Tir tir titriyordu çocuk, bir çığlık kapladı ortalığı. Çocuğun Annesi doktooor, diye bas bas bağırıyor, ümitsizce bir çare arıyordu. Cepte para yok, evde koca yok, çocuğu doktora götürecek araba yoktu. Yol bilmez, yolak bilmez, doktor bilmezdi. Kaptı çocuğunu kucağına yalın ayak, baş kabak düştü yollara Fatma Ana.
Sora sora Bağdat bulunurmuş derler, her derdin bir çaresini verirmiş Huda. Fatma anne doktoru buldu sonunda. Doktor iyice yaptı muayenesini, yazdı ilaçlarını ve dedi ki saplıcan senin oğlan. Satlıcan ya da zatürre tıp dilinde iyi biline.
Ne bilsindi Fatma Ana zatürreyi satlıcanı. Yeter ki iyi olsundu oğlunun biricik canı. Para dedi, borcum ne kadar doktor bey,
Sekreteri istedi parayı. Yokladı ceplerini Fatma Ana, cebinde beş para yoktu. Daha ilaç alacak, onu beslemek için yiyecekler alacaktı.
Parmağından yüzüğünü çıkardı Fatma ana, uzattı doktoruna.
Doktor, iyice baktı bu yüce gönüllü anneye
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta