Uykumu her gece böler kâbuslar.
Bir korku peşinden sürükler beni.
Karanlık odamda gözlerin ağlar.
Bu elem parçalar, sanki yer beni.
Saklanırım ürkek bir tavşan gibi,
Gün geçtikçe büyüyen, ruhumu zapt eden giz,
Öyle bir dert ki bu dert, dermanı sabırda yok!
Bir ölüm ki ruhumda Azrail’den habersiz;
Giyinecek kefende, girecek kabir de yok!
Çâresiz, sâdece gördük ve biraz vahlandık.
Böyle âcizliğe düştüyse bu ümmet, yandık!
Yüzümüz yerde ve utanmış gibiyiz, kimdendir?
Tarihin alnına nakşettiği kimliktendir…
Biz ki hep zulmedenin zulmüne nefret güderiz…
Çünkü hakkın bize emrettiği yoldan gideriz!
Şimdi otur....
'Ya ölümle' yada 'birtek seninle'
Dediğin günlerden bir türkü dinle...
Bak yine başlıyor hoyrat akşamlar
Şimdi başlar benim de bitmeyen çilem
Şimdi başlar benim de hıçkırıklarım
İlk önce penceremde karanlıkların
Sızdığı camlarda birazcık nem…
Ardından içeri giren hasretin
Dengi nadir bir çiçeksin erguvânım Dilruba
Erguvân aşkıyla yanmış bahçıvânım Dilruba
Gayrı senden başka bir şey görmez oldum kör gibi
Âh o nûrun âh o cilven… Müptelânım Dilruba
Gittin! uzaklardasın; şimdi yapayalnızım.
Maziyi her geçen gün hatırlarda,ağlarım.
Bitti gözümde yaşlar,fakat dinmedi sızım
Şimdi yaşı bitmeyen satırlarda ağlarım.
....................
Sende bir hüzün var derdini söyle
Hasret içinde mi kaldın istanbul
Kol kanat büküpte durulma böyle
Tatlı düşlere mi daldın istanbul
İçimde yara var yoktur merhemi
Aşık veysel’e
Kadir dostum sen şu meşhur
Bağlama’yı bilir misin?
O çaldıkça ta ciğerden
Ağlamayı bilir misin?
Sanki bir nur uyumuş cennetin efsunlu ve sır bahçelerinde.
Ve senin kubbenin altında uyanmış bu sabah.
Bir mehabet seherin ufkunu sarmış, bürümüş
İnlere kalmış daracık kıvrılan endamlı sokaklar.
Cinler yürümüş....
Denizin gözyaşı yağmur ….Mendili yerlerde çamur...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!