Feryâd'ı Kerbela(hz.hüseyn)

Gökhan Öztürk 3
35

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Feryâd'ı Kerbela(hz.hüseyn)


​Güneş yandı semâda, çekildi lutf-u ihsan,
Susuz kaldı dudaklar, ağladı ehl-i iman.
Deşt-i Kerbelâ oldu bir mahşer-i musibet,
Zulmet içinde kaldı o nurlu Âl-i İsmet.

​Fırat akar bî-karar, lakin yolu bağlandı,
Hüseyin’in nâlesiyle arş-ı a’lâ dağlandı.
Tişne-leb yavrucaklar "su" diye feryâd eyler,
Zâlimler kılıç çekmiş, sanki kıyamet peyler.

​O Şâh-ı Şehidân ki, Peygamber’in gülüydü,
Bu dünya zindanında, hakkın nurlu diliydi.
Gonce-i bâğ-ı nübüvvet soldu kara toprakta,
Kanlı yaşlar döküldü, her bir solan yaprakta.

​Oklar indi sağanak, peyker-i nûr yarıldı,
Zeyneb’in feryâdıyla gökyüzü sarsıldı.
Zulm-ü bî-nihâye ile boyandı kumlar kana,
Feda oldu o canlar, şu mukaddes canâna.

​Ey Şehid-i Kerbelâ, ey mazlum-u devran,
Sana ağlar her seher, dertli kalbiyle cihan.
Vuslat-ı Mevlâ için geçtin can u cihandan,
Ayırma bizi n’olur o mübarek kervandan.

Gökhan Öztürk

Gökhan Öztürk 3
Kayıt Tarihi : 6.2.2026 00:08:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Şiirde Geçen Bazı Kelimelerin Anlamları: ​Deşt-i Kerbelâ: Kerbela çölü. ​Âl-i İsmet: Günahsız ve pak olan Peygamber ailesi. ​Tişne-leb: Dudakları susuzluktan kurumuş olan. ​Şâh-ı Şehidân: Şehitlerin şahı (Hz. Hüseyin). ​Gonce-i bâğ-ı nübüvvet: Peygamberlik bahçesinin goncası. ​Peyker-i nûr: Nurdan gövde, nurlu vücut. ​Zulm-ü bî-nihâye: Sonu olmayan, sonsuz zulüm.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!