Zaman odalara ayırmış kalbini
Birinde bana da yer vardır belki
Bir yanımız kumral ışık salkımı,
Bir yanımız hep akşam;
Akşamın kenarı hüzün,
Hüznün kenarı bulut,
Yağmur davetiye beklemez ki…
Yağmurun kendisi nida
Ve her günümüz bir veda
Gölgeyle gövdem arasındaki bağ
Çok geçmez, filizlenir diken uçlarında.
Zencefil, karanfil ve karanlık
Mevsim koşusunda bahar/atlar
Ah bu güzel yüze olacaklar
Şimdiden cam kırıkları döküyor kalbime
Kalbim karalı, kalbim yaralı
Gözlerinden kaçan yavru maralı
Yağmur sonu gökkuşağı kucaklar.
Ve gezinir gözlerinde başkaları
Gidişinle yağmur getiriyorsun
Bilmeden bulanıyor gönül suları
Uçurtmasını kaçıran gül,
Neden hüzün telkin ediyor;
Neden hüzün telkin ediyor hep
Durmadan uzayıp giden raylar,
Niçin bütün mevsimler eylül
Ve bütün aylar…
Eylül pınarlarının besteleriyle
Kandırdım kalbimdeki sızıyı
Kırık sözler ne kadar anlatır
Kırk yerinden kırılan kalbime
Kurşuni bulutların nasıl ağdığını,
yağmurun nasıl yağdığını;
Çiseleyen bir gözün
kalbimi nasıl sağdığını,
Nasıl anlatır nasıl
Kırık cümleler ve kırık sazlar,
Ya olur ya olmazlar
Öğrenilmiş, soğuk ve naylon nazlar?
Nasıl anlatır
Süslerini yitiren bir yaranın doğusunu, batısını?
Kim dinler eylülde çatlayan narları,
Ve nasıl susar
Bulutlar besteleyen eylül pınarları?
Kayıt Tarihi : 16.11.2009 23:20:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (2)