Sensiz ne baharın tadı var ne yazın
Gözlerim yağmura gönül sana hasret
Yapraklar dökerken usul usul güzün
Ben eski eylüle eylül sana hasret
Yaşamanın inan sendin tek gayesi
Meğer aşktan yana yokmuş bir payesi
..
Nasıl anlatsam seni Eylül
Yaprak yaprak döktüğün gözyaşlarını mı?
Serin serin esen yüreğini mi?
Mağrur ve ağlamaklı bakan gözlerini mi?
Seni nasıl anlatsam Eylül! ...
Bir başkasın kalbimde tıpkı sevdam gibi
Bir farklısın sen
..
'...Bir eylül sabahının sessizliğindeydi dünya,
Güneşin mahmur bakışlı ışıkları
bizim parmaklarımızı okşarken,
Bir bülbülün şakımasını hissetti dudaklarım,
Sevgiyle sunulan bir kelime günaydını duyarken.....
..
bir eylül sabahı erkenden kalkıp
kalbimi bütün yakanları
bir yere toplayıp
içlerinden yine seni seçeceğim
..
Sararıp solan bir gül
Güle ağlayan bülbül
Ve işte geldi yine
Hüzünlendiren Eylül
..
Beni senden vazgeçirendi aslında
Seni bana getiren bir eylül akşamı
Yani ayrılıkların ayı
Yaprağın ağaca yeşilin doğaya
Ve senin bana
Gelişin yağmurluydu
..
Kim derdiki dökülecek sevdalar dudağımdan
Kaderim gülecek kadar düşkün değilki bana
Hele hele yapraklar sararmışken sonbahardan
Esintin vurdu yüzüme o Eylül akşamından.
Bana yabancı değildin, toz tutmuş anılardan
Fazla toz pembe değil, karanlık rüyalardan
..
bir rüya gördüm
eylül'de kuzeyde
bir rüya
kuzeyde
ve eylül neminde
bir rüya gördüm
..
Yavaş Yavaş kayboluyoruz,
Eylül gelmeyecek
İkiye bölünüyoruz.
Dudaklarımızda
O buğulu öpücükler,
Olmayacak artık.
Çünkü eylül gelmeyecek,
..
Ama herkesin icinde bir eylul vardir...
Sokaklari olesiye yalniz
Yagmurlari biteviye yorgun
Asklarin ve savaslarin geride biraktigi sehirler gibi
Yenilmis ordularin agirliginca
Ama butun geckalmisliginca
..
Rüzgarın eylül bıraktı;
.Üstümde sarı düğmeleri ilikli naftalin kokulu bir öykü.
Zaman sonbahar sayfalarına sıkışan gül kurusu.
Rüzgarın eylül bıraktı
Şimdi ismini aysız gecelerde yazıyorum.
Yalnız sokak lambalarının ışığında nefes alıyorum
..
çıldırmıştı güz
eylül esiyordu yapraklar
ben
tarihin misafiriydim
insanlığın, hiçe sayıldığı zamanlarda
yapraklar soluyordu
..
önce güneş gülümsedi
karşı dağın arkasından
gülümsedi tüm benliğiyle, çırılçıplak
duvarlar kucak açtı bitkin şehre
işte çocuk sesleri
çığlıklar huzur içinde
sevinci yüreğine taşan sokak
..
günübirlik
gelgeç sevdalardı
ne fark ederdi ki
yaşanmış
ya da eksik kalmış
Eylül 2014
..
bir dinozor sevda benimki
milyonlarca yıla dayanan
bilmem kaç ton ağırlığında
nesli tükenmekte olan
Eylül 2014
..
hayatın gurmesi olsaydım
tadıp ta her türlüsünü
sadece iyilikleri tattırmak için
Eylül 2014
..
karşılıklı içmeyeli
iki çay daha demeyeli
muhabbetiyle
yüreğimizi ısıtmayalı
yıllar oldu
Eylül 2014
..
tutulmuş ay güneşe
dünyaya ne
birbirimizi tamamlarız
ellere ne
Eylül 2014
..
sevdam
ayın çekiminden daha güçlü
hem denizin
kabarmasından belli
ve alçalmamasından
Eylül 2014
..
bugünlerde
sessizlik hakim
sensizliğin öncesi
fırtına habercisi
Eylül 2014
..



