Azer babasını ikna etmek için yalvarıyordu:'Baba'diyordu-Bu yaşlı agaçtan bir fayda yok artık.Onu kesmek zorundayız.Hem eskisi kadar meyvası yok,hem
kesip kurutursak işimize yarar,kış boyunca odun dertimiz olmaz'
İhtiyar bir soz soylemeden geçmis yılları hatırlıyordu...Babası savasta şehit olmuş,anası bu haberi duyunca kalbi durmuştu.O zamanlar cok kücüktü...
Bu ayva ağacını onun dedesi dikmişti bahçeye,dikerken yaz yağmuru başlamıştı.Ninesi kocasını acılamıştı:'Bey,kendini düşünmüyorsan bari çocuğu düşün'-demişti.
Dedesi 'Bir şey olmaz'-demişti.Ağacı dikip kurtarıncaya kadar ıslanmışlardı.Eve gelmiş,sobanın etrafında oturarak çay içmişlerdi...
Dedesi ağacı ona emanet etmişti hastayken.'Samet-demişti:Artik sonum gelmiş.Affet beni,sana kiymetli bir miras bırakamadım'-deyerek ağlamıştı...
'Senden bir isteğim olacak'-demişti.'Söyle,dede'-demişti Samet.'Samet,bahçedeki ayva ağacına iyi bak.Ona baktıkca hep beni hatırla'-demişti...
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




tebrikler...
COK GÜZEL VE ANLAMLI . TEBRİK EDERİM AFİQ. KALEMİNE HAYRANIM. TEBRİKLERİM SONSUZDUR. TAM PUANLA SEVGİYLE
yüreğine sağlık.gercekten acıklı bir olayı dile getirmişsin..selam ve dua.
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta