Aslında çok şey istemez insan… ‘’Dünyalar benim olsun’’ demez!
Hani ‘Biri beni çok sevsin… Benim için yataklara düşsün… Yoluma ölsün!’ falan da değil… Hatta durmaksızın ‘seni seviyorum’ demesine dahi gerek yoktur…
Arada sırada, bir saat alarmının ötüşüyle değil, gönül verdiğimiz kişinin öpüşüyle uyanmaktır tek ihtiyacımız. Burnunuzun ucuna kondurulan, minik bir buseyle güne doğmak… Alnınızı okşayan sıcak yâr nefesiyle sabahı kucaklamak belki de…
Mesela ‘Hadi uyan! Kahven hazır!’ sesiyle gözlerini aralamaktan daha güzel bir uyanış olabilir mi? Ya da gece üzeriniz açıldığında, omuzlarınıza kadar yorganı çeken birinin ‘seni seviyorum’ demesine gerek kalır mı? Bazı davranışlar ‘seni seviyorum’ diye fısıldamak değil, tüm dünyaya bunu haykırmaktır…
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!



