Felekten damlayan mürekkebin libas giydiği aydı Eylül.
Gecesi Süreyya yıldızlarıyla dizilmiş hurinin boynundan dökülen incilerdi.
Her dökülen mühre,fecri ışıl ışıl aydınlatıyordu.
Kevkeb nuruyla destek veriyor gök gündüzdeydi.
Fecri kazif,fecri sadığa büyük bir arzuyla feda ediyordu.
Minareden ezan sesi,dünden kalma gözlerle mor halkalar perdesindeydi.
Hüccetler gösteriyordu ki çağ açıp kapatacak lüzumla karalacaktı kitaplara.
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Devamını Oku
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim




Hüsamettin bey,elzem yorumunuza ve ziyaretinize şükranlarımı arz ederim efendim.
Sizinde şiirler kafiye,redif...anlamlı haliyle bir uyum içinde kaleminize sağlık...
Selam,saygı mukabilinde esenlik dilerim.
Ne güzel demişsiniz
dilinize sağlık
beğeni ile okudum
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta