Ey gönül koparan (dil-rübâ) sevgili,

Ali Rıza Ünal
1371

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Ey gönül koparan (dil-rübâ) sevgili,

Mesnedi suphaniye divanından
Ey kalpleri süsleyen,ey kalpleri ziynetlendiren,
Sen ancak kendi güzellinin ehlisin Ey Dil-ârâ(y) ,
Sen bir batkında,canıma,canımı kaynatıverdin,
Sen bir atkında kanıma,kanımı oynatıverdin,
Sen bir baktınmı canlar yoluna dilber kesilirde,
Her bir dilberin, periveş pervane olur senin bakışın,
Gönüller koparırda,çığlığı feryadı alemin altını üstüne getirir,senin aşkından bir göz yaşı damlasa biz tufanında boğulup helak oluruz,sen sırdaşının gözünden bir batkında, dünya padişahlarının şerrinden bıkıp şeriatını yerine getirmek için idam fermanını uygulamış
bi haddi,şaki,günahkârı cennetine koyuverdin,senin aşkını
rahmetini gören aşıkların,erlerin kötülere batktılarda kendilerinden utanadılar,senin cilvenin sonu gelmezki,sen öyle bir sevgilisinki,hem kendine kulunu aşık edersin hem,aşığını kendinden kıskanırsın,hani bir gün aşığının yolunu gül bahçesine düşürdünde o şaşkına dedinya hazır al yanağım duruken goncalaramı bakarsın,aman,aman,ya medet, aşığında dediya ne yapayım onlardakide senin ışığındır-ey sevgili kendime dur desen müşrik olurum,ey gönülleri şeş eden,ey sinelere eş eden,
ey,la nın küfründen bizi baş aşağı dururken baş yukarı,eden peri,bizi illa,ya çektinde o illayı bile kıskanıp şirk ettin sen her şeyi bırakta zatımı an dedin,oysa biz la ilahe deyip dururdukta ahmakça senden sevap beklerdik,tabiki senin sevabının taliplerine sevabın Haktır lakin ben seni gördümde sevabından hayaya düştüm ey-dil-efsun ey dil-füsun sevgili-senin baktğın senin dokunduğun yere baha biçilirmi? Hani dünya padişahlarından bir padişah, ordusu ile sefere giderken konaklama yerinden tebdili,kıyafet şöyle bir gezintiye çıkmıştıda,
oralarda gezinirken bir köylü fukara eşeği ile çalı çırpı,topluyorduda o dünya padişahı fukaraya bir selam verdi ve şöyle bir baktı,işte o selam o bakış fukaranın
bekası oldu,dediya padişah ey çalışkan adam ne yapacaksın o çalıları,o da soran kişinin padişah olduğunu nerden bilsinki,dediki bu çalı,çırpıyı toplarım iki somun karşılığında satarım,işte bu benim bu günkü rızkımdır,
dedi,padişahta peki sana ne yardımım dokunur,fukarada,
şu çalılarımı,eşeğime yüklersen benim için devlettir,
padişah derhal fukaranın eşeğine çalıları yükledi sardı,
ve iyice bağladı,ve padişah,sordu başkaca isteğin varmı,? Fukara yoktur efendi, bu yardımın bana devlettir,Allah razı olsun sizden işiniz gücünüz ras gelsin diye duada bulundu,padişah oradan sessizce otağına döndüde, sultanlık gereği kıyafetlerini değiştirdi,ve askerlerine o yoksulun yolunu bu tarafa çevirin dedi,
tabi ki emir yerine getirilmek üzere askerler fukarayı eşeği,ile beraber yolunu otağa mecburi istikamet ettiler
fukara baktıkı kurtuluş yok istikamete uyup gele,gele ne görse çalı,çırpı yüklettiği padişah imiş vay be biz padişaha hammallık ettirmişiz.hemen fukara akıbeti görür ve işte bu gün devlet kuşu bana konmuştur der ama padişahı tanımazdan gelir, padişah derki ey rızkının hizmetçisi o çalıları ne yapacaksın? Fukara onları iki somun parasına satacaktım, padişah e der peki ben o çalılara on somun parası vereyimde bana sat der padişah,
fukara hayır olmaz onları değil on somuna bin somuna bile vermem der, padişahın vezirleri kızmaya başlar sultanın işaretini beklerlerki şu densizin başını vuralar,lakin padişah bi garip huşu ve sûkunettedir,
peki der padişah,neden bukadar fahiş bir bedel istersin,bu çalı,çırpı kırıntısına be adam,fukara bu gün benim başıma devlet kuşu konmuştur. Bu çalı,çırpıyı bu eşeğe bir devlet padişahı yüklemiştir bu çalı çırpıya o yüce el değmiştir şimdi bu yüceliğe nasıl körlük yaparım. Nasıl bir bedel iterimki padişahın kadrine kıymetine eş olsun baha olsun ben bundan haya ederimder,
