Mutlu olmamaya ne sebep var ki
Çiçeğe bak, kuşa bak, aya bak, güneşe bak
Böyle sıkılmaya ne gerek var ki
Çalışmaya bak, oynamaya bak, işe bak
Hüzünlü olmaya ne gerek var ki
Vicdana bak, gönlüne bak, eşe bak
Yine seni andım da bu gece
Elimde kalemim önümde resmin
O eşsiz hayalin gözlerime gelince
Canlansaydı ne olur canlansaydı o cismin
Bak yine yalnızım ben bekar odamda
Gözümde hayalin dilimde ismin
Senle ben zıt iki kutup gibiyiz
Sen güney, ben kuzey
Ben sessiz, durgun ve hafakan
Sen sıcak, ateşli ve hep yakan
Dingin ama el değdirilemeyen
Her an harekete geçebilen bir can
Otuz beş yaş derler “ömrün yarısı”
Tıpkı sonbaharda yaprak sarısı
Belki bir otuz beş daha var amma
Bil ki belli olmaz bundan gerisi
Bu yaşın öncesi goncaydın gonca
Ne gecem var benim ne de gündüzüm
Ömrü yarıladım gülmedi yüzüm
Açmadan kurudu bağımda üzüm
Kader benim senden nedir çektiğim
İnsanda olmalı birazcık talih
Kimler konup göçtü bu dünyadan
Kimleri bağrına almadı toprak
Yalandır diyorlar bu dünya yalan
Kaç gülmemiz kesildi ağlayarak
Kaç kişinin ardından bakakaldık
Sen hiç bana yaramıyorsun
Sen olunca dertlerim azıyor
Sen olunca hayatın tadı olmuyor
Yediğimden bile zevk alamıyorum
Seninle içim sızılıyor
Seninle yüreğim kazılıyor
Yaprak dökümü gibi ayrılıyoruz bir bir
Sarartılıp ta solan düşen yaprak misali
Bizi yettiren toprak alıyorken bağrına
Kim yaşamayacak ki ibret veren bu hali
Ölüm belki ayrılık ama ortak noktamız
Zorlama kendini konuşmak için
Bana sevgi ile bakışın yeter
Gönül pınarımın akıtman için
Berrak bir su gibi akışın yeter
Seni anlatmaya bulamam tarif
Artık her şey değişti
Ne sen eski sevgili
Ne de ben eski seven
Bir rüzgardın geldin geçtin
Kapıldım istemeden
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!