
(XXI)
"Dies judaeorum incipit a solis occasu
usque ad solis occasum diei sequentis."
Antisemitik komploya müsait bu slogan
Vadedilmiş takvimleri dahî reddediyor.
Eşkenar ve esrarengiz bir üçgenin köşelerinde
3 Aralık, 3 Ocak, 3 Şubat'a rağmen 4 Mart
Tetragrammaton 4 harfin hakikî nirvanasıdır,
Nesillerce cinayetlerin יהוה adıyla işlenmesinde
(XXII)
Don't worry, you have my word.
Sizi bir dahaki öldürüşümde,
Bu sonsuz ve görünmez olacak.
You must trust me, my poor lord..
"Ve Allah onu yüzyıl boyunca öldürdü,
sonra diriltti ve şöyle dedi:
'Ne kadardır buradaydın?'
'Bir gün ya da bir günden daha az,'
diye karşılık verdi."
(XXIII)
Yahuda, cehennemi aramaktadır,
Zira Rab'bin sevinci ona yeter.
Mutluluğun tanrıya özgü olduğunu,
İnsanlarce gasp edilemez olduğunu düşünür.
Yahuda, halen, devam etmektedir:..
Gümüş sikkeleri almağa;
İsa Peygamber'i öpmeğe;
Gümüş sikkeleri tapınağa fırlatmağa;
Kanlı tapınakta ilmiği düğümlemeğe...
(XXIV)
Jesus, d'après ce scandinave,
a toujours le beau rôle,
ses déboires, grâce à la science des typographes,
jouissent d'une réputation polyglotte.
Sa résidence de trente-trois ans parmi les humains
ne fut, en somme,
qu'une villégiature,
un séjour bref dans ce monde.
(XXV)
"There seemed a certainly in degradation."
Küfürlerle bezeli vaazlar asırlardır kayıptır.
Tanrının maruz kaldığı sonsuzluk ıstırabını
Çarmıha bir gün gerilmeyle kıyaslamak ayıptır.
"O, dünyadaydı, dünya onun aracılığıyla
var oldu, ama dünya onu tanımadı.
Gökteki Dokuz Kubbe bilsin ki Tanrı
Mantar ya da Balçık kadar lezzetlidir."
(XXVI)
"Övünen, Rab'le övünsün!" dedim avâma,
Onlara yıllar boyu güzel öğütler verdim.
Öğüdün fazlası olmaz, hem vermesi de bedava
Kan dökmenin yanlış olduğunu söyledim.
Tanrıyı aradım, aradıkça Tanrıya meylettim.
(XXVII)
Furkan Enes Abça
Kayıt Tarihi : 20.3.2026 13:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
02-20.03.2026 ~Sadraz




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!