tabi,padişah bakarki karşısındaki,fukara,aşıklardandır,ariflerdendir,erlerdendir,çok hoşuna gider ve onun dünyalığını lütfeder, ey gönüllerin agâhı,ey gönülleri rahatlatan ey dil-âsâ—ey dil-aşub,acep senin baktığın,senin değdiğin yerin hali nicedir,seni görenin aklı başından giderde akıllığından baş aşağı gelir,ey sevgili sen sirkelik koruğa bir bakarsında o koruk,sultanların sofrasında helva olur,sen bir bakarsında en büyük günahlar af olur,sen bir bakarsında,şirk bile tevhid olur ey sevgili sen nasıl sevgilisin böyle bana batkında şarap meyhanelirden kurtulup erler meyhanesine giriverdim.sen ne güzel bakmadasın öyle,sen ne güzel yakmadasın öyle sen ne güzel çekip almadasın öyle senin yakışın şifadır aşığa hiç can acıtmaz hatta bi garip haz verir arife,ey cevher saçan güher-riz,ey cevher satan güher-fürüş ey gül yanaklı maddi manevi güzellik sahibi,
gül-i ruhsar,ey yüzü gülle örtülü pembe yüzlü,gül-nikab,
ey sevgili aç gülabdanı saç buhurdanlar ile nur-efşanı ki
gecenin ay-ı gündüzün güneşi haddini bilsin,açılki aşikâre görsün seni aşığın,seni görenin hali bir başkadadır,seni görenin tükenir şehvetide hayvaniyeti,de o ebediyen seninle vuslattadır,seninle gerdektedir, artık,onun ne haddine zina yapmak küllen ebediyen o senin mahkumun,ve esirin olmuştur-o ne güzel mahkumdur,o ne güzel,esirdir öyle,ey nurların nuru! nur-ul envar,ey çok
parlak ve güzel olan,canlı kılığına girmiş,tende cismi can olmuş nur, ey nur-i mücessem,ey akıl peredsine bürünen,dünyanın ve cennetin hur-i ey ahu gözlü cennet
kızlarınında, gılmanlarında hasedi,ey hiçbir gözün görmediği,ey hiçbir sözün izah edemediği, bilmediği periveş, neydi o neydi kim bilir ab-aliye,verdiğin iki sırdan öbürü söyleyenin katlini vacip kıldın,ifşasını haram ettin,yoksa ben ibadet ehline ecrini,veririm de lakin ona görünmekten haya ederim dedin,zatı-ı cêmâlin hakkı na burada,sukut-u sûkun kıldın-da aşığını bir nefes rahat kıldın,ey güzel,senin gölgeni yusufta gördüde aklı başından gitti züleyhanın,gönül mısır azine baş kaldırdı,senin yüz çevirdiğinin vay haline vay halineki,artık ona cahilliği,gafilliği bela edersinde önüne günahları yığıverirsin onun kendinden haberi olmaz, vay o ne bahtsızlıktır aman,aman ya medet,ne muştularki senin baktığın gönül şehvetten,zinadan,kurtulduda,vuslatında saklanıp gitti,ey kendini aşk hevesine kaptıran yalancı dönek aşıklardan olma sakın ey kendini aşık sanan sen aşk nedir bilirmisin sakın o sultana aşk numaraları yapma onun hilesi çetindir başını boşa vurdurursunda ne şehit ne gazi pisi,pisine gitti ahmak Niyazi olursun,hani bir hikaye vardır bir riyakar padişaha aşık olmuş ta padişah huzura almış o aşığı,demişki bu aşktan ya vazgeç bu diyarı terk et canını bağışlayım,,yada inadında durda başını şuracıkta vurdurayım,riyakar bakarki iş çok ciid hemen can derdine düşer de canı kurtarma sevdasına kapılır padişaha derki bize bu diyardan gitmek vacip oldu der,
padişah cêlâllenip muhafızlara vurun bu riyâkârın başını der, orada bulunan bir kumaş tüccarı,aman padişahım işte vaz geçip diyar terk istediya o onu af ediniz,padişah,hayır der eğer o başını verseydi bizim aşkımız için onu devlete alâ kılacaktım oysa bizim aşkımızı rezil etti bize na mahrem iken mahrem olma hevesına kapıldı,bize bir başını çok gördü o yalancı ve riyakârlardandır artık o baş ona haramdır dedi ve hüküm yerini buldu a benim cancağazın sen sen ol sakın çıkma bu erler meydanına eğer canı başı kıyanlardan değil isen nerde görülmüş aşkta canın,başın arın,namusun hesabı ha nerde görülmüş-ki,ey sevgili bu fakir aşığınada külli aşığınada buradan yazar çizersinde senin cahilin,gafilin bizi yazdı sanır ve görür eh ne yapayım nasıl görürse görsünler, benim senden gayrına gönlüm karardıda sen yine beni tutup çektin halvette,vahdete değilde kasrette vahdete nideyim oda sendendir zira..zira senin nazargâhın, olan civegâh gönül,bir batkında mescidi aksadan uruc ettide,kabe oluverdi.vesselam..

Ali Rıza Ünal
Kayıt Tarihi : 27.8.2006 15:14:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


menedi suphaniye divanı: Aliyy-ül Razan

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Ali Rıza Ünal