Sen benim gonca gülümsün, ellerin olma sakın!
Kâlbim senin vazondur, dikkât et; kırma sakın!
Daha değerlisini bulsan bile, ne olur;
Aşkımın hatırı için, üstünde durma sakın!
(2 Aralık 1980)
Yıldız Parkına gittim yine dün,
Yaşamaya anılarımı.
Dost duydu da geldi yine,
Saklamaya çalıştığım hıçkırıklarımı.
Tüyleri ıslak ıslaktı, oturdu yamacıma,
Seni sordu ilk önce;
Haydi tut elimi dodtum, birlikte çıkalım yola.
Hani o sözünü ettiğn kayalıklara,
Mehtaba, güneşe, suya...
Tanıştır beni tüm doğaya;
Dala, yaprağa, semaya..
Tut elimi gidelim dostum;
Tüm dostlarınla dost olmaya..
(24 Kasım 1980)
Sanki sensiz, Senden uzak, sevginsiz.
Özleminle dolu yıllar, aylar geçmemiş gibi hiç;
Senden ayrı geçen saatlerin biri bile yıkıcı!
Sanki ellerini tuttuğum uzun yıllardır:
Başını koyduğun başıma, yanağını yanağıma...
Bu ne açgözlülük daha bugün bulduğuma,
Ağaçlarla, sarı sarı yaprakların,
Yağmurun, güneşin,
Islanmış toprakların,
Hele de o buselerin kadar sımsıcak anıları yetsin bize!
Yok değilse; korkuyorum!
Sevgimiz, dostluğumuz, bu koskoca aşk,
Öleceğiz be gülüm,
İkimiz de öleceğiz.
Bir öncekinden habersiz;
Sen başka bir bedende,
Ben başka bir bedende,
Belki yine geleceğiz.
Ne işin var, üzerinden
Otuzüç yıl geçti mâdem
Hâlâ rüyâlarımda?
Hem de mahzun,
Hem de mahcup, sevgi dolu;
Hem de ondokuzunda.
Dokuzunda bir kız sevdim,
On dokuzunda âşık oldum..
Ve altmışında bir kadın;
Hâlâ umursuz,
Hâlâ kırgın,
Sevilmeyi bilmiş ama,
Çok sevdiğim bir kız vardı.
Bana aşkı anlattı.
Aşk açmadan solmakmış meğer.
Meğerse aşk, çok sevip ayrı kalmakmış.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!