Eylül, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 9. ayı olup 30 gün çeker. Arapça eylûl, Süryanice 'üzüm' anlamındaki aylûl'den (üzüm ayı) gelmektedir.
Hristiyanlar bu aya 'İstavroz ayı', 'Haç ayı' ya da Karadeniz'de değiştirilerek 'İstavrit ayı' derler. Avram Galanti Bodrumlu yaptığı araştırmalar ile Türklük İncelemeleri kitabında Akadlıların altınca ayı olduğunu ve sevinçten haykırmak anlamına geldiğini savunmuştur.
Eylül adının İngilizce karşılığı olan 'September', Latince 7 anlamına gelen 'septem' den gelir. Eylül, M.Ö. 153 e kadar, eski Roma takviminde 7. ay idi.
Bilimsel bir giriş oldu doğrusu..
hani bilinse de olur bilmese de, ayrıntıları severim ben. Bakın Eylül sevinçten bağırmak anlamına da geliyormuş, belki istavrit ayı da olması nedeniyle sevinçten bağırıyorlardır aynı zamanda eskiden ne dersiniz?
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




hayatın özünü yansıtmışsınız muhteşem esrinizde değerli şiir yürekli arkadaş..Tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyorumm
Baharla başlayan içimizdeki ve tabiatdaki uyanış.sonbaharın başlangıcı yani EYLÜL le braber . saramaya solmaya ,yeni bir uyanışa kadar aramızdan ayrılmaya yüz tutar.Ayrılıklar insan piskolojisinde hüzündür.koyboluş yok olmaya yüz tutuş . ve bu ayrılıga isyandır EYLÜL.Bir başkaldırı haykırıştır EYLÜL. .Güzel bir nesir yazıydfı EYLÜL Kutlarım s-Saygılarımla. EROL SAGUN.
Her mevsimin ayrı bir tadı vardır, tek gerekli donanım farkındalıktır aslında. Etrafımızdaki tüm güzellikleri fark edecek kadar yaşam sevincine sahip olmak .....................Evet hocam haklısınız eylül ayı yeni yıla hazırlık telaşıyla gümbürtüye gidiyor...Kutluyorum didaktik anlatımınızı.. Zordur öykü şiir yazmak ve okunur yapmak.....
sanki şiir değil de düz yazı olmuş gibi:))
Eylül serin, Eylül hüzün.
Ne çok yazı yazılmış Eylül e, ama en çok da hüzün ile yan yana... ve ayrılık.
Gemiler daha hüzünlü salınır Eylül denizinde, gözler daha dalgın, her an ağlamaya, boşalmaya hazırdır bu mevsimde ademoğlu. Nedensiz bir hüzün derinden,
Bir senfoni oluşturur doğa, güneş ile bulut, rüzgar ile yaprağın, yağmur ile gözyaşının bestelediği, buruk, hüzünlü bir senfoni!
.........
eylülde bu yazıyı tekrar okuyacağım, kesinlikle sizin gözlerinizle bakabilmek için eylüle..
tebrikler efenedim güzel bir yazı okudum saygılarımla
Eylül de görüştüğümüze sevindim İbrahim bey, teşekkürler..
HER EYLÜL; VEDA KAPISINA AÇILMAZ...
HER VEDA YARIM ÖLÜMDÜ, BİLİYORDUN EYLÜL...
...
kutlarım sayın Ünlü
eylülü yaşattığınız için teşekkür ederim..
çok çok iyi bir çalışma
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta